Kanal İstanbul, Türkiye tarafından Doğu Trakya’da planlanan, Karadeniz’i Marmara Denizi’ne ve dolayısıyla Ege ve Akdeniz’e bağlayan deniz seviyesinde yapay bir su yolu projesidir.
Kanal, İstanbul’un Avrupa yakasını ikiye bölecek ve böylece Asya ile Avrupa arasında bir ada oluşacaktır. Kanal İstanbul projesi, 2011 yılında cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakan iken onun tarafından açıklandı ve ilk ihaleler 26 Mart 2020’de düzenlendi.
Bazı uzmanlara göre, kanalın inşa edilmesinin bir diğer nedeni, Montrö Sözleşmesi’nin sınırlamalarını aşmaktır. Bu sözleşme, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerine tonaj ve sayı sınırlaması getirmekte ve Boğaz’dan geçen gemilerden ücret alınmasını yasaklamaktadır. Nitekim Ocak 2018’de Başbakan Binali Yıldırım, Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesi’ne tabi olmayacağını belirtti.
Kanal İstanbul projesi, kanalın yanı sıra Karadeniz kıyısında, İstanbul Havalimanı’na yakın bir bölgede büyük bir konteyner limanı, lojistik merkezler ve kanal ile entegre edilecek yapay adaların inşasını da kapsamaktadır. Ayrıca, kanal boyunca deprem dayanımlı yeni yerleşim alanları planlanmaktadır. Yapay adalar, kanal kazısı sırasında çıkarılan toprakla inşa edilecektir.
Projenin toplam maliyeti 95 milyar olarak açıklanmıştır. Köprü ve havalimanları gibi yatırımlar da hesaba katıldığında toplam maliyetin 138 milyar olacağı tahmin edilmektedir.
Greenpeace çevreci örgütü, projenin İstanbul’un su kaynaklarını bitireceğine, deniz kimyasını bozarak canlıların yok olmasına yol açacağına ve tarım-orman arazilerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti. Örgütün Akdeniz Genel Direktörü Uygar Özesmi, projenin gerçekleşmesi durumunda deniz canlılarının, su havzalarının, verimli tarım alanlarının ve ormanların ciddi şekilde olumsuz etkileneceğini belirtti.
Mimarlar Odası’nın İstanbul Şubesi’nden Mücella Yapıcı, projenin İstanbul’un doğal yaşam kaynaklarını tehlikeye atacağını ve İstanbul Boğazı’ndaki petrol tankerlerinin yarattığı tehlikenin Kanal İstanbul’da da mevcut olacağını söyledi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Kadir Seyhan ise İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğinin balık göçlerini olumsuz etkilediğini ve Kanal İstanbul’un balık göçlerini kolaylaştıracağını söyledi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Şehir Plancıları Odası, İstanbul’un deprem ve ulaşım gibi en önemli sorunlarını çözmesini beklediği bu projenin, bunların aksine başka sıkıntılara da yol açacak bir proje olacağını savundu. İstanbul’un artık tehdit altında olan doğal ve çevresel değerlerini kaybetmesine yol açacak bir proje olacağını belirtti.
Şimdi hapiste olan eski İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’un bu projeye değil, bütün riskli yapıların acilen yenilenmesine ihtiyacı var” şeklinde açıklamada bulunmuştu. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul geneline asılan, Ya Kanal Ya İstanbul sloganı bulunan afişler de söküldü. İmamoğlu sınırlı finansal kaynakların öncelikle İstanbul’u depreme hazırlamak ve ekonomi için kullanılması gerektiğini, kanal İstanbul bütçesiyle İstanbul’daki tüm riskli binaların yeniden yapılabileceğini söylemiş idi.
Kanal İstanbul ve Yenişehir projeleri kapsamında Arnavutköy’de başlayan yaklaşık 25 bin konutluk inşaat süreci, Sazlıdere Barajı havzasında bulunan tarım, orman ve mera alanlarının hızla yapılaşmaya açılmasına neden oluyor. Bölgede yaklaşık 100.000 kişilik ek nüfusun planlanması, İstanbul’un su güvenliği ve ekolojik dengesi için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Kanal İstanbul deprem açısından son derece riskli bir yapıdır. Özellikle Kanal’ın Sazlıdere Barajı ile Marmara Denizi arasındaki kısmı aktif fay, sıvılaşma, heyelan ve tsunami tehdidi altındadır. Bu doğal tehlikeler dışında, kanalın kendisi olası bir depremde deprem riskini artıracak niteliktedir.
Diğer taraftan kanal İstanbul projesi Marmara Denizi’nde ekolojik felakete neden olacağı söylenmektedir. Ayrıca bu projenin İstanbul’un su kaynaklarına, deniz canlılarına etkisinin aksi yönde etkili olacağı, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki tuzluluk ve besin maddesi farklılıklarından dolayı kanalın İstanbul’da çürük yumurta kokusuna neden olacağı tartışılmaktadır.
Bütün bunların yanı sıra kanal İstanbul’un yapılması ile istimlak edilecek arazilerin yurt dışı kökenli firmalara, şimdiden satılması sözünün verildiği de tartışmalar arasındadır.

