Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. YILDIRIM MI DÜŞTÜ ANLAYAMADIK OLANLARI

YILDIRIM MI DÜŞTÜ ANLAYAMADIK OLANLARI

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Devlet dediğimiz yapı; düzeni sağlamak, adaleti tesis etmek ve toplumsal refahı korumak için vardır. Bu düzenin sürdürülebilirliği ise kaçınılmaz olarak vergiyle sağlanır. Dünyanın neresine giderseniz gidin ister gelişmiş ister gelişmekte olan bir ülke olsun, devletler doğrudan ya da dolaylı vergilerle ekonomilerini ayakta tutar. Buna kimsenin itirazı yok. Olmamalı da.

Ancak mesele verginin varlığı değil, yükün nasıl paylaşıldığıdır.

Bugün Türkiye’de çalışan kesimin omuzlarına binen yük, artık sadece bir ekonomik mesele değil; aynı zamanda vicdani bir kırılma noktasıdır. Özellikle dolaylı vergilerin yoğunluğu, gelir düzeyi ne olursa olsun herkesi aynı şekilde etkileyen bir sistem yaratmıştır. Ekmek alan da, lüks araç kullanan da aynı oranlarda vergi verirken; gelir adaleti söylemi kağıt üzerinde kalmaktadır.

Sorun tam da burada başlıyor.

Vergiyi tabana yayma politikası adı altında uygulanan sistem, pratikte yükü geniş kitlelere yayarken, bazı kesimlerin bu yükten muaf tutulduğu yönünde güçlü bir toplumsal algı oluşturmuştur. Büyük sermaye gruplarına sağlanan teşvikler, vergi afları ve çeşitli istisnalar; toplumun geniş kesimlerinde “adalet” duygusunu zedelemektedir.

Daha çarpıcı olan ise şu; Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir vatandaş, gelirine oranla ödediği vergilerle sistemin ana taşıyıcısı haline gelirken; yüksek gelir gruplarının efektif vergi yükünün bu seviyelere dahi yaklaşmaması, eşitlik ilkesini tartışmalı hale getirmektedir.

Ve toplum artık bu tabloya sessiz değil.

Son yıllarda artan bireysel suçlar, sosyal gerilimler, mahkemelerde biriken dosyalar… Bunların tamamı sadece adli meseleler değildir. Bunlar aynı zamanda ekonomik ve sosyal dengesizliklerin sahaya yansımasıdır.

İnsan sabrının bir sınırı vardır.

Adalet duygusu zedelendiğinde, o sınır daha da kısalır.

Bugün gelinen noktada ise tartışmaya yeni bir kavram daha eklenmiş durumda;

“CEZA EKONOMİSİ”

Trafik cezalarından başlayarak birçok alanda uygulanan yüksek yaptırımlar, kamuoyunda şu soruyu doğuruyor;

Bu cezalar gerçekten düzen sağlamak için mi, yoksa ekonomik kaynak yaratmak için mi uygulanıyor?

Elbette cezalar gereklidir.

Kuralsız bir toplum düşünülemez.

Ancak cezanın amacı düzeni tesis etmektir, bütçe açığını kapatmak değil.

Örneğin, “APP plaka” gibi ihlaller için konuşulan 100 bin TL’yi aşan cezalar…

Bu cezaların muhatabı olan insanların önemli bir kısmının gelir düzeyi ortadayken, bu tutarların tahsil edilebilirliği bile başlı başına bir soru işaretidir.

Bir başka ifadeyle;

Gerçekçi olmayan cezalar, caydırıcılıktan çok sistemle vatandaş arasındaki bağı zedeler.

Diğer yandan yıllardır dile getirilen enerji yatırımları, doğal kaynak keşifleri ve altyapı hamlelerine rağmen; ilk ciddi dalgalanmada akaryakıt fiyatlarının ulaştığı seviyeler de toplumun kafasında yeni soru işaretleri oluşturuyor.

Vatandaş artık sadece şunu soruyor;

“Bu kadar kaynak varsa, neden bu kadar yük var?”

Aslında mesele karmaşık değil.

Ekonomiyi düzeltmek için sayfalarca teoriye de gerek yok.

Temel ilke basit;

Liyakat.

İşi ehline vermek.

Çıkar çatışmalarından uzak, alanında yetkin kadrolarla yönetilen bir ekonomi; kaynakları doğru kullanır, adil dağıtır ve güven inşa eder.

Bir ülkenin potansiyeli sadece yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla ölçülmez.

Asıl güç, o kaynakları yöneten aklın kalitesidir.

Türkiye, sahip olduğu imkanlarla yaralarını sarabilecek bir ülkedir.

Ancak bunun için önce şu soruya dürüstçe cevap verilmelidir:

Adalet mi öncelikli, yoksa günü kurtaran politikalar mı?

Çünkü unutulmamalıdır ki;

Adaletin zedelendiği yerde ekonomi düzelmez.

Ekonominin düzelmediği yerde ise hiçbir ceza, düzeni sağlayamaz.

Zengine sistem, yoksula sabır tavsiye eden bu sistem çöktü.

Ve bunun altında hepimiz kaldık ortalık toz duman kimse farkında değil ancak bu en kazı hızlıca kaldırmamız lazım zira artık dayanacak yer kalmadı.

YILDIRIM MI DÜŞTÜ ANLAYAMADIK OLANLARI
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481