Değerli okurlarım,
Basın hayatımda tam 25 yılı geride bırakmanın, Milas Çizgi Gazetesi’nin ise 21. yaşını kutlamanın onurunu ve gururunu yaşıyorum. Bu yazıyı kaleme alırken yalnızca bir açılışı değil; hayatımın en zorlu, en mücadeleci ve en anlamlı dönemlerinin özeti gibi hissediyorum.
Yirmi bir yıl önce, işsiz kalmış bir basın emekçisi olarak, meslekte kalma mücadelesiyle Çizgi Gazetesi’nin ilk sayfasını hazırladım. O günlerde yanımda olan ve desteğini hiç esirgemeyen Nurdagül Korkmaz ile Fatma Sürek’e bir kez daha minnettarım. Onların varlığı, bu gazeteyi mümkün kılan ilk umut kıvılcımlarıydı.
Yıllar boyunca başka yayın organlarında muhabirlikten yazı işleri müdürlüğüne dek birçok görev üstlendim. Ancak kazandığım her birikimi yine kendi gazetemin ayakta kalması için harcadım. Çünkü ben bu mesleği yalnızca bir iş değil, bir yaşam biçimi olarak benimsedim.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın milletin müşterek sesidir” sözü benim için sadece bir ilke değil, bir yaşam rehberidir. Bu cümlenin altında milletin sesi olmanın onuru, hafızası olmanın sorumluluğu ve vicdanı olmanın ağırlığı vardır. Bu bilinçle yürüttüğümüz yerel basın faaliyetleri yalnızca haber vermek değil; ilçemizin sesi olmak, sorunlara ışık tutmak, güzellikleri görünür kılmak ve yanlışa ‘dur’ demek içindir.
Yerel basının değeri, büyük medyanın göremediğini görmesindedir. Bir köydeki çiftçinin sesi, bir mahallenin umudu, bir öğrencinin hayali, bir annenin duası, bir öğretmenin özverisi… İşte bizler bunları yazan, duyuran, görünür kılan insanlarız. Bir ablayız, bir ağabeyiz, bir komşuyuz… Ve en önemlisi, bir aynayız.
Bu mesleğin bana kazandırdığı şey yalnızca tecrübe değil, sorumluluk oldu. Vatandaşın “Sen bilirsin gazeteci” yaklaşımı, bu yolculukta en çok hissettiğim yüklerden biri oldu… – ama en kıymetlisi.
Eğitim ise hep yanımda taşıdığım bir diğer mücadeleydi. Sevgili annem Fethiye Kılınç’ın desteğiyle, 44 yaşıma kadar beş farklı üniversite programında eğitim aldım. Medya İletişim, Adalet ve Yerel Yönetimler başta olmak üzere tamamladığım her bölüm, mesleğime bir harç, kişiliğime bir tuğla oldu.
Bugün bu açılışla yeni bir dönem başlıyor. Hayatımda kardeşim gibi yer alan ve bu süreçte 18 aylık bir emekle yanımda yürüyen Ayşegül Bozkurt’a ne kadar teşekkür etsem az. Onun merhum babası Ömer Şimşek’in bana bıraktığı manevi emanetini bugün çok daha iyi anlıyorum.
Bu yolda kazandığım dostluklar, kurduğumuz yayınlar –Klavuz Dergi, Ege Sektörel, Düğün Dernek eki, Hayat Ağacı ve daha niceleri– sadece birer yayın değil, gönül köprüleridir.
Yazar kadromuz her geçen gün daha da güçlendi. Vefa borcumu rahmetli Orhan Bahtiyar hocamı anarak ödemek istiyorum. Kalemini sevgiyle kullanan Kemal Araz abim, sporumuzun sesi Sercan Ergin, halkın nabzını tutan Adnan Bilek, kültürümüzü yaşatan Ahmet Şenol, topluma ayna tutan Ahmet Özger, Bodrum’dan Volkan İlgüz, Selimiye’den Ramazan Güneş ağabeyim, kıymetli hocam Müfit Demirkol ve değerli büyüğüm Can Pulak’a gönülden teşekkür ederim.
Ofisimizin hazırlığında emeği geçen, sanatıyla mekânımıza ruh katan Deniz Debre hocama, Tuğçe Talay’a, Beste Yalçıntuğ’a ve Ayşenur Onuş’a, Tasarımcımız Coşkun Doğan’a, dostlarımız Zekai Korkmaz ve Gözlem Ajans ailesine, Milas’ın güzel insanları Feridun Bakçek, Koray Tosun’a ve can kardeşlerim Ayşegül Bozkurt, Gökhan Sürgün ve Sercan Bozkurt’a da ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Bu satırları kaleme alırken, rahmetli Rasim Öztekin’in bir sözünü hatırlıyorum:
“İşe gitmek için çıktığın eve bir daha dönememe,
Sabah sarıldığın kızını bir daha öpememe,
Sevdiğinden geriye bir not kalmama ihtimalini unutma.
Çok sev, çok konuş, çok anı biriktir, çok sarıl sevdiklerine.
Hayat bir şeyleri ertelemek için uzun değil.”
Bugün burada bulunan her birinize, Milas’ta yerel basını yaşattığınız ve yaşatmaya devam edeceğiniz için sonsuz teşekkürler.
Çizgimizi koruyarak, Milas’ın yaşam çizgisi olmaya devam edeceğiz.
Ayaklarınıza sağlık…


Merhaba kemal kardeşim.ağzına,yüreğine,kalemine sağlık.hep doğrunun yanında olman dileğiyle başarılarının devamını temenni ederim.
Sevgili kemal,inandığın yoldaki çabalarını direnişini takdire şayan buluyorum.başarılar.erkin Sarıoğlu.uşak