İçinde yaşadığımız çağ, imkânların çoğaldığı; fakat değerlerin aşındığı bir çağdır. Teknoloji gelişmiş, iletişim hızlanmış, dünya küçülmüştür. Ancak bütün bu gelişmelerin ortasında insanın iç dünyasında büyük bir yıkım yaşanmaktadır. Özellikle edep, haya ve ahlak gibi insanı insan yapan değerler her geçen gün biraz daha örselenmektedir. Eskiden utanılacak sayılan birçok davranış bugün sıradanlaştırılmakta, hatta özgürlük adı altında alkışlanmaktadır. İşte böyle bir zamanda “ar perdesinin yırtılması” ifadesi, yaşadığımız ahlaki çözülmeyi çok net anlatmaktadır.
Ar, insanın içindeki haya duygusudur; yanlış karşısında yüzünü kızartan, kişiyi kötülükten alıkoyan manevi bir kalkandır. Bu perde yırtıldığında ise insan, neyin doğru neyin yanlış olduğunu umursamamaya başlar. Toplumda utanma duygusunun zayıflaması; saygının azalmasına, iffetin değersizleşmesine ve ahlaki sınırların belirsizleşmesine yol açar. Günümüzde medya, sosyal çevre ve dijital dünya çoğu zaman bu sınırları silikleştirmekte; insanları teşhirin, gösterişin ve nefsani arzuların peşinden sürüklemektedir.
Böyle bir dönemde imanlı bir duruş sergilemek, sadece bireysel bir tercih değil; aynı zamanda sessiz ama güçlü bir direniştir. Çünkü iman, insana yalnızca inanç kazandırmaz; aynı zamanda ölçü, denge ve şahsiyet kazandırır. İnançlı insan, çevresindeki savrulmalara rağmen kendi değerlerinden vazgeçmeyendir. Kalabalıkların yanlışına kapılmadan doğru bildiği yolda yürüyebilmektir imanlı duruş. Bu, bazen yalnız kalmayı göze almak; bazen de çağın dayattığı yozlaşmaya “hayır” diyebilmektir.
Asra meydan okumak ise gürültülü bir başkaldırı değil; vakarını, ahlakını ve inancını koruyarak dimdik ayakta kalabilmektir. İnsanların değerlerinden ödün vererek kabul gördüğü bir zamanda, değerlerine sadık kalmak gerçek cesarettir. Çünkü çağın rüzgârına kapılmak kolay, o rüzgâra karşı koymak zordur. İmanlı duruş tam da bu zorluğun adıdır.
Bugün gençler, aileler ve toplum olarak en büyük ihtiyacımız; bu sağlam duruşu yeniden kuşanmaktır. Zira bir toplumun gerçek gücü ekonomik imkânlarından ziyade, manevi değerlerinde saklıdır. Eğer ar duygusu kaybolursa, geriye sadece görüntü kalır; öz kaybolur. Oysa imanlı bir nesil, kaybolan özü yeniden inşa edebilir.
Sonuç olarak, ar perdesinin yırtıldığı bir çağda imanlı kalabilmek büyük bir mücadeledir. Bu mücadele, insanın kendi nefsine, çağın yanlışlarına ve toplumun yozlaşmasına karşı verdiği onurlu bir mücadeledir. İşte bu yüzden, bugün imanlı duruş sergileyen her insan aslında sessizce asra meydan okumaktadır. Ve belki de çağımızın en büyük kahramanlığı budur.
Diliyle, davranışıyla, kalbiyle haksızlığa, arsızlığa bozuk düzene direnenlere selam olsun…

