Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Milas, Müze Olmalıdır

Milas, Müze Olmalıdır

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas ilçemiz, tarihi özellikleri ile milletlerarası bir müze olmalıdır. İlçemizde yaşamış olan çeşitli din ve ırklardan insanların, Milas’ımıza ziyarete geldikleri gibi, dünya milletlerinin de gelip görebileceği bir müze olmalıdır.

Milas, en az 5.000 yıllık geçmişiyle Karia, Roma, Bizans, Menteşe Beyliği ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Antik dönemdeki adıyla Mylasa, Karya Uygarlığı’nın başkenti olmuş ve ulusal tanrı Zeus Karios’a adanmış mabetleriyle “Mabetler Şehri” olarak ün kazanmıştır.

2014 senesine kadar 13 mahallesi, 114 köyü ve 5 beldesi olan kent yeni çıkan büyük şehir yasası ile ilçe sınırları içerisindeki bütün yerleşim birimlerinin mahalle olmasıyla ilçe sınırları içerisinde toplam 132 mahalle sayısıyla ayrı bir konuma gelmiştir. 2012 yılında 55.348 ilçe merkezi 72.658 kırsal olmak üzere toplam 128.006 nüfusa sahipken 2014 yılında bütün belde ve köylerin mahalle olmasıyla ilçe nüfusu 129.128 oldu. İlçenin yüzölçümü 2.067 km2dir. Milas ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 60 metredir.

Karya Uygarlığı’na ve Menteşe Beyliği’ne başkentlik yapmış ilçe merkezi ve yanı başında yer alan, tarihin pek çok döneminde Milas’ın müstahkem kalesi işlevi görmüş Beçin başta olmak üzere ilçede tarihleri derin, köklü bir geçmişe uzanan pek çok yerleşim bulunmaktadır.

Düzenli kent merkezi, antik kalıntıları, tarihî değeri bulunan eserleri ve evleri, canlı çarşısı, dünyaca ünlü Milas halıları ile turistik açıdan pek çok ilginç özelliği bulunan, ancak Bodrum’a giden yolcuların bazen kenarından geçerek gözden kaçırdığı bir yerdir.

Günümüz Milas’ının yerleşiminin belkemiğini Yörük-Türkmenler oluşturmaktadır. Şu anda ilçenin belediye başkanı CHP’li Fevzi Topuz’dur. İlçe, Bodrum güzergâhının üzerinde olduğu için hızla gelişip göç almaktadır.

Anadolu dillerinde yerleşim yerlerinin tipik bir soneki olan -asa, Milas’ın tarihî ismi Mylasa

(Grekçe: Μύλασα)’da kendini gösterdiği için, kentin çok erken tarihlerde kurulmuş olduğuna işaret etmektedir. Bazı dilbilim araştırmacıları, Milas isminin ilk hecesi olan Mil- ‘in Likyalıların kendileri için kullandığı isim olan Trmili ‘de de zuhur ettiğine dikkat çekerek bu halkın Milet (Millawanda) yöresinden güneye sonradan Likya olarak bilinecek Teke Yarımadası’na göçleri döneminde kurulmuş olabileceğini ileri sürmektedirler. İsmin Sisifos’un ve Aeolus’un neslinden geldiği iddia edilen bir Mylasa’dan kaynaklanmış olabileceğine dair savlar ise mesnetsiz bulunmaktadır.

Milas ilçesi, hükmettiği geniş ve verimli ova ve sırtını dayadığı dağlardaki, günümüzde de işletilmeye devam eden, zengin mermer yatakları ile tarih boyunca avantajlı bir konumda olmuş, bulunduğu mevkiden sahil şeridine kolaylıkla erişilebilmesi de ilave bir şansını oluşturmuştur.

Milas kent merkezi içindeki en eski eser Hisarbaşı mahallesinde, Hisarbaşı tepesinin doğusunda bir podyum üzerine inşa edilmiş olan Augustus (Uzunyuva) Tapınağıdır. Tapınağın Korent başlıklı tek sütunu hala ayaktadır.

Kentin eski surlarından bugüne ulaşan tek kalıntı ise, yörede Baltalıkapı olarak bilinen kapı kemeridir. Kapı M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Kemerinin kilit taşı üzerindeki çift yüzlü balta motifinden dolayı yörede “Baltalıkapı” olarak anılmaktadır.

Kentteki bir başka antik çağ kalıntısı ise M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş ve çok iyi korunmuş bir mezar anıtı olan Gümüşkesen Anıtı’dır. Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Halikarnas Mozolesi’nin daha küçük bir modelidir. Sodra Dağı eteklerinde Gümüşlük mahallesindeki mezar anıtı yüksek bir kaide ve basamaklı bir çatıdan oluşmaktadır.

Milas’ın doğusunda Milas ovasında uzanan iki katlı su kemerleri erken Bizans dönemine aittir.

Kemerlerin inşaatında antik dönem mimari parçalar da kullanılmıştır.

Kent merkezindeki önemli mimari yapılar arasında aşağıdakiler sayılabilir:

*Çöllüoğlu Hanı: 1719-1720 yıllarında yapılmıştır. Hisarbaşı mahallesindedir.

*Milas Ulu Camii: Milas’ın en büyük camisidir. 1378’de Menteşe Beyliği döneminde yapılmıştır.

Hoca Bedrettin mahallesindedir.

*Belen Camii: Duvar örgüsü tuğla-taş karışımı olup, antik dönem eserlerinden yararlanılmıştır. 14. yüzyıla tarihlenen cami, Hisarbaşı mahallesinde, aynı adı taşıyan tepenin üstündedir.

*Milas Ağa Camii: Hacı Abdi mahallesindedir.

Firuzbey Camii (Kurşunlu Cami olarak da anılır): Bölgenin yönetiminin Menteşe Beyliği’nden

Osmanlı İmparatorluğu’na geçtiği dönemde inşa edilmiş mimari açıdan çok önemli bir eserdir.

Osmanlı dönemine ait diğer yapılar Firuzpaşa mahallesindedir.

Milas’ta ayrıca Osmanlı dönemi eseri olan iki köprü bulunmaktadır. Bunlardan biri kent merkezinden geçen Balavca deresi üzerindedir. İzmir yolundaki Sarıçay üzerindeki tarihi köprü ise acilen restorasyona ihtiyaç duymaktadır. Milas’a bağlı Selimiye beldesindeki Osmanlı dönemine ait iki eserden biri olan Abdülfettah Camii ise, hanı ve hamamı ile bir külliye görünümündedir.

Bütün bunların yanı sıra, zaman içerisinde Milas’ da yaşamakta olan gayrimüslimlere ait

sinegoghlar, kiliseler bulunmakta iken çeşitli şekillerde ya yıkılarak, ya da mimarisi değiştirilerek son halini almıştır.

Bu yapıların mümkün olduğunca eski durumuna getirilmesi, metruk durumda yıkıntı halinde olan tüm yapıların tekrar elden geçirilerek aslına uygun şekilde revize edilmeleri şarttır.

Milas’ımızı , tarihi ile birlikte koruyarak, bir an önce büyük bir açık hava müzesi haline getirilmesi gerekir…

Milas, Müze Olmalıdır
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter