Muğla’nın kalbinde yer alan Milas, Bodrum-Milas Havalimanı sayesinde bölgenin ana ulaşım kapısıdır. Deniz-kum-güneş tatiline (Güllük, Ören, Boğaziçi) ek olarak, 27 antik kenti (Labranda, Euromos, İasos), Bafa Gölü’nün doğası ve UNESCO adayı tescilli zeytinyağı ile öne çıkan zengin bir kültür ve gastronomi merkezidir.
Milas, en az 5 bin yıllık geçmişi ile bir tarih ve kültür kentidir. İlkçağlarda Anadolu’nun güneybatısında hüküm süren Karia Uygarlığının en önemli kentiydi. Antik çağlardaki adıyla Mylasa, bu dağlık ülkenin batısında, Sodra Dağı’nın eteğinde kurulmuştur. Tarihte iki kez, Karia ve Menteşe Beyliği dönemlerinde, başkentlik yapmıştır. Milas’ta Karia, Roma, Bizans, Selçuklu, Menteşe ve Osmanlı uygarlıkları hüküm sürmüştür. Bugün Milas ve çevresinde bu uygarlıklardan kalma çok sayıda tarihi eser bulunmaktadır.
Adını rüzgarlar tanrısı Ailos’un soyundan gelen Mylasos’dan alan Mylasa’nın, arkeolojik araştırmalara göre kuruluşu İ.Ö 1.binyıla kadar uzanmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü coğrafyacı Strabon’a göre Karia Sözcüğünün kökeni “sorguçlu tolga” dan gelmektedir. Kent, Karia Döneminde önemli bir şehir ve satraplık merkezi olmuştur. İ.Ö. 280 yıllarından sonra ise Pergamon Krallığı, Karya’ya hakim olmuştur.
Milas’ın tarihinde 27 antik kent kurulmuş ve bu kentlerden günümüze İasos, Labranda, Euromos ve Herakleia antik kentleri gelmiştir. Ayrıca günümüze kadar tüm elemanlarıyla ayakta kalabilen tek mezar anıt olan Gümüşkesen Mezar Anıtı, Bodrum’da bulunan ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan Mousaleum’dan esinlenerek yapılmış olup onun bir minyatürüdür.
Roma dönemine ait su kemerleri, Menteşe Beyliği kenti olan Beçin’de o döneme ait eserleriyle ayakta durmaktadır.
İlkçağlarda Milas mermerleriyle ünlü bir kenttir. Şehrin yakınında olan Sodra’da mermer ocaklarının bulunması, inşaat için gereken malzemenin kolayca elde edilmesi, Mylasa’nın çok sayıda mabetle donatılmasını sağlamıştır. Daha sonra Mylasa Roma egemenliği altına girmiş ve Bizans çağında Milas sınırları en geniş halini almıştır. 13. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise Türklerin hakimiyetine girmiştir. 1923 yılında Cumhuriyetin ilanıyla Muğla iline bağlı bir ilçe olmuştur.
Geçmişte, Milas’ta Türklerden sonraki ikinci etnik grup Rumlar kabul edilir. 19.yüzyılda Milas’ta Rumlardan sonraki ikinci azınlık Musevilerdir. Milas’ın 19.yüzyıla ait bilgisini veren W.Turner’a göre 1818 yılında Milas’ın nüfusu 2.000 hane idi. Bu hanelerin 130’u Rum, 30’u Ermeni ve 10 tanesi Yahudilere aitti. Yahudiler, Milas’ta “Yahudi Mahallesi” olarak da bilinen Hocabedrettin Mahallesi’nde ikamet etmişlerdir. Yahudi aileler zamanla Milas’tan göç etmişler göçleri 1965-1975 yılı arasında yoğunlaşmıştır.
Bugün Milas’ta Yahudilere ait, bakıma muhtaç bir mezarlık bulunmaktadır. Milas geçmişte farklı kültür ve inanıştan insanların barış içinde yaşadığı bir kent olmuştur.
Milas’ın çok meşhur bir sanat kolu da halıcılık ve kilim dir.Eski çağlardan itibaren insan yerleşiminin arkeolojik izlerine rastlanan Milas ilçesi, buna paralel olarak dokumacılığın da geliştiği bir bölgedir. Kıl, yün ve bez dokumaların, pamukçuluk ve ipekçilik kaynaklı giyime yönelik dokumaların yanısıra, ilçe 16. ve 17. yüzyıllar arasında Anadolu kentleri arasında özellikle halıları ile de ön plana çıkmaya başlamıştır.
Tatiller için de Milas, inanılmaz güzelliklerle doludur. Örneğin Ören mahallesi hem deniz turizmi açısından, hem de kültür bakımından eşsizdir. Ceramos olarak asırlarca, seramik imalatının yapılmış olduğu bir yerdir.
Zeytin ve zeytinyağının çok meşhur olduğu Muğla ilimizin ilçesi Milas, Ören mahallesinde eski zamanlarda zeytinyağının gerek nakli, gerekse kullanılmasında büyük fayda sağlayan seramik damacanaların imal edildiği bir yerdir.
Muğla iline bağlı Milas, plajları, gölleri, antik kentleri, Türk ve İslam eserleriyle görülmeye değer bir turizm beldesidir.

