Karikatürden resme, edebiyattan grafik tasarıma uzanan geniş bir yelpazede üreten Demir; Türkiye’de ve dünyada pek çok dergide, gazetede, platformda iz bırakan çalışmalarıyla biliniyor. Sanata çocukluk yıllarında başlayan tutkusu, bugün ulusal ve uluslararası alanda sayısız jüri üyeliği, ödül ve projeyle güçlü bir kariyere dönüşmüş durumda.
Çizdikçe okurları için gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide Saadet Demir’in sanat yolculuğunu, ilham kaynaklarını, üretim süreçlerini ve geleceğe dair planlarını konuştuk.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Öncelikle bu fırsatı tanıdığınız için çok teşekkür ediyorum. 1971 / Manisa – Alaşehir doğumluyum. Özellikle karikatür, resim ve güzel sanatlar yaşamımın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. 1996 yılından bugüne grafik tasarımcı olarak çalışıyorum.1997 yılında Karikatürcüler Derneği üyesi oldum.
Karikatürün yanı sıra resim ve edebiyatla da ilgiliyim. Karma resim sergilerine katıldım. Hikâye, şiir, mizah öyküleri, denemeler, mizah yazıları, politik-taşlama yazıyorum. 1995-97 yılları arasında İzmir’de yayınlanan Demokrat Söylem gazetesinde siyasi karikatür köşesi hazırladım. Haftalık Delidolu ve aylık Şarlo, Maydanoz, Bayraklı mizah, Eurocanlar (Almanya), Gülen Karabağlar dergilerinde kadına yönelik karikatür köşelerini, sayfalarını ve zaman zaman kapaklarını çizdim, radyo programcılığı (mizah ve söyleşi üzerine), reklam metin yazarlığı yaptım. 1996 – 2004 yılları arasında İzmir’de Ege’nin en büyük kooperatif kuruluşu Tariş’in Ayma Matbaa işletmesi grafik servisinde grafiker olarak çalıştım, Tariş’in Sesi, Ege’de Tarım gazetelerini, üretici ve tüketiciye yönelik karikatür destekli broşürler hazırladım. Bunun yanı sıra kooperatifin çeşitli kitaplarının ve sınavlara hazırlık matematik kitap dizgilerini yaptım, 6 yıl aralıksız olarak aylık çocuk dergisi hazırladım. Çeşitli kitaplar için illüstrasyonlar, kapaklar ve vinyetler hazırladım. Karikatür üzerine özellikle çocuklarla çeşitli dönemlerde atölye çalışmalarımız oldu.
Karikatür çalışmalarımda son dönemler özellikle portre çizimlerine de ağırlık verdim. Aylık olarak Almanya genelinde yayınlanan Welt Heimat ve Gazette Aktuell gazetelerinin grafik tasarım-mizanpaj çalışmalarını, Welt Heimat’ta köşe yazarlığı ve manşet sayfası karikatüristliğini yapmaktayım. 8 Mart 2013 tarihinde TRT Belgesel kanalında yayınlanan Buluşma Noktası programına Anadolu’dan dünyaya açılmış başarılı kadın karikatür sanatçısı olarak davet edildim. Ayrıca 11 Şubat 2016 tarihinde ressam Ömer Muz’un hazırlayıp sunduğu KRTv’de yayınlanan Çizgide Yürüyenler programına tek kadın çizer olarak katıldım. Çeşitli web siteleri için ülkemizden ve yurtdışından çeşitli sanatçılarla söyleşiler hazırladım.
Başta İzmir olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinde belediyelerin düzenlemiş olduğu canlı portre çizim etkinliklerinde, mizah söyleşilerinde, karikatür atölyelerinde yer aldım / organize ettim. Karikatürlerim Toonpool, Syriacartoon, İrancartoon, Cartooncenter, Toons Mag, BrazilCartoon, Bostoonsmag, Don Quichotte gibi uluslararası web sitelerinde, sosyal medyada ve günlük kendi kişisel blogumda yayınlanmaktadır. Ulusal ve Uluslararası karikatür yarışmalarında toplam 22 jüri üyeliğim bulunmaktadır.
İzmir ‘de dijital baskı merkezinde grafik tasarımcı – koordinatör olarak meslek yaşamımı sürdürmekteyim.
Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?
Küçük yaşlarda başlayan resime olan ilgim ve yeteneğim, sonrasında yerini karikatür çizmeye bıraktı. 2-3 yaşlarında elime geçen kiremit, odun kömürü, tebeşir – alçı gibi çizmeye elverişli malzemelerle beyaz badanalı duvarlara, yerlere, ahşap üzerine durmadan çiziyormuşum. Her yaz tatilinde 3-4 ay gittiğimiz bağımızdaki killi topraklardan da küçük objeler, heykeller yapıyor, beton üzüm sergisine kiremit parçalarıyla devasa figürler, resimler çiziyordum. Ve bu çizgi serüvenim sonrasında da hiç bitmedi. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında özellikle resim, kompozisyon ve şiir yarışmalarında ilçe, il ve bölge birinciliklerim ve çeşitli derecelerim bulunmaktadır (Toplam 45 ödül). Resim yarışmaları olduğunda öğretmenlerim hemen beni çağırır ve okulumuz adına yarışmaya hazırlanmamı isterdi. İstisnasız katıldığım her resim yarışmasından okullarıma ödül kazandırdım. Yaklaşık 45 yıldır karikatür ve 50 yılı aşkın süredir de resim çiziyorum.
Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?
Küçük yaşlarda resimle gelişen çizgi maceram ilkokula başladığım yıllarda televizyondaki Şeker Kız Candy, Atom Karınca, Taş Devri, Değerli gibi çizgi karakterleri çizip arkadaşlarıma hediye etmemle ve bu çizimlerden büyük keyif almamla yön değiştirdi. Bazen onların çizim isteklerini yerine getirmekten ders çalışmaya zaman bulamıyordum. Aynı dönemlerde mizah dergileriyle tanışmamla karikatüre yöneldim, zaten çizgi karakterler sayesinde bir alt yapı oluşmuştu. Benden 2 yaş büyük olan abim her hafta 2-3 tane mizah dergisi alır (Özellikle Gırgır, Fırt, Çarşaf) ve birlikte saatlerce dönüşümlü okur, karikatür dilinde espriler yapardık. Bu çok eğlenceliydi. Her hafta mizah dergilerinin çıkmasını iple çeker olmuştuk. Oradaki kahramanlar, karikatürler, ustaların muazzam çizimleri, espriler, bambaşka dünyalar, konu zenginliği ilgimi çekti, beni başka dünyalara götürüp yeni ufuklar açtı ve 9-10 yaşlarında gerçek anlamda karikatür çizmeye başladım. Küçük yaşta böyle bir bilince ulaşmış olmak da çok önemli bir unsur muhakkak.
Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?
Özellikle 2008 yılından itibaren uluslararası alanda faaliyet göstermeye başladığmdan bugüne ele aldığım evrensel konular, savaşlardaki başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere mağdur insanlar, onların dramlarınaı, acılarına çizgi diliyle ses olmak beni yansıtan detaylar oldu. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, doğaya yönelik çizgilerimin beni daha iyi yansıttığını düşünüyorum.
Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den, yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu? ve Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Mizah dergileri dönemlerimde yöresel konularda yazıp çiziyordum. Hatta Egeli, pratik zekalı, çözüm odaklı, sempatik bir köylü kadın tiplemem vardı ve bant karikatürler olarak çizimler yapıyordum. Çok da beğeniliyordu bu tarz karikatürlerim.
Turhan Selçuk uluslararası karikatür yarışması ülkemiz ve dünya karikatürü adına çok önemli, prestijli bir yarışma. Büyük ustanın isminin yaşatıldığı önemli bir organizasyon. Turhan Selçuk uluslararası karikatür yarışmasında 2016 yılında jüri üyeliği yapma ve 2017 yılında yarışmada ödül alma onuruna ulaştım. Ödül töreninde, jüri toplantısında ülkemizden ve dünyadan değerli karikatüristlerle görev aldım, tanıştım. Bu açıdan kariyerimde önemi çok büyüktür. Bu önemli yarışmanın tekrar yapılmasını ve uluslararası platformdaki başarısının devamını umut ediyorum. Her yıl istikrarlı olarak karikatür yarışması düzenlemek büyük emek, maliyet, tecrübe, sabır ve dinamizm gerektiriyor muhakkak. Turhan Selçuk uluslararası karikatür yarışması yıllardır bunu başarmasıyla da takdire şayan.
Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?
Sanatın evrensel bir dil olduğuna inanıyorum. Hümanist bir görüşe sahip olduğum için de sanatın her alanına ilgim hep olmuştur. Çünkü sanat, insanın olduğu her yerde. Müzik, ezgi, resim, heykel, tiyatro… En ilkel kabilelerde bile bu detaylara rastlıyoruz. Sanat iletişim şekli aynı zamanda. Günümüzde sanatla uğraşmak artık daha fazla efor, daha fazla orijinal fikir ve daha fazla zeka ürünü çalışmalar gerektiriyor. Dijital çağ, sanal dünya, yapay zeka yaşamın her alanında olduğu gibi, sanatta da ağırlığını hissettiriyor ve pek çok alanı ele geçirmeye başladı. Bu şartlar altında özgün olabilmek de önemli bir başarı.
Benim sanata başladığım dönemlerle günümüzü kıyaslamam mümkün değil. Sanatçı olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yaşamım, sanata açılan pencerelerle doludur.
Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?
Sanatçı toplumdan kendini soyutlamış olmamalı, ürettiği eserler insanlığa, dünya kültürel mirasına katkı sunabilmeli. Sanatçı elbette kendisi için de üretmeyi tercih edebilir fakat topluma da faydalı eserler sunabilmek de önemli. Sanat sanat için mi ya da sanat toplum için mi noktasına geliyoruz bu bağlamda. Sanat öncelikle toplum sonrasında sanat içindir diyorum. Çünkü toplumun benimsediği ve takdir ettiği sanat daha evrenseldir (dünyadaki toplumların ortak dilleri, ortak acıları, sevinçleri, dramları vardır) ve sonraki yüzyıllar için önemli bir mirastır.
Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?
Uzun zamandır çizmiş olduğum bini aşkın portre çizimimi ve karikatürlerimi albümleştirmek için çalışmalar yapıyorum. Kaliteli bir iş olmasını istediğim için de çok titizleniyorum. Yarışmalar ve porte etkinlikleri üzerine bana ulaşan karikatürist ve sanatçı arkadaşlarımla değerlendirmeler ve fikir alışverişlerinde bulunuyoruz. Son dönemlerde de profesyonel fotoğrafçılık üzerine de çalışmalar ve çekimler yapmaktayım. Kısa hikâyeler, makaleler de yazıyorum, belki onları da kitaplaştırmak için bir atılım yapabilirim. Almanya’da aylık olarak yayınlanan Welt Heimat gazetesindeki köşe yazılarım da çok ilgi gördüğü için yazım dünyasına yönelik çalışmalarım da devam ediyor.






