Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SİYASETTE RİYAKARLIK

SİYASETTE RİYAKARLIK

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Riyakar, dilimizde en çok kullanılan kelimelerden bir tanesidir. Özellikle anlam bakımından, birçok cümle içerisinde kullanılan riyakar kelimesinin kısaca kelime anlamı, Arapçadan dilimize yerleşmiş olan riyakar kelimesi, sözlük anlamı bakımından incelendiğinde, olduğundan farklı görünme, ikiyüzlülük anlamlarını taşımaktadır. Riyakar Ne Demek?

Riyakar kelimesinin anlamı; toplumun, insanlığın etiğine, dinine aykırı yapılmakta olan davranışlardır. Riyakar kelimesi, bir sıfat olmakla beraber, TDK’ya göre ikiyüzlülük anlamına da gelmektedir ve kaçınılması gereken bir davranıştır. Ayrıca insanları yanıltmak veya aldatmak amacı ile, kendi çıkarları dahilinde yalan söylemekten kaçınmayan kişi, anlamına da gelmektedir.

TDK’ya göre riyakar kelimesi, kişileri kandırmak için yalana başvuran, sahte sözler ve vaatler vermekten kaçınmayan, bir dediği diğerini tutmayan, gösterişten ibaret, olarak açıklanmıştır. Özü ve sözü farklı olan, içinden farklı düşünüp, dışına farklı yansıtan kişi olarak da açıklanmaktadır. Riyakar kelimesine bir örnek olarak; başkalarına gösteriş yapma amacıyla, kendinde var olmayan bir şeyi varmış olarak gösterme durumu, olarak açıklanabilir.

PKK ile Oslo’da pazarlık yapıyorlar da, PKK’nın Güneydoğu’da şehirlere kasabalara yığınak yapmasına göz yumuyorlardı da adı ‘’Çözüm Süreci’’ oluyordu ya… FETÖ ile devletin yıllardır yaptığı uyarılarına, MGK kararlarına rağmen işbirliği yapıyorlar, ne istedilerse veriyorlar da sonra da adı ‘’aldatıldık’’ oluyordu ya…

TSK’nın kırk yılda yetiştirdiği pırıl pırıl subaylarını, generallerini ”Ergenekon”, ”Balyoz” vb. darbe masalları ile zindanlara atıyorlar da ”vesayetten kurtuluyoruz”, sonra da yine ‘’aldatıldık’’, ”pardon” diyorlardı ya…

Türkiye ’de demokrasi, riyakâr bir kandırmacadır. Halk kendi yöneticilerini seçmez; partilerin yönetimindeki azınlığın seçtikleri arasında bir tercih yapar. Lider ve yönetimleri oluşturulmuş değil ele geçirilmiş olan siyasi partiler; ülke sorunlarını tespit eden ve çözüm üreten fikir ocakları değil, iktidara geldikleri takdirde devlet mevki, makam, güç ve imkânlarının paylaşıldığı kurtlar sofrasıdır.

Fikirleri yayarak yeni üyeler ve aidatlarla mali güç kazanmak yerine, kendilerine katılımı kısıtlayan siyasi partiler, hazine parasına, güçten pay almak isteyen adayların resmi, gayrı resmi katkılarına meylederler. Milletin parasıyla milletin kuşunu vururlar; ama millete zırnık vermezler. Bu da yetmez! Ehil olan parti yönetimi adaylarından en fazla oy alanların ön seçimle sıralanması yerine; parti tabanları, liderler ve merkez yönetimini kapalı kapılar ardında binbir pazarlık, entrika ve dayatmalarla oluşturduğu listelere oy vermeye zorlanır. Parti lider ve merkez yönetimi aday listelerini oluşturur; aday listesi oluşturulduğunda da parti lider ve merkez yönetimi belirlenmiş olur. “Rabbena, hep bana!” misali kendi kendisini belirleyen siyasi parti lider ve merkez yönetimleri, milletvekili ve belediye seçimlerinde yarışacak adayları da kapalı kapılar ardında oluşturdukları listelerle belirleyerek halkın seçimine değil tercihine sunarlar.

Yani halk seçim yapmaz; siyasi partilerin önlerine sunduğu listelerden birisini tercih eder. Yani “ya kırk satır ya da kırk katır” durumu söz konusudur.

İktidarı yani kamu gücünü böylece ele geçirenler, hesap da vermezler. Tek hesapları sonraki seçimleri nasıl kazanacakları üzerinedir; halkı kandırabilsinler yeter! Kendileri hesap vermediği gibi en üst amiri oldukları kamu görevlilerinin hesap verip vermeyeceğine de onlar karar verirler; suç işlenmiş olsa bile! Kamu görevlileri siyasilerin isteğine uyarsa hiç hesap vermeyebilir; yerine getirmezse mahkemelerde süründürülebilir.

Bu riyakâr oyunun baş aktörü olan hesap vermez siyasiler, yasama ve yürütme gücünü ele geçirdiklerinde, yargı gücünü de ele geçirirler. Yargıyı göbeğinden bağımlı hale getirmeleri yetmez; içlerinden biri kazara hesap vermek durumunda kalırsa diye yargının elini kolunu da bağlarlar.

Tüm siyasi varlıklarını bunlar üzerine inşa etmiş olan siyasiler, milletimizin duygularını sömürerek toplumu kışkırtarak siyasi rant peşindedirler. Ama arşivler gün gelir sahtekarlıklarını yüzlerine vurur.

Esasında tüm siyasi partilerin tek ve vaz geçemeyecekleri ortak bir yanları vardır. Birbirlerinin çıkarlarını, kendilerinin çıkarları gibi düşünmek ve birbirlerine asla hesap soramamaktır.

Bu da milletimize karşı yapmakta oldukları siyasal riyakarlıktır.

SİYASETTE RİYAKARLIK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481