Özelleştirme, yaygın ve dar anlamıyla “bir şeyi kamu sektöründen özel sektöre taşımak” demektir. Ayrıca bazen, yoğun bir şekilde düzenlenen özel bir şirket veya sektörün daha az düzenlenir hale gelmesi durumunda deregülasyon ile eşanlamlı olarak kullanılır.
Dar anlamda kamu kesimi elinde bulunan şirket paylarının özel kesime aktarılması, geniş anlamda ise kamu kesimi tarafından yönetilen üretim birimlerinin yönetiminin özel kesime devri olarak tanımlanabilir.
Özelleştirmenin yapılmasıyla devletin ekonomi üzerindeki etkisi azalır ve özel sektörün gücü artar. Özel sektöre devredilme olarak bilinen bu işlem kamu yararına yapılan bir faaliyet olarak tanımlanabilir. Gerçekleşen faaliyetlerin düzenlemelerinin yapıldığı hukuk alanına özelleştirme hukuku adı verilir.
Özelleştirme uygulamaları devletin ekonomiden çekilmesi olarak tanımlanır. Bizim ülkemizde de bu uygulamaların kullanımı oldukça yaygındır. Bu uygulamalar gerçekleştiğinde ilgili taraflar mahkemelik duruma düşer. Özelleştirme hukuku özelleştirilen kurumlar tarafından yapılan tüm işlemlerde de mevcuttur. Özelleştirmenin yapılmasıyla devletin ekonomi üzerindeki etkisi azalır ve özel sektörün gücü artar.
Özel sektöre devredilme olarak bilinen bu işlem kamu yararına yapılan bir faaliyet olarak tanımlanabilir. Gerçekleşen faaliyetlerin düzenlemelerinin yapıldığı hukuk alanına özelleştirme hukuku adı verilir. Özelleştirme hukukunun kapsadığı konular şu şekilde belirtilmiştir:
Özel sektöre devredilme olarak bilinen bu işlem kamu yararına yapılan bir faaliyet olarak tanımlanabilir. Gerçekleşen faaliyetlerin düzenlemelerinin yapıldığı hukuk alanına özelleştirme hukuku adı verilir. Özelleştirme hukukunun kapsadığı konular şu şekilde belirtilmiştir:
*Uygulanacak ihale usulleri
*Özelleştirilecek kurumların değerlerinin nasıl tespit edileceği
*Özelleştirme yöntemleri
Özelleştirme hukuku davaları teknik konuları içerdiği için uzmanlığa sahip avukatlar tarafından yürütülür.
Dünya ekonomisine yön veren kuruluşların ülke ekonomilerinde aradıkları, ekonomideki her türlü fiyatın piyasada belirlenmesini sağlamaktır. Fiyatların piyasada belirlenmesi arz ve talebin bağımsız olmasına bağlıdır. Devlet gereğinde piyasada arzı belirleyen bir unsur gereğinde ise talebi belirleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu da fiyatların piyasadaki gösterge rolünün kaybolması anlamına gelmektedir. Özelleştirme ile devlet küçülerek, ekonomide fiyat belirleyicisi rolünü piyasaya devrederek ekonominin daha sağlıklı işlemesine yardımcı olur
Özelleştirme olgusu günümüzde birçok ülkenin gündeminde yer almaktadır. Türkiye’de 1980’lerden itibaren başlayan özelleştirme rüzgarının esintisine kapılmıştır. Çalışmanın amacı özelleştirme olgusunu irdeleyip, Türkiye’deki özelleştirme faaliyetlerini incelemektir.
Geniş Kapsamlı özelleştirme ise; devletin sahip olduğu mal varlıklarının devlet mülkiyetinden ayrılması veya satış yolu ile elden çıkarılması, piyasanın işleyişi üzerindeki devlet denetiminin veya müdahalesinin azaltılması veya kaldırılması, rekabete yönelme ve bunlarla birlikte daha önce sosyalist sistemdeki ülkelerin (Örneğin Doğu Avrupa, Rusya) özel mülkiyete geçiş ve piyasanın düzenlenmesi konularını kapsar.
Enerji Bakanlığı daha önce elektriği ve elektriğin dağıtımını özelleştirmişti. Bunun sonucu, dağıtımı satın alan şirket, halktan topladığı paraları devlete de ödemiyordu. Aynı zamanda çok kötü bir hizmet sunuyor ve hiçbir yenilemede, yatırımda bulunmuyordu. Yani elektrik hem çok kötü olarak dağıtılıyor hem de çok pahalıya satılıyordu.
Aynı zamanda özelleştirme, bunun üretiminde bulunan işçiler, çalışanlar için de çok kötü. Hepsinin yıkımına neden oldu. Kamunun yüzde 49 hissesine karşı, özelleştirilen yüzde 51 hisse vardı. Çoğunluk hisseleri özel işletmelerdeydi. Buralarda çok büyük kayıplar oldu. İşletmeler iflas etti ve peş peşe kapandılar. Bunların kapanması demek, devletin kaybetmesi ve aynı zamanda işçilerin de kaybetmesi demek.
Burada iki durum söz konusu. Biz, 21. yüzyıl sosyalizmini uyguluyoruz. İki formda üretim var. Bizim üretim formumuz sosyal üretim. Çünkü özel işletmeler de var burada. Hem özel işletmeler hem de kamu işletmeleri var. Yani bir işletme kamunun ise bu dolaylı olarak sosyal bir üretimdir.
Çünkü kamunun kazancı sosyal bir durumdur ve bu sosyal üretim formuna örnektir. Bir de sosyal üretimin doğrudan yapılması var ki, bu da üretimin doğrudan halk için yapılmasıdır.
Aracısız olarak… Yani bu topluluk için doğrudan yapılandır. Diğeri kamunun kazanması aracılığı ile halkın kazanmasıdır.
Bir tür kooperatif deneyimi yaşıyoruz. Kooperatif deneyimi, diğer taraftaki patronlu üretimin dışında ve karşısında, patronun olmadığı bir üretim biçimidir.
Özelleştirilen arazilerin devlet kanalı ile, devletin istediği yerlere de ihale edilmesi mümkündür. Yapılacak bu ve buna benzer özelleştirme işlemlerinde çıkar devletin, zarar ise milletimizindir.

