Ahmet Minguzzi ve Atlas cinayetleri bize sadece iki acı dosya bırakmadı. Bize, bugünün toplumunun neye dönüştüğünü ve yarının neye benzeyebileceğini de gösterdi.
Asıl soru şu;
Bu tablo Milas’tan ne kadar uzak?
Cevap can yakıcı gibi duruyor. Zira sandığımız kadar değil.
Milas, tarih boyunca medeniyetin, hoşgörünün ve birlikte yaşama kültürünün sembolü olmuş bir şehir. Ama hiçbir şehir, “benim başıma gelmez” diyerek kendini güvende sayamaz. Çünkü çürüme sessiz gelir. Önce görmezden gelinir, sonra alışılır, en sonunda normalleşir.
Bugün büyük şehirlerde konuşulan şiddet, yarın küçük şehirlerin gündemi olur. Dün haberlerde izlediğimiz cinayet, yarın sokağımızın köşesinde konuşulur.
Hayatın Değeri Düşerken, Sessizliğin Bedeli Artıyor
Ahmet Minguzzi ve Atlas cinayetlerinin ortak mesajı şudur; İnsan hayatı ucuzladı. Öfke kontrolsüz, güç denetimsiz, vicdan ise savunmasız.
Milas’ta hala “buralar öyle değil” diyenler olabilir. Ama şu soruları sormadan rahat edemeyiz dimi.
Artan şiddet eğilimlerini gerçekten görüyor muyuz?
Gençlerin öfkesini, umutsuzluğunu, değersizlik hissini ciddiye alıyor muyuz?
Adalet duygusu zedelendiğinde bunun ilk yankısının sokakta olacağını biliyor muyuz?
Bir şehirde adalet duygusu zayıflamaya başladığında, suç artmadan önce öfke artar. Öfke artınca da bir kıvılcım yeter.
Milas’ın sessiz gençliği tehlikenin habercisi Olabilir
Bu ülkenin gençleri gibi Milas’ın gençleri de konuşmuyor çünkü dinlenmediklerini düşünüyorlar. İş, eğitim, gelecek kaygısı, adalet duygusu… Hepsi üst üste biniyor.
Unutmayalım gençliğin sustuğu yerde ya isyan büyür ya da çürüme.
Ahmet Minguzzi ve Atlas cinayetleri, “bir anlık öfke” masalıyla geçiştirilemez. O öfke birikerek gelir. Görmezden gelinen her adaletsizlik, her kayırmacılık, her haksızlık o öfkenin tuğlasıdır.
Küçük şehir olmak, masumiyet garantisi değildir
Milas’ta hala güçlü bir toplumsal bağ var, ama bu bağ korunmazsa çözülür.
“Biz birbirimizi tanırız” cümlesi, hukukun ve denetimin yerine geçemez.
“Buralarda olmaz” düşüncesi, tehlikenin en büyük müttefikidir.
Bugün büyük şehirlerde yaşananlar, dün küçük şehirlerde ciddiye alınmayan sorunların sonucudur.
Bu bir uyarı yazısıdır
Bu köşe yazısı bir karamsarlık metni değil; bir uyarıdır.
Milas’ın hala bir şansı var. Ama bu şans, sorunları halının altına süpürerek değil; konuşarak, önleyerek ve adaleti güçlendirerek korunur.
Ahmet Minguzzi ve Atlas cinayetleri bize şunu söylüyor;
Bir toplum, şiddet ortaya çıktığında değil; adalet zayıfladığında tehlikededir.
Milas’ın geleceği, bugün gösterdiği refleksle şekillenecek.
Sessizlik mi seçeceğiz, sorumluluk mu?
Çünkü yarın, bugün görmezden geldiklerimizin hesabı soruluyor.
Ve o hesap, her zaman sandığımızdan daha yakındır.

