Mehmet Nergiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “KARİKATÜR, TOPLUMU YAMUK BAKIŞLA ANLAMANIN SANATIDIR”

“KARİKATÜR, TOPLUMU YAMUK BAKIŞLA ANLAMANIN SANATIDIR”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Karikatür, çoğu zaman tek bir karede hem güldüren hem de düşündüren güçlü bir anlatım biçimi olarak sanat dünyasında önemli bir yere sahip. Toplumsal olayları, insan ilişkilerini ve gündelik hayatın çelişkilerini kendine özgü bir bakış açısıyla ele alan karikatüristler, çizgileriyle adeta toplumun aynasını tutuyor.

2002 yılından bu yana profesyonel olarak karikatür çizen, ulusal ve uluslararası birçok ödülün sahibi olan karikatür sanatçısı ve öğretmen Musa Keklik, sanat yolculuğunu, karikatürün düşünsel yönünü ve toplumla kurduğu bağı anlattı. Leman, Penguen ve Cumhuriyet gibi önemli yayınlarda karikatürleri yayımlanan Keklik, zamanla evrensel ve yazısız karikatürlere yönelerek çalışmalarını uluslararası platformlara taşıdı.

Sanatın yalnızca güldüren bir unsur olmadığını, aynı zamanda güçlü bir eleştiri ve farkındalık aracı olduğunu vurgulayan Keklik, karikatürün toplumsal gerçeklikleri görünür kılan bir sanat dalı olduğunu ifade ediyor. Ege’de sürdürdüğü yaşamında portre karikatürleriyle insan hikâyelerini kağıda aktaran sanatçı, bir yandan da karikatür atölyeleriyle yeni kuşak sanatçıların yetişmesine katkı sağlıyor.

25. sanat yılına hazırlanan Musa Keklik, hem yeni sergi hem de karikatür albümü çalışmalarını sürdürürken, sanatın toplum için vazgeçilmez bir aydınlanma aracı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bu söyleşide Keklik ile sanat serüvenini, karikatürün toplumsal rolünü ve günümüzde sanat üretmenin zorluklarını konuştuk.

– Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Karikatür Sanatçısı ve Öğretmenim. 2002 yılından bu yana profesyonel olarak karikatür çiziyorum.  Leman, Penguen, Kırmızı Alarm, Atom, Şarlo, Bayraklı Mizah, Değişik Çuvaldız, Ayar, Sancı dergilerinde ve Cumhuriyet Gazetesinde karikatürler çizdim.  Birçok kişisel ve karma sergi açtım.  35 tane Ulusal ve Uluslararası ödül aldım.  Senelerdir yazları Kuşadası’nda Portre Karikatür çiziyorum.  Aynı zamanda karikatür atölyeleri ile geleceğin karikatüristlerini yetiştirmek için çabalıyorum.

– Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?

* Açıkçası ilkokul sıralarından beri resim sanatına karşı ilgim çok fazlaydı.  Öğretmenim resimlerimi sürekli panoda sergilerdi. Lise yıllarında çok iyi bir karikatür okuyucusu olduğum için tiplemeler daha çok dikkatimi çekmeye başladı. Yeteneğimi karikatür alanına yoğunlaştırmaya başladım.  Çizdiğim karikatürleri mizah dergilerinde görmeye başlayınca motivasyonum daha fazla pekişti. 2007 yıllarının başında ise yazısız ve evrensel karikatürler çizmeye başladım. Düşünsel yanı ağır basan, eleştiren ve toplumsal boyutu olan çalışmalar yapmaya başladım. Yarışmalar ve sergiler ön plana çıkmaya başladıktan sonra da mizah dergilerinde çizmeyi bıraktım. Tamamen evrensel karikatüre yöneldim. Amsterdam merkezli cartoonmovement’te de editoryal karikatürler çizmeye devam ediyorum

– Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?

* Yaşadığımız toplumun içerisinde var olan ve sürekli değişkenlik gösteren dinamikleri görüp tanıklık etmek, rahatsız olmak, bunu dile getirmek, eleştirmek ve toplumsal bilinci yaymak geleceğe kalıcı ve estetik eserler bırakabilmek adına hele ki, bunu bir tek karede yapmak karikatür sanatı içinde var olmamın en büyük nedeni.

– Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?

* Ürettiğim tüm karikatürler bir fikir, bir espiriyi barındırıyor. Karikatürlerimi çizmeye başlamadan önce çizeceğim espiriyi buluyorum.  Bu espiriyi bulmak çok sancılı sürecin sonunda ortaya çıkıyor.  Öyle sürekli akılda hazır bir espiri ile gezmiyoruz.  Fakat şunu net bir şekilde ifade etmem gerekir.  Bir karikatürist olarak çizimlerim de hep bakış açımı, tavrımı hayata karşı duruşumu yaşattığımı söyleyebilirim.  Çünkü bir karikatürist farklı bir bakış açısına sahip olduğu için toplumda herkesin göremediğini, fark edemeğini tespit edip oradan bir çıkarsama yapar. Ben bunu genellikle Slavoj Žižek’in ” Yamuk Bakma” teorisi ile içselleştiririm.  Žižek bunu Lacancı psikanalizle birleştirir ve der ki: Arzu ettiğimiz nesneler veya toplumsal gerçeklikler, onlara doğrudan yaklaştığımızda yok olur ya da anlamını yitirir. O yüzden Yamuk bakmak, bir şeyin bize sunulan parıltılı yüzüne değil, o parıltıyı oluşturmak için nelerin gizlendiğine veya politikacıların önümüze koyduğu ütopyanın arkasında nelerin feda edildiğine bakmaktır.

Mesela modern bir şehirde dev bir gökdelenin ihtişamı değil, gölgesinde kalan ve kurumuş küçücük bir çiçeğin tükenişini görebilmektir.

– Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den veya yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu? ve varsa Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Çok uzun zamandır Ege’de (Kuşadası’nda) yaşıyorum burada yazları portre karikatürler çiziyorum.  Bu portre karikatürlerde Kuşadası’ndan Ege’den unsurlara yer veriyorum tabiki. Sonuçta buraya gelip tatil yapan, burada anılar biriktiren insanların anılarına tanıklık edip, kâğıda dökmek ve kalıcılaştırmak, sahip olduğumuz bu güzellikleri tanıtmak ve insanlara ulaştırmak çok kıymetli.

Turhan Selçuk karikatür sanatına çok emek vermiş bir üstat, onun adına bir karikatür yarışmasının düzenlenmesi ve kalıcı hale getirilmesi çok kıymetli. Yetkin bir jüri ile ve katılımı daha çok artırmak için uluslararası bir festival havasında geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplum olarak maalesef hala karikatürün sergilenebilirliğinin bile farkında olmayan karikatürü mizah dergilerinde bol balonlu bir gülme argümanı olarak addeden, karikatürden korkan ve tasarruf deyince en başta sanata, karikatüre darbe vuran, kısıtlayan bir yönetsel zihniyet ile zaman zaman karşılaşıyoruz.  Sanatta tasarruf olmaz, sanata yönelim olur.  Çünkü sanat estetiktir, aydınlıktır ve yol göstericidir.

– Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?

* Sanırım en can alıcı sorulardan biri bu olsa gerek! Bizler uzun zamandır bu sanata emek vermiş ve hala vermeye devam eden bir jenerasyonuz. Bizden öncekiler bizden cok daha şanslıydı çünkü basılı yayının çok kıymetli ve çok talep gördüğü dönemlerdi. O dönemlerden şimdi hemen hemen basılı yayının tamamen bitme noktasına geldiği veya getirildiği dönemlerdeyiz. Sadece karikatür sanatının değil, birçok sanat dalının ilgisizlikle, değersizlikle yüz yüze bırakılmış süreçlerini yaşıyoruz.  İnsanlar için sanattan çok önceleştirilen ekonomik ve düzenli gelir kaygısı, sanata olan yönelimin önündeki en büyük engellerden birini teşkil ediyor. Sanatın ve sanatçının eksiltildiği, sanata yeterli gerek maddi gerek manevi yatırımın yapılmadığı bir zaman diliminde, eleştiriyi, estetiği, uzlaşıyı ve bilimsel aklın yetkinliğinin azlığını yadırgamamak gerekir.

– Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?

* Sanatçı toplumun sırtından geçinen değil, toplumla bağını koparmadan, toplumdan demlenen, topluma yön veren, aydınlanma yolunda topluma öncülük eden bir diyalektik içerisinde olmalıdır.  Üretkenlik ile toplumsal duruş aynı şey değildir.  Sanatçı her koşulda üretebilir, tespitlerde bulunabilir. Önemli olan üretilenin niteliğidir.

-Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?

* 25. Sanat yılı sergimin hazırlığı içerisindeyim.  Karikatürlerimi bir albümde toplamak için de bir takım çalışmalar yapıyorum. Bunun yanında portre karikatürler ve yarışmalara karikatürler çizmeye devam ediyorum.

“KARİKATÜR, TOPLUMU YAMUK BAKIŞLA ANLAMANIN SANATIDIR”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481