Tebessüm Olabilmek

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yıllardır kullandığım bir cümle var; Bir yüzde tebessüm olabilmek…

Belki birkaç kelimeden ibaret. Ama benim için taşıdığı anlam, kelimelerin çok ötesinde.

Bir insanın yüzünde tebessüme vesile olabilmek, onun yüreğine küçücük de olsa bir ferahlık bırakabilmek, hayatın yükünü taşıyan omuzlarına bir anlığına da olsa hafiflik katabilmek… Bence insanın bu dünyada yapabileceği en kıymetli şeylerden biridir.

Çünkü hepimizin bir hikayesi var. Dışarıdan baktığımızda gülen yüzlerin ardında hangi acıların, hangi kaygıların, hangi sessiz mücadelelerin saklandığını çoğu zaman bilmiyoruz. Kimi geçim derdini içine atıyor, kimi hastalığıyla mücadele ediyor, kimi yalnızlığını kimseye belli etmiyor. Kimi de herkese iyi görünmeye çalışırken kendi içindeki fırtınayla baş etmeye uğraşıyor.

İşte tam da bu yüzden bazen bir güzel söz, bazen içten bir hal hatır sorma, bazen karşılık beklemeden uzatılan bir el, bir insanın gününü değiştirebilir.

Belki onun bütün sorunlarını çözemeyiz. Belki hayatındaki zorlukları ortadan kaldıramayız. Ama hiç değilse o zorlukların arasında kendisini yalnız hissetmemesine vesile olabiliriz.

Ve bazen bu bile çok şeydir.

Peki, bir çocuğun yüzünde tebessüm olabilmek?

İşte orada mesele benim için bambaşka bir anlam kazanıyor.

Çünkü çocuklar dünyanın yükünü taşımak için değil, çocukluklarını yaşamak için vardır. Onların yeri korkunun değil güvenin, gözyaşının değil sevincin, çaresizliğin değil umudun yanıdır.

Bir çocuğun gözlerindeki ışığı görmek, içten bir gülümsemesine şahit olmak, kendisini değerli ve güvende hissetmesine katkı sunmak… Bunların hangi maddi karşılığı olabilir?

Bir oyuncağı olmadığı için arkadaşlarının yanında mahçup olan, beslenme çantasını doldurmakta zorlanan ailesinin sıkıntısını sessizce hisseden, sırf imkanları yetersiz diye kendisini başkalarından eksik gören çocuklar var.

Belki biz yetişkinler bütün bunları sıradanlaştırıyoruz. Hayatın telaşına kapılıp geçip gidiyoruz. Oysa bir çocuk için küçücük gördüğümüz bir eksiklik, kocaman bir üzüntüye dönüşebiliyor.

Bazen bir çocuğun elinden tutmak, bazen eğitimine destek olmak, bazen ihtiyacını kimseye mahçup etmeden karşılamak, bazen de onu gerçekten dinlemek gerekir.

Ama en önemlisi, iyilik yaparken onun onurunu korumaktır. Bir çocuğun ihtiyacını karşılayıp bunu başkalarına gösteriş malzemesi yapmak değil; onun kendisini güvende, değerli ve eşit hissetmesini sağlamaktır.

Çünkü iyilik, yapılan yardımın büyüklüğüyle değil, dokunduğu yürekte bıraktığı güzellikle ölçülür.

İnsanın elindeki imkanlar farklı olabilir. Herkes büyük işler yapamayabilir. Fakat herkes bir başkasının hayatına güzellik katabilir. Kimi bilgisiyle, kimi emeğiyle, kimi zamanı ve ilgisiyle, kimi de yalnızca samimi bir tebessümüyle…

Burada asıl mesele ne kadarına sahip olduğumuz değil, sahip olduklarımızla neyi güzelleştirebildiğimizdir.

Bir insanın hayatına dokunabilmek için zengin olmak, makam sahibi olmak ya da büyük imkanlara sahip olmak gerekmez. Bazen bir insanı yargılamadan dinlemek, bazen düşene el uzatmak, bazen de kimsenin fark etmediği bir acıyı fark etmek yeterlidir.

Keşke birbirimize karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha merhametli olabilsek. Keşke haklı çıkmaya harcadığımız çabanın bir kısmını birbirimizi anlamaya ayırabilsek. Keşke çocuklarımızın yalnızca başarılı olmalarını değil, iyi insanlar olarak yetişmelerini de önemseyebilsek.

Çünkü bu dünya, yalnızca kazananların değil; birbirinin yükünü hafifletmeye çalışanların da dünyasıdır.

Ve ben hala bir yüzde tebessüm olabilmenin çok kıymetli olduğuna inanıyorum.

Hele ki o tebessüm bir çocuğun yüzündeyse…

Belki dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz. Belki bütün acıları dindiremeyiz. Ama bir çocuğun gözyaşını silmeye, bir insanın umudunu tazelemeye, bir gönülde iyiliğe yer açmaya gücümüz yetebilir.

Öyleyse neden esirgeyelim?

Hayat zaten yeterince zor. İnsanların birbirine yük olduğu değil, birbirinin yükünü hafiflettiği bir dünya mümkün.

Benim dileğim, geride kaç kişiyi geçtiğimizle değil, kaç insanın hayatına güzellik kattığımızla hatırlanmak.

Çünkü günün sonunda makamlar geride kalır, unvanlar unutulur, sahip olduklarımız elimizden çıkabilir.

Ama bir insanın yüreğinde bıraktığımız güzel iz, belki yıllar sonra bile yaşamaya devam eder.

Bir yüzde tebessüm olabilmek…

Bazen bir insanın bütün dünyasını güzelleştirmeye yeter.

Ve belki de insan, bu dünyadan göçüp giderken ardında bırakabileceği en güzel miraslardan birini tam da böyle kazanır; Bir başkasının yüzünde bıraktığı tebessümle…

Tebessüm Olabilmek