Bir ülkenin vatandaşları sabah uyandığında penceresini açtığında derin bir nefes alabilmeli… O nefeste umut, huzur, güven olmalı. Ama bizde artık nefes bile vergiye tabi sanki. Son ÖTV zamlarıyla birlikte, zaten dar gelirlinin omzuna binmiş yük, bir kat daha ağırlaştı. Devletin gelir açığını kapatma tercihi, neden her seferinde halkın boğazına yöneliyor?
Ekonomi yönetimi ne yapmak istiyor, gerçekten? Enflasyonla mücadele söylemleri arasında artan dolaylı vergiler, temel ihtiyaçlara yapılan fahiş zamlar, halkı sanki cezalandırır gibi alınan kararlar… Birileri çıkıp da bu politikaların halkı refaha taşıyacağına inanıyor olabilir mi gerçekten?
Artık insanlar geçim derdinde, yaşam değil yalnızca hayatta kalmak derdinde. Çocuğuna süt alamayan bir baba, faturasını ödeyemeyen bir emekli, yurt parasını denkleştiremeyen bir üniversite öğrencisi… Bunlar münferit değil; bunlar milyonların hikâyesi.
Peki bu ekonomik politikalar kimlere hizmet ediyor?
Belli bir zümreye… Ayrıcalıklı yaşamlarını sürdüren, vergiden muaf ya da teşvikle beslenen azınlığa. Lüks içinde yaşayan bir azınlık ile hayatta kalmaya çalışan çoğunluk arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor. Bu bir ekonomik tercih değil, bu bir sınıf tercihidir.
Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi bir vicdan meselesidir.
Bu ülkenin insanları sadece yaşamak istiyor. Nefes alabilecekleri, çocuklarına bir gelecek sunabilecekleri, adil bir düzende insanca var olabilecekleri bir ülke. Ama şimdi onlara sunulan tek şey; çürüyen bir ömür.
Devletin görevi halkını korumak, yaşatmak, desteklemektir. Ama ne yazık ki bugün ekonomi yönetiminin uygulamaları, halkı daha da yoksullaştırmakta, umudu köreltmektedir. Bu gidiş, sadece cüzdanları değil, ülkenin geleceğini de kemirmektedir.
Artık şu soruyu sorma vakti geldi:
Bu düzen kimin için, kimlere karşı işliyor?
Halkı nefessiz bırakan bu ekonomik anlayış değişmedikçe, ülke de güzel bir geleceğe yürüyemez. Çünkü bir toplumda umut yoksa, yatırım da yoktur. Umut yoksa büyüme, gelişme, barış da yoktur.
Asıl komik olan ise bizi bu kadar darlayan ve ekonomik daralmaya sebep olanlar, toplumu solunum cihazında bile taciz edenler çözümünde kendilerinde olduğunu söyleyip bizden sabır istiyor. Bizi makarnaya muhtaç edenler ile makarna dağıtanlar aynı insanlar..!
Unutma.!! Nefes yoksa hayat da yoktur.
İmtiyazlı bir avuç zümre için 87 milyonun soluk borusuna ot tıkayanların yaptığı cinayet değilse nedir?

