Milas bir zamanlar sadece bir yerleşim yeri değildi…
Bir karakterdi.
Sokaklarında yürürken tarih hissedilirdi.
Evlerin duvarları sadece taş değil, hatıra taşırdı.
Dar sokaklar, komşuluğun, insanlığın ve sadeliğin mimarisiydi.
Bugün ise başka bir Milas’la karşı karşıyayız.
Ruhunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bir şehir…
Artık sokaklara baktığımızda bir bütünlük görmüyoruz.
Her bina başka bir dünyadan kopup gelmiş gibi biri yüksek katlı, diğeri iki katlı
Biri cam cephe, diğeri sıvasız beton
Biri modern diye yükselmiş, diğeri geçmişe tutunmaya çalışıyor
SONUÇ?
Kimliksiz bir şehir.
Oysa şehir dediğin şey sadece binaların toplamı değildir.
Şehir dediğin şey, bir hafızadır.
Milas gibi köklü bir yerleşim, Hekatomnos Anıt Mezarı gibi miraslara sahip bir şehir,
bu kadar kolay sıradanlaşmamalıydı.
Dikey büyüme, yatay çöküş
Bugün en büyük yanılgılardan biri şu; “Yükselirsek gelişiriz.”
Hayır.
Plansız yükselirsek sadece yoğunlaşırız, ama aynı zamanda estetiği kaybeder, silueti bozarız.
Şehrin nefesini keseriz.
Milas’ın doğasına, tarihine, dokusuna en uygun model açık yatay mimari.
Az katlı
İnsan ölçeğinde
Mahalle kültürünü koruyan
Gökyüzünü kapatmayan yapılar..
Kaybolan sokaklar, kaybolan insanlık
Eski Milas sokaklarını düşün…
Taş evler
Ahşap detaylar
Dar ama sıcak yollar
Her köşede bir hikaye
Bugün o sokakların yerini ne alıyor?
Otopark sorunuyla boğuşan alanlar
Kimliksiz apartman blokları
Komşuluğun bittiği kapalı yaşamlar
Bu sadece mimari kayıp değil…
Toplumsal bir kayıp.
PEKİ NE YAPMALI?
Eleştirmek kolay… Ama çözüm üretmek zorundayız.
1- Tarihi dokuya “dokunulmazlık” anlayışı
Eski sokaklar korunmalı
Restorasyon teşvik edilmeli
Yeni yapılaşma o dokuya uyumlu olmalı
2- Yatay mimari teşvik edilmeli
Kat sınırları net çizilmeli
Özellikle merkezi bölgelerde yükseklik kontrol altına alınmalı
3- Estetik kurullar oluşturulmalı
Her proje sadece mühendislik değil, estetik açıdan da incelenmeli.
Cephe uyumu
Renk bütünlüğü
Sokakla ilişkisi kontrol edilmeli.
4- “Mahalle konsepti” geri gelmeli
Yeni projeler;
Sadece bina değil
Yaşam alanı olarak tasarlanmalı
İnsanların birbirini tanıdığı, çocukların sokakta oynayabildiği alanlar yeniden kurulmalı.
5- Yerel mimari dili yeniden canlandırılmalı
Milas’ın kendi mimari karakteri var.
Bu karakter; Modernle harmanlanmalı ama yok edilmemeli
Asıl mesele şu;
Şehirler sadece yaşanmaz,
Hissedilir.
Eğer bir şehirde;
Estetik yoksa, uyum yoksa, hafıza yoksa orada sadece beton vardır.
Milas’ı büyütmek istiyorsak, önce onu korumayı öğrenmeliyiz.
Yükselerek değil, kök salarak gelişmeliyiz.!!

