1. Haberler
  2. KÜLTÜR SANAT
  3. Hayatın İzini Süren Bir Belgeselci: Hasan Özgen

Hayatın İzini Süren Bir Belgeselci: Hasan Özgen

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milas’ın yetiştirdiği önemli belgesel yönetmeni, yazar ve araştırmacılardan Hasan Özgen, Karikatürist Mehmet Nergiz’in sorularını yanıtladı. Çocukluk yıllarından sanat yolculuğuna, Milas sevgisinden belgesel sinemasına kadar birçok konuda samimi değerlendirmelerde bulunan Özgen, sanatın toplumdaki yeri ve Türkiye’nin kültürel geleceğine ilişkin dikkat çeken görüşlerini paylaştı.

“Çocukluğumun Milas’ı bugün de eserlerimin içinde yaşıyor”

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1947 yılında Milas’ta doğdum. İlk ve orta öğrenimimi burada tamamladıktan sonra İzmir Askeri Hava Lisesi’ni, ardından Hava Harp Okulu’nu bitirerek subay oldum. Harp Okulu yıllarında yayımladığım “Göksenin” adlı kültür yıllığı nedeniyle soruşturma geçirdim.

Pilotluk eğitimi sırasında yaşadığım bir kaza sonrası bu görevim sona erdi. Daha sonra Hava Savunma ve Hava Lisan Okullarını bitirerek Eskişehir’de göreve başladım. 1972 yılında siyasi görüşlerim nedeniyle tutuklandım ve yaklaşık 30 ay cezaevinde kaldım. Aynı süreçte ordudan emekli edildim.

1974 yılında TRT’nin açtığı sınavı kazanarak Haber Dairesi’nde muhabir-kameraman olarak çalışmaya başladım. Belgesel sinemaya ilgim burada daha da gelişti. 1982 yılında TRT’den ayrıldıktan sonra yaşamımı belgesel sinema ve iletişim alanındaki çalışmalarıma adadım.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim. Ayrıca ÇEKÜL Vakfı, Belgesel Sinemacılar Meslek Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alıyor, çeşitli kültür kuruluşlarında danışma kurulu üyelikleri yürütüyorum.

Sanatla bağınız nasıl kuruldu?

Sanatla ilk tanışmam çocukluk yıllarımda Milas’ın doğasını gözlemlemekle başladı. Bana göre doğa, insanın karşılaşabileceği en büyük sanat eseridir. Bunun yanında ailemin de üzerimde büyük etkisi oldu. Babam okumaya teşvik eder, annem güçlü bir anlatıcıydı. Ağabeyim resim yapar, ablalarım el sanatlarıyla uğraşırdı. Sanat evimizin doğal bir parçasıydı.

Girit kökenli anne tarafımdaki akrabalarım arasında profesyonel sanatçılar da vardı. Bu ortam beni önce şiire yöneltti. Hava Lisesi’nde ise Cumhuriyet aydını öğretmenler sayesinde okuma alışkanlığı kazandım. Yaşar Kemal, Orhan Veli, Attila İlhan ve Nazım Hikmet gibi isimler sanat anlayışımın şekillenmesinde önemli rol oynadı. Yazdığım şiir ve öyküler çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı.

Sanat üretmeye sizi yönelten ne oldu?

İnsan hem doğayı hem de hayatı anlamaya çalışan bir varlık. Benim sanatla ilişkim de bu arayıştan doğdu. Doğayı sevdikçe ona zarar vermemeyi, yaşamı korumayı öğrendim. Ancak toplumsal yaşamın adaletsizlikleri karşısında sanat benim için hem bir sığınak hem de itiraz etmenin yolu oldu.

Tek şiir kitabımın ilk dizelerinde söylediğim gibi; “Ben sana sadık kaldım ey hayat…” Sanat, benim için hayatı anlamanın ve anlatmanın en güçlü biçimi oldu.

Sizi en iyi anlatan eserler hangileri?

Her sanatçı aslında yaşadıklarını üretir. Benim şiirlerimde, belgesellerimde ve kitaplarımda çocukluğumun, Milas’ın ve yaşadığım coğrafyanın izleri vardır.

İlk belgeselim olan Sessizliğin Bin Rengi, benim için adeta bir özgeçmiştir. Ardından hazırladığımız ikinci Milas belgeseli ve Işık Ülkesi kitabı da çok değer verdiğim çalışmalar arasındadır.

Bunun yanında Bir Yenilginin Anatomisi ve Anne Türkler Geliyor belgeselleri, sorgulayıcı bakış açıları nedeniyle benim için ayrı bir yere sahiptir.

Özellikle Bir Yenilginin Anatomisi, çocukluğumdaki mahalle kültürüyle bugünün betonlaşmış kent yaşamını karşılaştırır. Dayanışmanın yerini yalnızlığın, komşuluğun yerini güvenlik kameralarının aldığı yeni yaşam biçimini sorgular.

Anne Türkler Geliyor ise Türk tarihine farklı bir pencereden bakmayı amaçlıyor. Yerleşik ve göçer kültürler arasındaki tarihsel ilişkiyi araştırarak resmi tarih anlatılarının dışında farklı bir bakış sunmaya çalıştık. Yaklaşık iki buçuk yıl süren araştırmalar sonucunda hazırlanan bu çalışma, benim en önem verdiğim belgesellerden biridir.

Milas eserlerinize nasıl yansıyor? Turhan Selçuk Karikatür Yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Milas benim için yalnızca doğduğum şehir değil; aynı zamanda duygularımı ve bakış açımı besleyen temel kaynaklardan biridir. Çalışmalarımın hemen hepsinde Milas’ın izleri vardır.

Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’nı da çok önemli buluyorum. Bu yarışma hem karikatür sanatı hem de Milas adına büyük bir değer taşıyor. Daha geniş katılımlı, uluslararası ölçekte ses getiren bir organizasyona dönüştürülmesi gerektiğine inanıyorum.

Milas, kültürel mirasıyla çok güçlü bir kent. Beçin, Hekatomnos Anıt Mezarı, antik kentleri ve yetiştirdiği sanatçılarla turizmin ötesinde bir kültür merkezi olabilecek potansiyele sahip. Bunun için uzun vadeli, bilimsel ve ortak akla dayalı bir vizyona ihtiyaç var.

Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim?

İnsan var olduğu günden beri hayatın anlamını arıyor. Sanat da bu arayışın en önemli ürünlerinden biri. Günümüzde ise sanatın giderek ticarileştiğini düşünüyorum. Popülerlik ve satış rakamları çoğu zaman sanatın önüne geçiyor.

Oysa benim için sanat, insanın kendi varoluşunu anlamlandırma çabasıdır. Bu nedenle bugüne kadar yaptığım tüm çalışmaları önce kendim için yaptım.

Belgesel sinema ise Türkiye’de çok zor şartlarda üretiliyor. Çoğu projeyi kendi imkânlarımızla gerçekleştiriyoruz. Buna rağmen tüm filmlerimi ücretsiz olarak izleyicilere açıyorum. Bilgiye ve kültüre ihtiyaç duyan herkesin bunlara ulaşabilmesini önemsiyorum.

Sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?

Sanatçı çoğu zaman toplumun dışında duran, sorgulayan ve eleştiren kişidir. Toplumla uzlaşmak zorunda değildir. Tam tersine gerektiğinde toplumun yanlışlarını göstererek onu ileriye taşımaya çalışan öncü bir rol üstlenmelidir.

Ben toplumdan çok kamusal alanı önemserim. Okuyan, düşünen, sorgulayan insanların oluşturduğu bilinçli kesim, sanatın gerçek muhatabıdır.

Yeni çalışmalarınız var mı?

Projeler çok, imkânlar ise oldukça sınırlı. Şu sıralar “Ustalar Ustalarını Anlatıyor” adlı yeni bir belgesel üzerinde çalışıyoruz. Çekimleri devam ediyor. Her şey planlandığı gibi giderse önümüzdeki yılın başında izleyiciyle buluşturmayı hedefliyoruz.

Hayatın İzini Süren Bir Belgeselci: Hasan Özgen
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.