Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KİM DEMİŞ AYNALARIN DİLİ YOK

KİM DEMİŞ AYNALARIN DİLİ YOK

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan bazen kendine en uzak olduğu yerde, en yakın sandığı şeyin karşısında yakalanır; Aynada. Bir yüz bakar ona; tanıdık, alışıldık, hatta çoğu zaman ezbere bilinen bir yüz… Ama o yüzün ardındaki hikaye ne kadar tanıdıktır? Kim demiş aynaların dili yok diye?

Konuşurlar. Hem de öyle bir konuşurlar ki, insanın içinden kaçmak istediği ne varsa tek tek önüne dizerler.

Aynalar yalan söylemez. Ama biz çoğu zaman onların söylediklerini duymamak için kulaklarımızı tıkarız. Çünkü aynaya bakmak sadece bir görüntüyü görmek değildir; aynı zamanda bir hesaplaşmadır. Kendi vicdanınla, kendi geçmişinle, kendi eksiklerinle yüzleşmektir. Bu yüzden bazı insanlar aynalardan kaçmaz; aynalarda kaybolur. Bazıları ise aynalara hiç bakmaz, çünkü gördüğü şeyle yaşamak istemez.

Toplum olarak da aynalarımız var aslında. Sokaklar, şehirler, çocuklar, yaşlılar… Hepsi birer aynadır. Bir çocuğun gözündeki korku, bir annenin yüzündeki yorgunluk, bir yaşlının sessizliği… Bunlar tesadüf değildir. Bunlar bize kendimizi anlatan, bize bizi gösteren aynalardır. Ama biz ne yapıyoruz? Görmezden geliyoruz. Çünkü görmek sorumluluk getirir. Sorumluluk ise değişim gerektirir. Değişim de çoğu zaman konforumuzu bozar.

Bugün bir mezarlığın içinden geçerken başını kaldırıp etrafına bakan kaç kişi var? Kaç kişi o taşların sadece taş olmadığını, bir zamanlar bir hayatın, bir nefesin, bir hikâyenin son durağı olduğunu hissediyor? Üzerinden geçilen her mezar aslında bir aynadır. Bize ölümü değil, yaşamı hatırlatır. Ama biz ne yapıyoruz? Üzerinden geçip gidiyoruz. Çünkü durmak, düşünmek demektir. Düşünmek ise sorgulamayı beraberinde getirir.

Aynalar sadece yüzümüzü değil, değerlerimizi de gösterir. Bir toplumun aynası, onun en zayıfına nasıl davrandığında gizlidir. Eğer bir toplum çocuklarını koruyamıyorsa, yaşlılarını yalnız bırakıyorsa, doğasına sahip çıkamıyorsa… O aynaya bakmak cesaret ister. Çünkü orada görülen şey sadece bir görüntü değil, bir gerçektir.

Peki biz bu gerçekle ne yapıyoruz?

Çoğu zaman onu örtmeye çalışıyoruz. Makyaj yapıyoruz. Süslü kelimeler kullanıyoruz. Sorunları halının altına süpürüyoruz. Ama aynalar makyajı sevmez. Onlar gerçeği gösterir. Ne kadar kapatmaya çalışırsanız çalışın, bir yerden sızar o gerçek. Bir çocuğun çığlığında, bir kadının gözyaşında, bir gencin umutsuzluğunda çıkar karşınıza.

Bugün gençler neden gitmek istiyor? Neden başka ülkelerde hayal kuruyor? Çünkü aynaya baktıklarında umut görmüyorlar. Çünkü o aynada adalet yok, eşitlik yok, güven yok. Ve insan aynada kendini görmek isterken, aslında geleceğini de görmek ister. Eğer o geleceği göremiyorsa, o aynadan kaçmak ister.

Aynalar bazen acımasızdır. Ama o acımasızlık, aslında bir uyarıdır. “Bak” der sana, “gör ve değiş.” Ama biz çoğu zaman bu uyarıyı bir eleştiri olarak algılar, savunmaya geçeriz. Oysa aynalar düşman değildir. Onlar en dürüst dostlarımızdır. Çünkü kimse sana kendin kadar açık konuşamaz.

Bir gün herkes aynanın karşısına geçecek. Makamlar, unvanlar, paralar… Hepsi bir kenara bırakılacak. Geriye sadece bir insan kalacak. Ve o insan kendine şu soruyu soracak: “Ben gerçekten kimdim?” İşte o an aynanın dili en yüksek sesle konuşacak.

Belki de asıl mesele aynaların konuşup konuşmaması değil, bizim onları dinleyip dinlemememizdir.

Çünkü aynalar hep konuşur.

Bir öğretmenin gözünde konuşur, “Ben elimden geleni yaptım mı?” diye sorar.

Bir yöneticinin karşısında konuşur, “Adil miydin?” diye hesap sorar.

Bir anneye bakar, “Sevgin yeterince hissedildi mi?” der.

Bir gence sorar, “Vazgeçmek zorunda mıydın?”

Ve en önemlisi…

Bir topluma sorar; “Sen ne zaman kendin olmaktan vazgeçtin?”

Bugün ihtiyacımız olan şey yeni aynalar değil. Var olan aynalara dürüstçe bakabilmek. Kendimizi kandırmadan, bahane üretmeden, suçlamadan… Sadece görmek. Çünkü görmek, değişimin ilk adımıdır.

Belki de bu yüzden bazı aynalar kırılır. İnsanlar onları suçlar, “bozuk” der. Oysa bozuk olan ayna değil, ona bakmaktan korkan bakıştır. Aynayı kırarak gerçeği yok edemezsiniz. Sadece kendinizi daha karanlık bir odada bırakmış olursunuz.

Ve unutmayalım…

Aynalar sadece bugünü değil, yarını da şekillendirir. Çünkü kendini tanımayan bir toplum, geleceğini inşa edemez. Kendine dürüst olmayan bir insan, başkasına adil olamaz.

Şimdi bir an durun.

Bir aynanın karşısına geçin. Ama bu sefer sadece yüzünüze bakmayın. Gözlerinizin içine bakın. Orada ne görüyorsunuz? Yorgunluk mu? Umut mu? Kırgınlık mı? Yoksa hâlâ bir şeyleri değiştirebilecek bir güç mü?

Cevap ne olursa olsun, ondan kaçmayın.

Çünkü kim ne derse desin…

Aynaların dili vardır.

Ve o dil, susmaz.

KİM DEMİŞ AYNALARIN DİLİ YOK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter