Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK – MİLAS HAZIR MI?

DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK – MİLAS HAZIR MI?

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1. BÖLÜM SORULMAYAN SORU

Milas büyüyor…

Her geçen gün biraz daha genişliyor, biraz daha kalabalıklaşıyor. Yeni mahalleler kuruluyor, yeni binalar yükseliyor, vinçler artık bu şehrin siluetinin bir parçası haline geliyor. Dışarıdan bakıldığında bir hareket var, bir gelişim var, bir canlılık var.

Ama içeriden bakınca insanın içini kemiren bir soru var;

Milas gerçekten büyüyor mu, yoksa sadece çoğalıyor mu?

Çünkü büyümek ile çoğalmak aynı şey değildir.

Büyümek bilinç ister. Plan ister. Sorumluluk ister.

Çoğalmak ise çoğu zaman kontrolsüzdür.

Bugün Milas’ta neredeyse her gün yeni bir inşaat başlıyor. Temeller atılıyor, kolonlar yükseliyor, daireler satışa çıkıyor. Ama bu sürecin en başında sorulması gereken en hayati soru çoğu zaman ya hiç sorulmuyor ya da geçiştiriliyor;

“Bu şehir depreme hazır mı?”

Bu soru sadece bir mühendislik sorusu değildir.

Bu soru bir vicdan sorusudur.

Bu soru bir gelecek sorusudur.

Japonya gibi ülkeler bu soruyu her gün soruyor.

Sadece sormakla kalmıyor, bu soruya cevap üretiyor.

Onlar da deprem yaşıyor.

Onlar da sarsılıyor.

Ama onlar yıkılmıyor.

Çünkü onlar için deprem, unutulan bir felaket değil… her gün hatırlanan bir gerçektir.

Bizde ise durum farklı.

Deprem olduğunda konuşuyoruz.

Yıkım olduğunda üzülüyoruz.

Sonra unutuyoruz.

Ve hayat kaldığı yerden devam ediyor.

Aynı hatalarla…

Bugün Milas’ta bir ev alınırken sorulan sorulara bakalım;

Kaç metrekare?

Kaç oda?

Manzara var mı?

Fiyat uygun mu?

Peki ya şu sorular?

Bu binanın zemini ne?

Hangi temel sistemi kullanıldı?

Deprem performansı hesaplandı mı?

Kullanılan beton ve demir gerçekten standartlara uygun mu?

İşte bu sorular çoğu zaman ya sorulmuyor ya da cevabı bilinmiyor.

Oysa gerçek şu;

Deprem bir gün olacak.

Bunun zamanı belli değil ama olacağı kesin.

Ve o gün geldiğinde, bugün konuşmadığımız her detay karşımıza çıkacak.

Zemin konuşacak.

Mühendislik konuşacak.

Yapılan işçilik konuşacak.

Ama en çok da ihmaller konuşacak.

Şunu artık net bir şekilde anlamamız gerekiyor.

Deprem bir doğa olayıdır.

Ama yıkım bir insan hatasıdır.

Eğer bir bina yıkılıyorsa, bu sadece depremin gücüyle açıklanamaz.

Bu; eksik hesapların, yanlış kararların ve göz ardı edilen gerçeklerin sonucudur.

Japonya’da bir bina yapılırken ilk sorulan soru şudur?

“Bu bina depremde ayakta kalır mı?”

Bizde ise çoğu zaman ilk soru şudur; “Bu projeden ne kadar kazanırız?”

İşte iki ülke arasındaki fark tam olarak burada başlıyor.

Biri hayatı merkeze alıyor.

Diğeri kazancı.

Milas gibi aktif fay hatlarına yakın, zemin yapısı yer yer riskli olan bir bölgede yaşıyorsak, bu sorumluluk daha da büyür.

Bu şehirde yapılan her bina sadece bugünün değil, geleceğin de yükünü taşır.

Ve o yük sadece betonla değil, doğru kararlarla taşınır.

Bugün belki hiçbir şey olmuyor gibi görünebilir.

Binalar ayakta, hayat normal, sokaklar kalabalık…

Ama mesele zaten deprem anı değil.

Mesele, o ana ne kadar hazır olduğumuz.

Artık şunu kabullenmeliyiz.

Bu şehirde herkesin sorumluluğu var.

Müteahhitin, mühendisin, denetçinin, belediyenin ve en önemlisi vatandaşın çünkü talep neyse, arz da o olur.

Eğer biz sadece “ucuz ev” ararsak, birileri de ucuz bina yapar.

Ama biz “güvenli ev” talep edersek, o zaman sistem değişmek zorunda kalır.

Buradan şu çağrıyı yapmakta fayda var, bugünden itibaren Milas’ta ev alacak herkes şu soruyu sormalı?

“Bu bina depremde ne yapacak?”

Cevap alamıyorsanız… Orada durun.

Deprem kapıyı çaldığında hiç kimse metrekareyi hatırlamayacak.

Herkes tek bir şeyi hatırlayacak. “Bu bina neden yıkıldı?”

Tamda bu sebeple o gün gelmeden… soruları bugün sormak zorundayız.

DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK – MİLAS HAZIR MI?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter