Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta kutlanan bir millî bayramdır. 1925 yılında çıkarılan bir yasa ile ulusal bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun. 29 Ekim 1923’te ilan ettiğimiz Cumhuriyetimizin 93. kuruluş yıl dönümü coşkusunu, millet olarak paylaşıyoruz.
Milletimizin ortak azmi ve millî şuurunun neticesi olan Cumhuriyetimize sahip çıkmak, ülkemizin ve milletimizin geleceği için çalışmak, uyanık olmak, hepimizin ortak görevidir. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu kutlu toprakları bizlere vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Cumhuriyetin ilanı, hukukî olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29 Ekim 1923 günü gerçekleşen oturumunda Mustafa Kemal’in hazırladığı anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesiyle Türk devletinin yönetim şeklinin cumhuriyet olarak belirlenmesidir. Daha geniş anlamıyla cumhuriyetin ilanı, Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan Atatürk Devrimleri’nin bir parçasıdır, diğer yenileşme ve reformların da önünü açan bir siyasal inkılap hareketidir.
“Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir.”
Anayasanın diğer maddelerinde yapılan değişiklikler ile cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuş; cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından seçileceği öngörülmüş; hükûmetin kuruluş usulü değiştirilmiştir.
Hükûmetin kuruluş şeması bakımından meclis hükûmeti sisteminden vazgeçilerek parlamenter sisteme geçilmiştir. Şöyle ki;
Osmanlı Devleti’nin yıkılması ile sonuçlanan I. Dünya Savaşı’nın ardından Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlatılan ulusal mücadelenin, daha ilk yıllarından itibaren artık yönetimde halk iradesinin egemen olacağı açıkça ilan edilmiştir. Erzurum Kongresi’nin ardından 23 Temmuz 1919 tarihinde yayımlanan bildirinin 3. maddesindeki “Ulusal kuvvetleri etkin ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır.” kararı bu anlayışın bir ifadesiydi.
Ulusal iradeyi somut olarak gösterecek meclis, İstanbul’un işgal edilip Meclis-i Mebûsan’ın dağıtılması üzerine Büyük Millet Meclisi adıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı. Olağanüstü yetkilerle donatılmış 390 kişilik meclisin başkanı, aynı zamanda hükûmet ve devlet başkanı olarak görevlendirilmişti. Meclisin 20 Ocak 1921’de kabul ettiği ve bir anayasa niteliğinde olan Teşkilât-ı Esâsîye Kanunu başlıklı yasa ile egemenliğin Türk ulusuna ait olduğu ilan edildi. Saltanat hükûmetinin kendini hâlâ Türk ulusunun temsilcisi saymasına karşı bir tepki olarak meclis, 1 Kasım 1922’de aldığı kararla saltanatı kaldırdı.
Birinci meclisin seçimin yenilenmesine karar vererek 1 Nisan 1923’te dağılmasından sonra yeni meclis toplanıncaya kadar Mustafa Kemal’in direktifi ile yeni bir anayasa tasarısı hazırlıkları başlamıştır. Mevcut anayasa, ulusal iradenin Türk ulusuna ait olduğunu, bu iradeyi ulus adına temsil yetkisinin meclise devredildiğini onaylamıştı ancak devletin yönetim şeklini ve başkentini ilan etmemişti. Yeni anayasa tasarısı hazırlıkları sırasında Mustafa Kemal, çevresindekilerle cumhuriyetin ilanı ile ilgili görüşmeler yapmıştır.
Mustafa Kemal’in Avusturya’nın Neue Freie Presse gazetesinin muhabirine 22 Eylül 1923’te verdiği ve Türkçe bir özeti ilk defa İkdam gazetesinde yayımlanan demeçte, muhabirin sorusu üzerine ilk defa cumhuriyet kelimesini açıkça ortaya atması ülkede ve yurtdışında büyük yankı uyandırdı.
Ekim 1923’te İsmet Paşa ve bir grup mebus Ankara’nın hükûmet merkezi olarak kabul edilmesi yolunda bir kanun teklifi verdi.
13 Ekim 1923’te TBMM’de kabul edilen tek maddelik yasa ile Ankara, devletin başkenti oldu. Devlet merkezinin İstanbul olacağı yolundaki çekişmelere son veren bu yasa ile cumhuriyetin ilanı için de bir adım atılmış oldu.
Daha geniş anlamıyla cumhuriyetin ilanı, Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan Atatürk Devrimleri’nin bir parçasıdır, diğer yenileşme ve reformların da önünü açan bir siyasal inkılap hareketidir.

