İnsan garip bir varlık…
Herkes için savaşır ama kendisiyle barışamaz.
Herkesi savunur ama kendi kalbini savunamaz.
Sonra bir gün dönüp sorar;
“Bana neden huzur yok?”
Belki de soru yanlış yerde soruluyordur.
Çünkü huzur, önce insanın kendi içinde başlar.
Biz fedakarlığı kutsallaştırdık.
Kendini yok saymayı erdem sandık.
“Sessiz ol, sabret, idare et” dedik.
Ama kimse şunu öğretmedi;
İnsan önce kendini sevmeli.
Kendini sevmek kibir değildir.
Hatanı kabul etmektir.
Düştüğünde kendini yerden kaldırmaktır.
Aynaya baktığında gözünü kaçırmamaktır.
Kendini sevmeyen insan sürekli onay arar.
Sürekli takdir bekler.
Sürekli kırılır.
Çünkü içi boş bir kap başkasını dolduramaz.
İçinde huzur olmayan biri, dışarıda kavga üretir.
Kendi kalbiyle barışamayan bir toplum, sokakta barış kuramaz.
O yüzden mesele büyük sloganlar değil.
Mesele gece herkes sustuğunda, insanın kendi vicdanıyla baş başa kalabilmesidir.
Ve belki de asıl soru şudur;
Aynaya baktığında kendine saygı duyuyor musun?
Çünkü değişim kalabalıklarla değil, tek bir kalpte başlar.
Kendi kalbinde.
Değişim aynada başlar.

