Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Atatürk Milas’ta Ne Gördü?

Atatürk Milas’ta Ne Gördü?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir şehri tanımak için bazen sokaklarında yürümek yeterlidir. İnsanların yüzüne bakarsınız, çarşısını gezersiniz, üretimine, tarihine ve umutlarına dokunursunuz. İşte Mustafa Kemal’de yurt gezilerinde bunu yaptı. Gittiği şehirlerde sadece karşılanmadı; dinledi, gözlemledi, düşündü ve geleceğe dair notlar aldı.

5 Şubat 1931’de Milas’a geldiğinde gördüğü şehir, Kurtuluş Savaşı’nın zorluklarını yaşamış ama Cumhuriyet’in heyecanını yüreğinde taşıyan bir Anadolu kentiydi. İnsanların cebi zengin değildi belki ama umutları büyüktü. Çünkü yeni kurulan Cumhuriyet, herkese çalışarak yükselebileceği bir gelecek vaat ediyordu.

Aradan yaklaşık bir asır geçti.

Bugün aynı soruyu kendimize sormanın zamanı gelmedi mi?

Atatürk bugün Milas’a gelse ne görürdü?

Önce tarihini görürdü. Binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşıyan bu kadim şehrin eşsiz mirasını hayranlıkla izlerdi. Sonra zeytinlikleri, çam ormanlarını, arıcıları, halıları ve bereketli toprakları görürdü. Bu coğrafyanın ne kadar büyük bir üretim potansiyeline sahip olduğunu bir kez daha fark ederdi.

Ama yalnızca bunlara mı bakardı?

Elbette hayır.

Şehrin gençlerine bakardı. Gençler umutla mı yaşıyor, yoksa başka şehirlerde gelecek mi arıyor? Esnafa bakardı. Çarşı canlı mı, yoksa dükkânlar birer birer kepenk mi indiriyor? Üreticiye bakardı. Alın teri hak ettiği değeri buluyor mu?

Bir şehrin gelişmişliğini sadece yapılan binalarla ölçmezdi. İnsanların eğitimine, üretimine, kültürüne ve birbirine olan güvenine bakardı. Çünkü Atatürk’e göre kalkınma, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda zihinsel ve toplumsal bir dönüşümdü.

Milas bugün çok büyük değerlere sahip. Dünyaca tanınan zeytinyağı, kaliteli çam balı, köklü tarihi, doğal güzellikleri ve kültürel zenginliğiyle birçok şehrin sahip olmak isteyeceği imkânları barındırıyor.

Fakat şu soruyu da sormak gerekiyor:

Bu değerleri gerçekten bir dünya markasına dönüştürebildik mi?

Sahip olduğumuz zenginlikleri sadece konuşuyor muyuz, yoksa onları planlı, sürdürülebilir ve ortak bir vizyonla geleceğe taşıyabiliyor muyuz?

Atatürk’ün en büyük mirası, “çalışmak” kadar “düşünmek”ti. O, hiçbir zaman günü kurtaran çözümlerle yetinmedi. Her zaman uzun vadeli hedefler koydu. Bugün Milas’ın da en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de budur: Günlük sorunların ötesine geçen ortak bir gelecek vizyonu.

Şehirler, sadece belediyelerin ya da kamu kurumlarının çabasıyla gelişmez. Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, odalar, üreticiler, gençler ve vatandaşlar aynı hedefte buluştuğunda gerçek kalkınma başlar.

Milas bunu başarabilecek birikime sahiptir.

Ancak bunun için birbirimizi eleştirmekten çok birbirimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz. Ayrışmak yerine ortak aklı büyütmeliyiz. Çünkü Atatürk’ün en önemli öğretilerinden biri de aklı ve bilimi rehber edinmekti.

Belki bugün Atatürk yeniden Milas’ın sokaklarında yürüse, eksiklerimizi de görürdü. Ama inanıyorum ki bu toprağın çalışkan insanını, üretme azmini ve Cumhuriyet’e olan bağlılığını da görür; geleceğe dair umudunu korurdu.

Bize düşen görev ise onu sadece anmak değildir.

Onun Milas’ta gördüğü çalışkanlığı daha ileri taşımak, bu kadim şehri hak ettiği yere ulaştırmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Milas bırakmaktır.

Çünkü Atatürk’ün ziyaretinden geriye kalan en değerli hatıra, birkaç fotoğraf ya da bir tarih değildir. Asıl miras, şu sorudur:

“Ben bu şehir için ne yaptım?”

İşte bu soruya vereceğimiz cevap, hem Atatürk’e duyduğumuz saygının hem de Milas’a olan sevgimizin en samimi göstergesi olacaktır.

Atatürk Milas’ta Ne Gördü?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter