Havalar ısınıyor…
Takvimler yaza yaklaştıkça bavullar hazırlanıyor, rotalar belirleniyor. Özellikle Ege sahilleri; bilhassa Fethiye, Akyaka, Marmaris, Milas, Bodrum hattını içine alan Muğla, yani turizmin başkentine her yıl olduğu gibi bu yıl da ciddi bir yerli ve yabancı turist akını bekleniyor.
Peki biz hazır mıyız?
Milas, Bodrum bölgesi bu nüfus artışını kaldırabilecek mi?
Plajlarımız denize girmek için gerçekten hazır mı?
Alt yapımız, yollarımız, otoparklarımız bu trafiği kaldırabilecek mi?
Oteller, restoranlar, esnaf sezon hazırlıklarını tamamladı mı?
Valilik, kaymakamlık, belediyeler koordineli bir planlama yaptı mı?
Bu sorular elbette çoğaltılabilir.
Ama asıl soru şu;
Biz turisti nasıl görüyoruz?
Yerli, yabancı diye ayırarak mı?
Yoksa şehrin ekonomisine can veren, farklı kültürleri taşıyan, bu topraklara sadece maddi değil manevi değerde katan kıymetli misafirler olarak mı?
Bu soruya vereceğimiz cevap ne kadar samimi ve içten olursa, turizmi o kadar doğru konuşuruz.
HAZIR OLMAK SADECE OTEL AÇMAK DEĞİLDİR
Turizm; yalnızca otellerin dolması değildir.
Turizm bir şehir kültürüdür.
Plajın temiz olması,
Yolun çukursuz olması,
Tabelanın doğru yön göstermesi,
Esnafın fiyat politikasının vicdanlı olması,
Taksicinin tarifeye sadık kalması,
Restoranın hijyene dikkat etmesi.
Bunların her biri turizmdir.
Milas’ın Kıyıkışlacık’ı, Zeytinli Kuyu’su gibi hala bekaretini koruyan plajları var. Bu alanlar plansız yapılaşmaya kurban edilmeden, doğaya entegre yürüyüş yolları, küçük ölçekli sosyal tesisler ve kontrollü konaklama alanlarıyla düzenlenmeli.
Tarihi miraslarımız örneğin İasos Antik Kenti yalnızca kazı alanı olarak değil, yaşayan bir kültür destinasyonu olarak ele alınmalı.
Havalimanı, Otogar ve limanların bağlantı yolları şehre yakışır şekilde düzenlenmeli.
Ayrıca Milas Otogarı gibi yıpranmış ve şehrin heyecanını taşımayan yapılar ya restore edilmeli ya da yenilenmeli.
Örneğin Milas otogarı hem taşınmalı Milas’ın dışına hem de modern bir yapıya kavuşturulmalı.
Rehberli turlar artırılmalı, bilgilendirme tabelaları yenilenmeli, dijital tanıtım güçlendirilmeli.
Sadece Bodrum değil, Milas da tarih ve doğa turizminin merkezi olabilmeli.
Trafik ve ulaşım; yazın en büyük sınavı değil mi?
Her yaz aynı manzarayı yaşıyoruz.
Bodrum yolu kilit.
Otopark yok.
Plajlara ulaşım zor.
Bodrum’un yükünü yalnız Bodrum taşıyamaz. Alternatif güzergahlar, toplu taşıma sıklığı, denetimler ve park düzenlemeleri önceden planlanmalı.
Turizm alanlarına ulaşım daha sık, düzenli ve denetlenebilir olmalı.
Sezonluk değil kalıcı çözümler üretilmeli.
TURİZMDE GÜVEN EN BÜYÜK SERMAYEDİR
Bir turist bir şehirden memnun ayrılırsa beş kişiye anlatır.
Memnun ayrılmazsa elli kişiye.
Fahiş fiyatlar, düzensizlik, çevre kirliliği, plansızlık… Bunlar sadece o sezonu değil, şehrin itibarını da zedeler.
Oysa doğru bir koordinasyonla;
Yerel üretici desteklenir,
Kadın kooperatifleri turizm zincirine dahil edilir,
Köy kahvaltıları markalaşır,
Zeytin ve zeytinyağı temalı gastronomi rotaları oluşturulur,
Kültür festivalleri takvime bağlanır,
Marina turizmi ile kırsal turizm entegre edilir.
Turizm sadece sahilden ibaret değildir.
Turizm Bir Medeniyet Meselesidir
Turiste “müşteri” gözüyle bakarsak sezonluk kazanırız.
“Misafir” gözüyle bakarsak yıllarca kazanırız.
Muğla olarak, Milas olarak, Bodrum olarak önümüzde iki yol var.
Ya günü kurtaran anlayışla devam edeceğiz,
Ya da planlı, koordineli ve vizyoner bir turizm modeli inşa edeceğiz.
Unutmayalım…
Turizm yalnızca para değil, prestijdir.
Yalnızca kalabalık değil, kültürdür.
Yalnızca yaz değil, gelecektir.
Ve mesele aslında çok basit bir soruda gizli;
Biz turisti yolunacak kaz mı göreceğiz,
Yoksa şehrimize değer katan kıymetli bir misafir mi?
Cevabımız, Muğla’nın yarınını belirleyecek.

