Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. RUH MU YÜKSELİR, NEFİS Mİ YÖNETİR

RUH MU YÜKSELİR, NEFİS Mİ YÖNETİR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir müminde ruhunu nefsinden yükseğe çıkarma isteği yoksa, bunun telafisi olmaz.

Çünkü telafi, hatayı fark edenler içindir, nefsini meşrulaştıranlar için değil.

Bugün dindarlık, çoğu zaman bir kimlik kartına, bir etikete, bir alışkanlıklar manzumesine indirgenmiş durumda. Oysa iman dediğimiz şey, insanın iç dünyasında sürekli devam eden bir mücadeledir. Ruh ile nefis arasındaki o bitmeyen gerilim, müminin gerçek sınavıdır. Bu gerilim ortadan kalkmışsa, orada huzur değil, teslimiyet vardır; ama teslim olunan hakikat değil, nefistir.

Mesela yalan söyleyen ama “şartlar böyle” diyerek kendini aklayan bir insan düşünün. Faizi eleştirip kendi çıkarı söz konusu olduğunda susan… Adaletsizliğe kızıp, güç eline geçtiğinde aynı adaletsizliği tereddütsüz uygulayan… Bunlar büyük günahların değil, küçük meşrulaştırmaların insanıdır. Ve ne acıdır ki bu küçük meşrulaştırmalar, büyük yıkımların önsözüdür.

Ruh, insana yük olmayı sever; çünkü yük taşır. Vicdan taşır, sorumluluk taşır, utanma duygusu taşır. Nefis ise hafifliği sever. Bahaneleri, kolaycı cevapları, suçu başkalarına yıkmayı sever. Ruh “dur” derken, nefis “herkes yapıyor” der. Ruh “hak” diye fısıldarken, nefis “menfaat” diye bağırır. Mümin dediğimiz insan, bu iki ses arasında tarafını her gün yeniden seçmek zorundadır.

Bugün gençlerde gördüğümüz savrulmanın bir sebebi de budur. Onlara sürekli neyin haram olduğu anlatıldı ama neden ruhun nefse üstün tutulması gerektiği anlatılmadı. Kurallar öğretildi, fakat hikmet ihmal edildi. Sonuçta genç, ruhunu büyütmeyi değil; nefsini savunmayı öğrendi. Bu yüzden itirazı bol ama derinliği az bir kuşakla karşı karşıyayız.

Şunu açıkça söylemek gerekirse nefsini terbiye etme derdi olmayan bir müminde, ibadet bir alışkanlığa, ahlak bir vitrine, inanç ise savunma refleksine dönüşür. Ve bu dönüşüm, insanı yavaş yavaş içten çürütür. Çürüyen şey iman iddiası değil; iman iddiasının taşıyıcısı olan kalptir.

Telafi, ancak insan “yanıldım” diyebildiğinde mümkündür. Ama nefis asla yanıldığını kabul etmez. Hep haklıdır, hep mağdurdur, hep mazur. İşte bu yüzden, ruhunu nefsinin üstüne çıkarma isteğini kaybeden bir mümin için telafi kapısı kapanır. Çünkü kapıyı kapatan günah değil; ısrar, pişmanlık değil; gerekçedir.

Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur.!!

Biz nefsimizi mi koruyoruz, yoksa imanımızı mı?

Ve daha acı olanı ise

Koruduğumuz şey gerçekten iman mı, yoksa onun bize sağladığı konfor mu?

RUH MU YÜKSELİR, NEFİS Mİ YÖNETİR
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481