
25 Ekim günü Aydın’ da Kişisel kazaya karışan ve araç içerisindekilerin yaralanmasına sebep olan kişi ve yanındakiler…
Kaza haberini yapmak için olay mahalline giden AGC’ ye (Aydın Gazeteciler Cemiyeti) üye gazetecilerin haber yapmasına
Sinirlenerek onları darp etmiş ve yaralanmalarına yol açmışlardır.
Bu olay; benim de Üyesi olduğum Aydın Gazeteciler Cemiyeti üyeleri ve vatandaşlar tarafından şiddetle kınanarak, Güvenlik güçleri ve Adli Merciler göreve davet edilmiştir.
Tüm Basın Camiasını üzen olay ile ilgili AGC Başkanı Naci Eriş ‘in Basın açıklamasını sizlerle paylaşarak Gazeteciliği, Önemi ve Çalışma koşullarını
Sizlerin bir kez daha hatırlamasını istedim.
NACİ ERİŞ’İN BASIN AÇIKLAMASI:
Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmasıyla sözlerine başlayan AGC Başkanı Eriş, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1922 yılında yaptığı bir konuşmada, “Basın, milletin müşterek sesidir… Basın, hiçbir sebeple baskı ve zorlamaya tabi tutulamaz.” diyordu.
İşte bu konuşmadan 100 yıl sonra, bu sözün önemini anlayamayan bir grup nedeniyle, bugün burada toplanmış bulunuyoruz.
25 Ekim Cumartesi günü, neredeyse her gün karşılaştığımız rutin bir trafik kazasını haberleştirmek üzere olay yerine giden 4 meslektaşımız, kaza yapan kişi ve yakınlarınca saldırıya uğramıştır. Arkadaşlarımız önce sözlü, sonra fiziki müdahale ile engellenmeye çalışılmış, tekmelerle darp edilmiştir.
‘Seni bulacağım’, ‘Sonra görüşeceğiz’ gibi sözlerle tehdide maruz kalmış, bir arkadaşımızın telefonu gasp edilmiştir.
Bunu yapanlar, her gün telefonlarını açıp ‘Haberlerde ne var?’ diye merakla okuyan kişilerdir.
Bunu yapanlar, kendi yaşadıkları şehirde, kendi ülkelerinde, hatta dünyada olup bitenleri, basın aracılığıyla takip eden kişilerdir.
Maalesef bunu yapanlar, işi düştüğünde, ‘Gelip bunun haberini yapar mısınız?’ diye gazetecilerden ricacı olan kişilerdir.
Ve bu saldırıyı yapanlar, halen aramızda gezmektedir!” diye konuştu.
Vicdana sığar mı?
Yapılan saldırıyı kınayan Eriş, “Gazetecilik özveri isteyen bir meslektir. Yeri gelir ailenizi görmeden, yeri gelir yemek yemeden, yeri gelir uyumadan uzun süreler çalışırsınız.”
Genç meslektaşlarımıza hep şunu tavsiye ederiz; ‘Tüm zor koşullara rağmen, haberinizi yazarken doğruyu aramaktan vazgeçmeyin. Ama esas önemlisi, asla vicdanınızı kaybetmeyin!
Haberi ulaştırmak için didindiğimiz halkımızdan tek beklentimiz ise bu gayreti görüp, emeğimize değer verilmesidir. Yani vicdanlı davranılmasıdır.
Şimdi soruyorum; Evine ekmek götürmek için çalışan, tüm zor koşullara rağmen haberden habere koşan 4 gence sayıca üstün bir grup tarafından canice saldırmak vicdana sığar mı?
Yine soruyorum; Sahada sürekli birlikte görev yaptığımız polis teşkilatının bazı mensuplarının, bütün bunlar yaşanırken sadece seyirci kalması vicdana sığar mı?
Aydın Gazeteciler Cemiyeti olarak, saldırının ardından tüm yetkililerle hızla irtibata geçerek durumun vahameti anlatılmıştır.
Bu menfur saldırının gerçekleşmesinden hemen sonra irtibata geçtiğimiz ve konuya hassasiyetle yaklaşan Sayın Valimiz Yakup Canbolat’a teşekkür ederiz.
Ancak arkadaşlarımıza saldıran, belki de hayati risk yaratacak şekilde darbeden kişilerin rahatça ortalıkta dolaşması, kabul edilebilir değildir.
Bu konuda yargı mercilerini göreve davet ediyor, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inanıyoruz.
Şunu özellikle vurgulamak istiyorum; biz gazeteciler olarak, bu saldırıyı sadece 4 meslektaşımıza değil, hepimize yapılmış kabul ediyoruz.
Suçlular cezalandırılıncaya kadar, bu konunun takipçisi olacağımızın sözünü veriyoruz. Bir kez daha ilan ediyoruz; Bilsinler ki susmayacağız.
Dün olduğu gibi bugün de yazmaktan vazgeçmeyeceğiz. Son olarak; Saldırı haberinin duyulmasının ardından bizimle dayanışma duygularını ifade eden milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, siyasi parti temsilcilerimiz ve sivil toplum kuruluşu ile meslek odası temsilcilerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

