Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ŞEHİR RUHUNU KAYBEDERSE, BİNALARIN NE ANLAMI KALIR?

ŞEHİR RUHUNU KAYBEDERSE, BİNALARIN NE ANLAMI KALIR?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas bir zamanlar sadece bir yerleşim yeri değildi…

Bir karakterdi.

Sokaklarında yürürken tarih hissedilirdi.

Evlerin duvarları sadece taş değil, hatıra taşırdı.

Dar sokaklar, komşuluğun, insanlığın ve sadeliğin mimarisiydi.

Bugün ise başka bir Milas’la karşı karşıyayız.

Ruhunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bir şehir…

Artık sokaklara baktığımızda bir bütünlük görmüyoruz.

Her bina başka bir dünyadan kopup gelmiş gibi biri yüksek katlı, diğeri iki katlı

Biri cam cephe, diğeri sıvasız beton

Biri modern diye yükselmiş, diğeri geçmişe tutunmaya çalışıyor

SONUÇ?

Kimliksiz bir şehir.

Oysa şehir dediğin şey sadece binaların toplamı değildir.

Şehir dediğin şey, bir hafızadır.

Milas gibi köklü bir yerleşim, Hekatomnos Anıt Mezarı gibi miraslara sahip bir şehir,

bu kadar kolay sıradanlaşmamalıydı.

Dikey büyüme, yatay çöküş

Bugün en büyük yanılgılardan biri şu; “Yükselirsek gelişiriz.”

Hayır.

Plansız yükselirsek sadece yoğunlaşırız, ama aynı zamanda estetiği kaybeder, silueti bozarız.

Şehrin nefesini keseriz.

Milas’ın doğasına, tarihine, dokusuna en uygun model açık yatay mimari.

Az katlı

İnsan ölçeğinde

Mahalle kültürünü koruyan

Gökyüzünü kapatmayan yapılar..

Kaybolan sokaklar, kaybolan insanlık

Eski Milas sokaklarını düşün…

Taş evler

Ahşap detaylar

Dar ama sıcak yollar

Her köşede bir hikaye

Bugün o sokakların yerini ne alıyor?

Otopark sorunuyla boğuşan alanlar

Kimliksiz apartman blokları

Komşuluğun bittiği kapalı yaşamlar

Bu sadece mimari kayıp değil…

Toplumsal bir kayıp.

PEKİ NE YAPMALI?

Eleştirmek kolay… Ama çözüm üretmek zorundayız.

1- Tarihi dokuya “dokunulmazlık” anlayışı

Eski sokaklar korunmalı

Restorasyon teşvik edilmeli

Yeni yapılaşma o dokuya uyumlu olmalı

2- Yatay mimari teşvik edilmeli

Kat sınırları net çizilmeli

Özellikle merkezi bölgelerde yükseklik kontrol altına alınmalı

3- Estetik kurullar oluşturulmalı

Her proje sadece mühendislik değil, estetik açıdan da incelenmeli.

Cephe uyumu

Renk bütünlüğü

Sokakla ilişkisi kontrol edilmeli.

4- “Mahalle konsepti” geri gelmeli

Yeni projeler;

Sadece bina değil

Yaşam alanı olarak tasarlanmalı

İnsanların birbirini tanıdığı, çocukların sokakta oynayabildiği alanlar yeniden kurulmalı.

5- Yerel mimari dili yeniden canlandırılmalı

Milas’ın kendi mimari karakteri var.

Bu karakter; Modernle harmanlanmalı ama yok edilmemeli

Asıl mesele şu;

Şehirler sadece yaşanmaz,

Hissedilir.

Eğer bir şehirde;

Estetik yoksa, uyum yoksa, hafıza yoksa orada sadece beton vardır.

Milas’ı büyütmek istiyorsak, önce onu korumayı öğrenmeliyiz.

Yükselerek değil, kök salarak gelişmeliyiz.!!

ŞEHİR RUHUNU KAYBEDERSE, BİNALARIN NE ANLAMI KALIR?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter