Mehmet Nergiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ‘DİNLENMEK İÇİN DE ÇİZENLERDENİM BEN…’

‘DİNLENMEK İÇİN DE ÇİZENLERDENİM BEN…’

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çizgiyle başlayan, renklerle büyüyen ve yıllar içinde düşüncenin, mizahın ve gözlemin sanata dönüştüğü bir yolculuk… Karikatürist, ressam ve grafik tasarımcı Murteza Albayrak, 40. sanat yılında hâlâ ilk günkü heyecanla kalemini kâğıda dokunduruyor.

Parmağını kullanmaya başladığı günden beri çizen, ilk kişisel karikatür sergisini 14 yaşında açan Albayrak, bugün geriye dönüp baktığında çizginin hem bir ifade biçimi hem de bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor.

1980’lerin sonunda Gırgır kuşağının mizahıyla tanışan, Oğuz Aral ve Kemal Aratan’ın çizgilerinden ilham alan Albayrak, Çeşme Sanat Grubu’yla birlikte başladığı sanat yolculuğunu yurtiçi ve yurtdışında açtığı 32 kişisel sergi, yüzlerce karma sergi ve onlarca ödülle sürdürdü.

Karikatürlerinde Ege’nin ışığını, denizini ve insanını fovist bir anlatımla tuvale taşıyan sanatçı; aynı zamanda reklamcılık, eğitim ve yayın alanlarında da üretmeye devam ediyor.

Bugün, hem Cumhuriyet ve Yenigün gazetelerinde haftalık karikatürleriyle gündemi yorumlayan hem de yeni kuşaklara sanatı sevdiren bir usta olarak çizgi dünyasında özel bir yer edinen Murteza Albayrak’la, 40. sanat yılında sanata, hayata ve çizginin dönüştürücü gücüne dair konuştuk..

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1971’de, Çeşme’de doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi aynı yerde tamamladım. 1990 yılında kaydolduğum Anadolu Üniversitesi GSF Grafik Tasarım Bölümünü 1994’te bitirdim. Ankara ve İzmir’de birçok reklam ajansında grafik tasarımcı, sanat yönetmeni ve yaratıcı yönetmen olarak görev aldım. 1998’de, İzmir’de kurduğum Reklam Ajansı’nın (FİKİRLAND) sahibi ve yöneticisiyim.

Çeşitli kurumlar bünyesinde “karikatür”, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde “resimleme” dersleri vermekteyim.

1985 yılından bu yana karikatür çiziyorum. 200’ün üzerinde karma sergiye katıldım. 32 kişisel sergi açtım.

Çizgiler karikatür albümüm 2000’de, Dil/im adını verdiğim 2013’te, Baş/lar’ım 2015’te ve Çizifikir adını taşıyansa 2020 yılında yayımlandı.

Yurtiçi ve yurtdışında birçok yarışmaya katıldım ve bu yarışmalarda 40’ın üzerinde ödül kazandım. Yapıtlarım; ABD, Almanya, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç, Yunanistan vb. ülkelerde ve Türkiye’de, özel koleksiyonlarda yer alıyor. Yerel ve ülke ölçeğinde çok sayıda yayında karikatürleri yayımlandı, birçok televizyon programına katıldım. 7 yıldır Cumhuriyet, 4 yıldır da Yenigün gazetesine düzenli karikatür çizmekteyim. Karikatürcüler Derneği üyesiyim.

Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?

Ben bir çiftçi çocuğuyum. Galiba kendimi bildim bileli çiziyorum. Bahçede, tarlada toprağa çizerek başlayan bir serüven benimki. Aralıksız günümüze kadar geldi. Ailem de dergi ve kitaplarla hep beni destekledi. Böylece hep sanat içimde oldu, hep sanatın içinde oldum.

 

Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?

Sürekli resimler, desenler çizen bir çocuktum. Resimle, çizgiyle bu ilişkim devam ederken 13 yaşımın sonlarına doğru Oğuz Aral’ın Gırgır dergisiyle tanıştım. Bu dergideki çizimler çok hoşuma gidince heyecanla ben de böyle şeyler yapabilir miyim, diye merakla karikatür çizmeye başladım. Tabii o dönem çizimleri yeni yeni dergide yer alan Kemal Aratan beni etkiledi. Her gün sayfalarca çizdim. Bu arada çalışmalarını Çeşme’de sürdüren sanat ustalarıyla tanıştım. Fotoğrafçısı, öykücü Cavit Kürnek, karikatür sanatçısı Nihat Atagöz’le çizgilerimi paylaştım. Beni o yaz Çeşme Sanat Grubu’na aldılar. İlk çalışmalarım böylece 14 yaşında sergilenmiş oldu. Bu grup bu yaz 44. yaşını kutladı ve ben de 40 yıldır grupla birlikteyim.

Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?

Beni yansıtan sanırım deniz kıyısı olan bir ilçede büyüdüğüm için, karikatürümüzün başka bir ustası Eray (Özbek) abinin dediği gibi “Ege’nin denizi ve zeytin gözlü insanları”nı kendi içinde tutarlı fakat fovist çizgilerimle aktarıyorum.

 

Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den, yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu? ve Turhan Selçuk Karikatür Yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Evet, Ege benim çizgilerimde, espri anlayışımda her zaman yer aldı. Turhan Selçuk Karikatür Yarışması, büyük usta adına yapılan ve benim de bir çalışmamla yanılmıyorsam 7.’sinde ödül aldığım çok özel ve önemli bir yarışmadır.

Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? Konuyu; imkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?

Sanat, benim yaşam tarzım ve mutluluğum. Çizgi ile yaşamak, sürekli diğer sanatların içinde de olmaya çalışmak benim için çok önemli. Reklam ajansımın genel iş akışında da sanatsal işleri yapmaya çalışan, daha doğrusu karikatür ve resim sanatı için mutlaka fırsatlar yaratan biri olarak bu deneyimlerimi gençlere aktarmaya çalışıyorum.

 

Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?

Gündelik yaşamda yalan yanlış, eğri büğrü, haksız adaletsiz ne varsa bu noktada sanatçının mutlaka diyeceği şeyler olmalıdır. Ayrıca sanatçı yeni nesillere duruşu, dokunuşuyla da faydalı olmaya çalışmalıdır. Ben kendi adıma onlarca yüreğe dokunduğumu düşünüyorum.

 

Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?

Projeler hep var. Zaten üretim her zaman devam etmeli. Galiba ben yoğun çizgi dünyam içinde zaman zaman dinlenmek için çizenlerdenim.

‘DİNLENMEK İÇİN DE ÇİZENLERDENİM BEN…’
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481