Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bu abi çok kafa!

Bu abi çok kafa!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her mahallenin, her şehrin, her dönemin birkaç karakter insanı vardır. Hani gençlerin kendi aralarında konuşurken “Bu abi çok kafa ya…” dediği insanlar. Öyle makamıyla, parasıyla, şöhretiyle değil; duruşuyla, samimiyetiyle, insanlığıyla dikkat çekenler…

İşte bazı insanlar vardır ki, onları anlatmak için uzun unvanlara gerek duyulmaz. Çünkü onlar kartvizitleriyle değil, bıraktıkları izlerle tanınırlar.

Bu abi çok kafa…

Çünkü herkes konuşurken o dinlemeyi bilir.

Herkes bağırırken o sakin kalmayı başarır.

Herkes kendi çıkarının peşindeyken o memleketin derdini dert edinir.

Şimdiki zamanda bu özellikler biraz “eski model” gibi görünse de aslında en güncel ihtiyaçlarımızdan biridir.

Bugünün dünyasında insanlar artık bilgiye ulaşmakta zorlanmıyor. Telefonu açıyorsun, dünyanın öbür ucundaki haberi saniyeler içinde öğreniyorsun. Ama samimiyete ulaşmak zorlaştı. Güven bulmak zorlaştı. Menfaatsiz insan görmek zorlaştı.

İşte gençlerin “Bu abi çok kafa” dediği insanlar tam da burada devreye giriyor.

Çünkü onlar nasihat vermeden örnek oluyorlar.

Sürekli kendilerini anlatmak yerine başkalarını anlamaya çalışıyorlar.

Her konuda uzmanmış gibi davranmıyorlar ama her konuda fikir üretebiliyorlar.

En önemlisi de insanlara tepeden bakmıyorlar.

Gençlerin radar sistemi çok gelişmiştir. Bir insanın samimi olup olmadığını çoğu zaman birkaç dakika içinde çözerler. Siyasetçi olabilir, esnaf olabilir, öğretmen olabilir, iş insanı olabilir…

Eğer söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyorsa gençler onu çoktan “sistem dışına” atmıştır.

Ama içten davranan birini gördüklerinde hemen sahiplenirler.

“Bu abi farklı.”

“Bu abi bizi anlıyor.”

“Bu abi çok kafa.”

Çünkü gençlik kusursuz insan aramaz.

Gerçek insan arar.

Bir kahve masasında oturup saatlerce hayat konuşabileceği insan arar.

Bir sorun yaşadığında çekinmeden arayabileceği insan arar.

Kendisine nutuk atmayan, yanında yürüyen insan arar.

Aslında mesele yaş meselesi de değildir.

Nüfus cüzdanında kırk yazıp ruhunda yirmi yaşında olan insanlar vardır.

Bir de nüfus cüzdanında yirmi yazıp ruhunda seksen yaşında olanlar…

Genç kalmak biraz da merak etmektir.

Yeni fikirlere açık olmaktır.

Öğrenmeye devam etmektir.

Dün doğru bildiğini bugün sorgulayabilmektir.

Kendine gülmeyi bilmektir.

Mesela gençlerle sohbet ederken bazen teknolojiden bahsedersin.

Onlar üç uygulama anlatır.

Sen iki tanesinin ne işe yaradığını anlamazsın.

Ama yine de sohbet güzeldir.

Çünkü mesele uygulama bilmek değildir.

Mesele iletişim kurabilmektir.

Hatta bazen gençler öyle kelimeler kullanır ki sözlüğe ihtiyaç duyarsın.

“Abi içerik çok iyi.”

“Abi olay aşırı iyi.”

“Abi sen tam kafa adamsın.”

İlk duyduğunda insan “Acaba bana iltifat mı etti, yoksa yeni bir yazılım hatası mı oluştu?” diye düşünebilir.

Ama sonra anlarsın ki bu cümleler gençlerin samimi sevgisinin tercümesidir.

Toplumun da aslında böyle insanlara ihtiyacı var.

Çünkü her geçen gün kutuplaşan, ayrışan ve birbirine yabancılaşan bir dünyada köprü kuran insanlar çok kıymetli.

Bir tarafta öfkeler büyürken sakin kalabilenler…

Bir tarafta herkes birbirini suçlarken çözüm konuşabilenler…

Bir tarafta insanlar umudunu kaybederken umut aşılayabilenler…

İşte onlar gerçek anlamda “kafa insanlar.”

Çünkü akıllı olmak başka şeydir.

Bilgili olmak başka şeydir.

Ama hikmet sahibi olmak çok başka bir şeydir.

Hikmet sahibi insanlar karşısındaki insanın ne dediğini değil, neden dediğini anlamaya çalışırlar.

Kırılanı fark ederler.

Sessiz kalanın sesini duyarlar.

Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanları görürler.

Belki de bu yüzden gençler onlara yakın hisseder.

Çünkü gençlik sadece eğlence değildir.

Gençlik aynı zamanda anlaşılma ihtiyacıdır.

Gelecek kaygısıdır.

Hayal kurma cesaretidir.

Daha iyi bir dünya istemektir.

Ve bu duyguları küçümsemeyen herkes gençlerin gözünde ayrı bir yere sahip olur.

Bugün etrafımıza baktığımızda çok fazla konuşan insan görüyoruz.

Ama az dinleyen insan görüyoruz.

Çok fazla eleştiren insan görüyoruz.

Ama az çözüm üreten insan görüyoruz.

Çok fazla şikâyet eden insan görüyoruz.

Ama az sorumluluk alan insan görüyoruz.

Bu yüzden gençlerin dilindeki o kısa ama anlamı büyük cümle aslında önemli bir ölçüttür:

“Bu abi çok kafa.”

Bu cümlenin içinde güven vardır.

Samimiyet vardır.

Saygı vardır.

Birlikte yol yürüyebilme isteği vardır.

Çünkü gençler sahte kahramanları değil, gerçek insanları sever.

Kusursuzları değil, dürüstleri sever.

Ulaşılmaz olanları değil, ulaşılabilir olanları sever.

Belki de hepimizin ihtiyacı olan şey tam olarak budur.

Biraz daha insan olmak…

Biraz daha dinlemek…

Biraz daha anlamak…

Biraz daha umut olmak…

Ve günün sonunda arkamızdan büyük unvanlar değil, küçük ama anlamlı bir cümle duyabilmektir kiymetli olan.

“Vallahi bu abi çok kafa…” gibi..

Bu abi çok kafa!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter