Ahmet Özger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK

DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

BÖLÜM 2

SORUN PARA DEĞİL, ZİHNİYET

Milas’ta hala aynı manzara devam ediyor.

Her köşe başında bir inşaat, her cadde boyunca yükselen yeni binalar…

Dışarıdan bakınca şehirde bir hareketlilik var. Ama hareketlilikle güvenlik arasındaki fark büyük.

Bir bina yapılırken sorduğumuz soruların çoğu hala aynı;

Kaç daire var?

Metrekare ne kadar?

Manzara güzel mi?

Fiyat uygun mu?

Peki ya şunu soran var mı;

Bu bina depremde ne yapacak?

Temeli gerçekten yeterli mi?

Zemini doğru şekilde analiz edildi mi?

Beton kalitesi ve donatı standartlara uygun mu?

Milas’ta bu sorular hâlâ ikinci planda.

Oysa Japonya gibi deprem kuşağında yer alan ülkelerde işler bambaşka.

Japonya…  Yüksek şiddetli depremler, tsunamiler, volkanik patlamalar… v.s Her gün bu gerçeklerle yaşıyor. Ama gördüğümüz şey, yıkım değil; dayanıklı şehirler ve güvenli yapılar.

Peki nasıl başardılar?

Cevap basit ama güçlü.!!

Zihniyet farkı.

Onlar için bir bina, sadece bir yatırım aracı değil. Bir can güvenliği, bir gelecek sorumluluğu. İnşaat sektöründe “ucuz ve hızlı” yaklaşımı yok. Her adım, hayatı korumaya yönelik planlanıyor. Sadece teknolojik araçlar değil, sistem de disiplinli. Sismik izolatörler ve şok emici sistemler kullanılıyor. Zemin ve temel analizi standart, sıkı ve detaylı, denetimler bağımsız ve sert, müteahhit, mühendis ve denetçi sorumluluk sahibi, yani teknoloji sadece bir araç.

Asıl güç, uygulama disiplini ve zihniyettir.

Bizde ise sorun genellikle teknoloji eksikliği değil…

Disiplin ve kararlılık eksikliği.

Milas’ta hala, “Biraz ucuz olsun, metrekare artsın” mantığı hakim.

Soru hala çoğu zaman kazanç odaklı.

“Bu projeden ne kadar kazanırım?”

Hayat odaklı düşünülmüyor.

Oysa ucuz yapılan bir bina, kısa vadede kazanç sağlasa bile uzun vadede hayat kaybettiriyor.

Japonya’daki uygulamalar bize başka bir ders daha veriyor;

Bir yapının depreme dayanması sadece doğru beton, doğru donatı veya sismik izolatör kullanmakla sınırlı değil.

Asıl mesele, bu sistemleri doğru uygulayacak disiplinli bir zihniyetin varlığı.

Disiplin yoksa, teknoloji de çöpe gidiyor.

Malzeme iyi olabilir ama hatalı uygulama tüm güvenliği ortadan kaldırıyor.

Milas’ta ise bu zihniyet hala tam yerleşmedi.

Sektörde hala; Yeterli eğitim almamış mühendisler, denetimsiz veya keyfi denetimler, sorumluluk almayan müteahhitler görmek mümkün.

Ve bu durum, şehrin gelecekteki güvenliğini doğrudan tehdit ediyor.

Buna rağmen umut var. Çünkü zihniyet değiştirilebilir. Mücadele başlatılabilir.

Ve vatandaşın bilinçlenmesi, değişimin en güçlü tetikleyicisidir.

Milas için dersler ve çağrı; Güvenli bina talep etmek bir hak.

Vatandaş olarak ev alırken sadece fiyat ve metrekareye bakmamalıyız.

“Bu bina depremde ayakta kalır mı?” sorusu zorunlu olmalı.

Müteahhit ve mühendis sorumlu olmalı.

Disiplinsiz çalışana izin verilmemeli, sorumluluk sistemi güçlendirilmeli.

Denetim bağımsız ve şeffaf olmalı.

Kağıt üzerinde kalan denetim yerine, gerçek saha denetimi uygulanmalı.

Teknoloji araçtır, zihniyet her şeydir.

Tünel kalıp, sismik izolatör, özel beton… Hepsi etkili ama doğru zihniyet olmadan işe yaramaz.

Milas’ın önünde iki yol var; Ya “ucuz bina” anlayışıyla, disiplinsiz bir şekilde çoğalacağız ve felaketi bekleyeceğiz, ya da zihniyeti değiştireceğiz, güvenliği merkeze alacağız ve gelecek nesillere sağlam şehirler bırakacağız.

Günün çağrısı; Ev alacak herkes şu soruyu sormalı, “Bu bina depremde ne yapacak?”

Cevap alamıyorsanız, durun ve araştırın.

Sadece kendi hayatınızı değil, ailenizin ve komşularınızın hayatını da koruyorsunuz.

Teknoloji, disiplin ve kararlılık…

Bir araya geldiğinde şehirler felaketleri değil, hayatı yaşar.

Milas hala seçim aşamasında.

Deprem gelmeden önce, biz bu zihniyeti seçmeliyiz.

DOSYA: DEPREMLE YAŞAMAK
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter