4/11
(Geçen makalenin devamı)
Üçüncü gün bütün tantana ve debdebeyle tferme1ier’e gidilir. Yaz sıcağında karlar üzerinde gezmek, çok soğuk kaplıcalara girmek köylülere büyük zevk verir. Herke» kırlara yayılır. Sıcağa rağmen yüksekliğin verdiği serin havaya doyulmaz. Çiçek demetleri yapılır, pancar torbaları doldurulur- Giciş gelişteki molalar, seçilen dinlenme yerlerindeki zamanlar eğlenceyle geçer. Güreşler yapılır, kuzular kesilir, karlar arasında şişler döner.
Dördüncü gün halk arasında Posta adiyle bilinen emir karakoluna gidilir. Kuşluk kavasının tepesine varıldığında karşıdan Rusya yaylaları görülür. Sınır direğinin 150 metre ilerisinde Rus sınır karakolu, gözetleme kuleleri ve hayvan sürüleri uzar gider. Topluluk karakola iner. Çoğunlukla teğmen veya üsteğmen olan sınır karakol komutanları yaslı ninelerin ellerini kendi annelerinin ellerini mis gibi öperler. Erlere yiyecek ikram edilir. Gün batanı kadar horonların, halayların, barların davul-zurna ve dudaklardan dökülen nağmeleri gökyüzüne yayılır.
Gündüzler gibi geceler de eğlencelerle geçirilir. Gündüz kesilen bir sürü koyun, gece çevrilir. Erkekler grup grup çevrilen koyanların pişmesini beklerlerken aralarında eğlenirler. Kadınlar da evlerde toplanıp türküler söyleyip halaylar çekerler.
Beşinci gün köyler arası güreşler yapılır. Kıran kırana yapılan Karakucak güreşleri çok ilgi görür.
Bu arada çalgıcıların paralarının sağlanması için Deve Oyunu adlı bir seyirlik oyun oynanır. Bundan sonra çayırların biçim zamanının geldiği ve dönmek gerektiği sesleri herkesi uyandırır. Dinlenmiş ve yeni bir çalışma dönemi için enerji kazanmış olan köylüler dönüş hazırlığına başlarlar. İş zamanı için yağlar, peynirler, kaymaklar alınır. Halk toplanmıştır, çalgılar ayrılık havaları çalarlar. Ayrı köylerden gelip eğlenceler sırasında birbirlerini görüp beğenenlerin, Pancarcı için bu arada anne ve babalarını görmeye gelenler hüzün dolu bakışlar ve gözyaşlarıyla ayrılırlar. Yüzlerce köylü soğuk sulu, serin havalı yaylaları geride bırakmak dönüş yoluna koyu1ur.
Trabzon’da Dernekler
Karaptal, Honefter, Ayeaer, Sultan Murad ve İzmika gibi yöresel adlar alan şenlikler, daha çok temmuz-Ağustos avlarındaki yayla dönüşüne rastlar. Gelenekselleşmiş gün öncesinde gençler hazırlıklara başlar, çalgıcılar tutulur. Bir gün önce de toplanan kadınlı erkekli gruplar, vol havası eşliğinde yayla ve obalara giderler. Düzlük alanlarda horonlar oynanır, silâhlar atılır. Deneyimli birinin öncülük ettiği gruplar, yaylada kalanlar tarafından karşılanarak ağırlanırlar Yaylada evi olmayanlar tanıdıklarının evlerinde konuk edilirler. Ertesi sabah topluca Dernek verine inilir, yeniden oyunlar oynanır. Öğle saatlerinde yemek molası verilir. Eğlenceler gün asımına kadar devan eder. Yine oncunun çağrısıyla toplanan köylüler, dönüş yolunu tutarlar, dönüşte kızlar da horona katılırlar.
(Devamı gelecek sayıda)

