Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Halk Kültürümüzde bir kelime “İÇ”

Halk Kültürümüzde bir kelime “İÇ”

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sözlükler, bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan şey, oyuk; derinin, kaburganın veya kabuğun sardığı yer; akıl, gönül, yürek, öz, irade gibi insanın manevi varlığı diye tanımlıyor.

Ama unutmamak gerekir ki “iç” aynı zamanda aile, ocak, ev, yuva, vatandır ve çok doğurgandır. Mesela “vatan için” sözündeki “için”, sebep arayan “niçin”, hapishane anlamındaki “içeri”, ihtiva etmek anlamındaki “içermek”, muhtevanın eş anlamlısı “içerik”, kitaptaki “içindekiler”, duygulanmanın veya taneye durmanın fiili “içlenmek” ondan türemiştir. Yani dışı ve dışarısı olan her şeyin “içidir” o. Dede Korkut’taki “Dış Oğuz”un “İç Oğuz”u, Türk ailesinde “dışişleri”nin yanında “içişleri”dir.

Halkın tercihi “iç” yönünde olsa da öteden beri şehirli literatürde Arapça “dâhil” ile Farsça “derun” eş anlamlı veya nüanslı olarak dilimizde yüzyıllardır “iç” ile “içli dışlı olmuş”; Türkçe “insanın içini rahatlatan” kendine özgülüğü, özgüveni ve üslubuyla üçünü de adeta “avucunun içine almış”.

Bin yılların süzgecinden geçerek günümüze gelen ve Dedem Korkut’ça söylenmiş olan “hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmaz” sözündeki “içeri” ile Atatürk’ün en ümitsiz zamanlarda bile “insanın içine su serpen” Gençliğe Hitabesinde kullandığı “…memleketin dâhilinde…” diye başlayan ifadesindeki “dâhil” aynı anlamdadır ve halk dilinde duruma göre başarıyı veya uyarıyı anlatan “kaleyi içeriden fethetmek” deyimine dönüşür.

Türk kadın şairleri arasında müstesna bir yeri olan Leyla Hanım’ın muhtemelen “acısını içine gömen” bir “iç çekişle” söylemiş olduğu “zalim beni söyletme derûnumda neler var” mısraı, şiirin bütün kıtaları bir yana insanın “içini sızlatan” bir mısra-ı bercestedir.

İç, insanın gönlü, ruhu ve manevi dünyası olduğu için yerine göre Türkçesi, Arapçası veya Farsçası kullanılmış olsa da hayatımızda o kadar büyük bir yere sahiptir ki, onunla yapılan deyimler ve atasözleri bir araya getirilse “içinde iç geçen” deyimler ve atasözleri ciltleri oluşur.

Mesela birine verilen değerin, duyulan hayranlığın veya sevginin “iç” ile yapılan o kadar çok deyimi vardır ki… “Ağzının içine bakmak”, “gözünün içine bakmak”, “içine sokası gelmek”, “canımın içi”, “içi ısınmak” gibi. “Bir fındığın içini yâr senden ayrı yemem” diyen Karadeniz türküsü de herhâlde bu “içtenlik”le söylenmiştir.

(Devamı var)

 

 

Halk Kültürümüzde bir kelime “İÇ”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter