
“YAZMASAYDIM ÇILDIRACAKTIM”
Röportaj: Mehmet Nergiz
Bu hafta “Çizdikçe” röportaj köşemizde, mizah edebiyatının üretken kalemlerinden, yıllarını eğitime ve sanata adamış değerli isim Savaş Ünlü’yü konuk ettik. Yaklaşık 250 kitaba imza atan, öğretmenlik mesleğinde binlerce öğrenci yetiştiren Ünlü ile yazarlık serüvenini, mizah anlayışını, sanatın toplumdaki yerini ve yeni projelerini konuştuk. Samimi yanıtlarıyla karşımızda hem bir eğitimci, hem bir sanatçı, hem de üretmekten vazgeçmeyen bir emek insanı vardı.
Sayın Savaş Ünlü, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
İnsanın kendisini anlatması en zor sorudur. Ben çoğu zaman “ben” yerine “biz” derim. Türkçe öğretmeniyim, 40 yıl görev yaptım. 19 yaşında başladığım meslek hayatım emeklilikten sonra da okul söyleşileriyle sürüyor.
Yazma merakım ilkokul yıllarında başladı. Buca’da okudum. Öğretmenlerim yazdıklarımı panoya asar, arkadaşlarıma alkışlatırdı. Ailem de beni hep destekledi. Lisede edebiyat öğretmenim Ali Durgun’un teşvikiyle ilk radyo oyunumu yazdım. 16 yaşındaydım ve eserim radyoda seslendirildi.
Mizah öykülerim farklı dergilerde yayımlandı. Daha sonra televizyon için senaryolar, skeçler ve parodiler yazdım. Levent Kırca’dan Erol Günaydın’a kadar birçok isim için çalışmalar yaptım. Bugüne kadar yaklaşık 250 kitabım yayımlandı.

Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?
Sanatla ilk bağım okul sıralarında kuruldu. Evimiz kitap doluydu. Okumak bana büyük katkı sağladı. 20’den fazla ödül kazanınca sanata daha sıkı sarıldım. İlk radyo oyunumun seslendirilmesi de benim için dönüm noktalarından biri oldu.
Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi?
Sait Faik Abasıyanık’ın çok sevdiğim bir sözü vardır: “Yazmasaydım çıldıracaktım.”
Yazmak biraz hıçkırık gibidir, tutamazsınız. Hele mizah olunca bunu insanlarla paylaşmak, onların gülmesini ve gülümsemesini istersiniz. Beni yazmaya iten de buydu. Hayatın içindeki ayrıntıları görmek, görünenin arkasındaki görünmeyeni bulmak sanatın temelidir.
Bugüne kadar sizi en çok yansıtan eserler hangileri oldu?
Şimdiye kadar 250 kitap yazdım. Bunların çoğu mizah türündeydi. Yazar çoğu zaman kendini anlatır. Ben de yaşadıklarımı, başımdan geçen olayları eserlerime taşırım.
İnsan kendisini anlattığında daha samimi olur. Kendimizle dalga geçebilmek ise mizahın en güzel yanıdır.
Eserlerinizde Milas, Ege veya yöresel izler bulunuyor mu? Turhan Selçuk Karikatür Yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
İnsan yaşadığı yerden beslenir. Milas, Muğla ve Ege Bölgesi bana göre mizahın güçlü merkezlerindendir.
Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü mizahı vardır. Nasrettin Hoca, Bektaşi fıkraları, İncili Çavuş ve Temel gibi karakterler kültürel zenginliğimizdir.
Turhan Selçuk Karikatür Yarışması ise çok kıymetli bir organizasyon. Yeni sanatçıların yetişmesine katkı sağlıyor. Dilerim uzun yıllar sürer.

Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim?
Sanatla uğraşmak insanın kendisiyle sohbet etmesidir. İnsanlarla paylaşmaktır. Karanlıkta ışık olmaktır.
Bugün teknoloji hayatımızın içinde. Telefon, tablet ve dijital dünya var. Ancak kitabı da elimizden bırakmamalıyız. Teknoloji ile sanat birlikte yürümeli.
Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?
Sanatçı toplumla iç içe olmalıdır. Çünkü toplumdan beslenir. Kendini toplumdan üstün görmek doğru değildir.
Ben Anadolu’da çok yetenekli insanlar görüyorum. Bazılarının dosyalarını yayınevlerine ulaştırdım, kitap sahibi oldular. Sanatçı paylaşımcı olmalı, yeni yeteneklere destek vermelidir.
Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?
Yazı işi hiç bitmez. Şu sıralar mizahi bir film senaryosu üzerinde çalışıyorum. Yeni romanlar, öyküler ve çocuk-gençlik kitapları da hazırlıyorum.
Son Söz
Benimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederim. Size de çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.
Üretmeyi yaşam biçimi haline getiren Savaş Ünlü, mizahın sadece güldürmek değil düşündürmek de olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.


