Milas büyüyor. Ama bu büyüme ne bir vizyonun ürünü ne de sağlıklı bir planın sonucu.
Bugün Milas’a yukarıdan baktığınızda gördüğünüz şey gelişme değil; dağınıklık.
Binalar var, yollar var, beton var…
Ama şehir yok.
Plansız kentleşme, Milas’ın en büyük ve en derin sorunu hâline gelmiş durumda. Çünkü bu mesele yalnızca estetik değil; tarımı, trafiği, çevreyi, sosyal hayatı ve geleceği doğrudan etkiliyor.
İmar, rant aracı; şehir, seyir alanı oldu
Tarım arazilerinin imara açılması artık istisna değil, neredeyse rutin.
Altyapısı tamamlanmamış alanlarda katlar yükseliyor, ardından yollar, kanalizasyon, su ve ulaşım “sonradan” düşünülüyor.
Bu anlayış şehircilik değil; yangın söndürme refleksidir.
Daha da vahimi, Milas’ın tarihî dokusu bu plansızlık içinde sessizce eriyor.
Eski evler yıkılıyor, mahalle kültürü dağılıyor, kimlik kayboluyor.
Geriye aynı tip binalar, ruhsuz sokaklar kalıyor.
Plansızlık herkese zarar veriyor
Çiftçi toprağını kaybediyor.
Gençler yaşanabilir bir şehir bulamıyor.
Trafik her geçen gün içinden çıkılmaz hale geliyor.
Deprem gerçeği göz ardı ediliyor.
Ve en önemlisi: Milas, geleceğini bugünün hatalarına rehin bırakıyor.
Peki çözüm var mı? Var. Ama cesaret ister.
- Gerçek bir imar master planı hazırlanmalı
Kâğıt üzerinde değil, bilimsel verilerle; nüfus projeksiyonu, deprem riski, altyapı kapasitesi ve çevresel etkiler birlikte ele alınmalı. “Parsel bazlı” değil, şehir ölçekli planlama yapılmalı.
- Tarım arazileri ve zeytinlikler kırmızı çizgi ilan edilmeli
Milas’ın geleceği betonda değil, üretimdedir.
Toprağın imara açılması kısa vadeli kazanç, uzun vadeli yoksulluktur.
- Altyapı tamamlanmadan tek bir ruhsat verilmemeli
Yol, kanalizasyon, su, elektrik, okul ve sağlık alanı planlanmadan atılan her temel, ileride ödenecek bir bedeldir.
- Tarihî dokuyu koruyan özel imar bölgeleri oluşturulmalı
Eski Milas evleri yıkılarak değil, yaşatılarak korunur.
Koruma planları lafta değil, uygulamada olmalıdır.
- Şeffaflık ve denetim şarttır
İmar kararları kapalı kapılar ardında değil, kamuoyunun gözü önünde alınmalı.
Askı süreci bir formalite olmaktan çıkarılmalıdır.
Son söz
Milas’ın ihtiyacı daha fazla bina değil, daha fazla akıldır.
Plansız kentleşme kader değildir; tercihtir.
Ve yanlış tercihler, şehirleri yavaş yavaş yok eder.
Eğer bugün dur demezsek, yarın çocuklarımıza beton yığınları arasında “bir zamanlar burada Milas vardı” demek zorunda kalacağız.
Şehir bizimse, sorumluluk da bizimdir.
Bu sorumlulukla ilgili yetkililer bizlerin bilgi deneyim ve tecrübelerinden faydalanmak isterse en azından bizlerde aklımızın erdiği gücümüzün yettiği kadar destek ve omuz vermekten elbette geri kalmayız. Birileri gibi tribünlere oynamak gibide makam mevki gibide dertlerimiz olmaz sosyal medyada takipçi kasmak için değil, bu şehre değer katmak için her zaman sahada olmaya hazırız. Her şey daha güzel bir Milas için

