
Mimarlık eğitimiyle başlayan kariyerini zamanla karikatür ve illüstrasyon alanına yönlendiren Sevda Deniz Anıl, çizgileriyle bireyin çoğu zaman fark etmediği ya da ihmal ettiği duyguları mizahi bir dille anlatıyor. Çocukluk yıllarında karikatürlerle kurduğu bağ, pandemi döneminde daha disiplinli bir üretim sürecine dönüşerek sanat yolculuğunun yönünü belirledi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde aldığı mimarlık eğitiminin kazandırdığı disiplin ve bakış açısını sanatına yansıtan Anıl, kişisel sergileri, yarışmalardaki görevleri ve akademik çalışmalarıyla karikatür ve illüstrasyon alanında üretimini sürdürüyor.
Sanatın farklı dallarına duyduğu ilgi, yıllar içinde çizgiye dayalı anlatımın güçlü diliyle buluşan Anıl, eserlerinde çoğu zaman evrensel duyguları, insanın iç dünyasındaki çelişkileri ve gündelik hayatın küçük ama anlamlı anlarını mizahi bir bakışla ele alıyor. İstanbul’da başlayan sanat yolculuğu, sergiler ve uluslararası etkinliklerle farklı şehirlere taşınırken, sanatçı aynı zamanda karikatür dünyasının önemli isimlerinden ilham alarak üretmeye devam ediyor. Milaslı usta karikatürist Turhan Selçuk’un adına düzenlenen uluslararası karikatür yarışmasında jüri üyeliği de yapan Anıl, hem sanat üretimi hem de yeni projeleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde Ankara’da açılacak yeni sergisi ve hazırlık aşamasındaki çocuk kitabı ise sanatçının üretim serüveninde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.

-Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Ben Sevda Deniz Anıl. 1981 doğumluyum, ilk-orta-lise yıllarımı 7 farklı şehirde tamamladıktan sonra hala yaşadığım ve çok sevdiğim İstanbul’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldım. Uzun yıllar boyunca çeşitli mimarlık ofislerinde, inşaat şirketlerinde çalıştım. Arada mimarlığa göz kırpsam da açtığım kişisel sergilerle, jüri üyesi olarak katıldığım yarışmalarla, halen devam ettiğim Görsel İletişim Tasarımı bölümündeki yüksek lisans eğitimimle kariyerim karikatür ve illüstrasyon alanında ilerliyor diyebilirim. Bu kariyere en büyük katkılardan biri de aldığım mimarlık eğitimi ve disiplinidir.
-Sanatla ilk bağınız ne zaman ve nasıl kuruldu?
Resim yapmayı her zaman çok seven bir çocuktum. Ailede resim konusunda tek yetenekli kişi annemdi. Beceremediğim resimleri ona yaptırır ve izlemekten keyif alırdım. Sanatın her yönüne her zaman ilgim olmuştur ama karikatürlere karşı ilgim, henüz okuma yazma bilmediğim dönemlerde anneme okuttuğum Cumhuriyet gazetesinde yer alan karikatürlerle başladı sanırım.

– Bu alanda üretmeye sizi iten şey neydi? Bir kırılma anı veya ilham kaynağı var mıydı?
Kağıdı, kalemi ve bir şeyler karalamayı her zaman çok sevdim. Ancak karikatür alanına yönelmem, bu yolda daha emin adımlarla ilerlemem ve çalışmalarıma disiplin kazandırmam pandemi dönemiyle başladı. Pandeminin o kendine has içe dönük hali benim de böyle bir yolculuğa çıkmama vesile oldu. 2022 yılında İstanbul’da Schneidertempel Sanat Merkezi’ndeki ilk kişisel sergimin izleyiciyle buluşması ise çizim tutkumu profesyonel bir zemine taşıdı.
– Bugüne kadar ortaya koyduğunuz eserler içinde sizi en çok yansıtan neler oldu?
Değerli hocam Tan Oral çizdiklerimi; “Bireyin ihmal ettiği duygular” olarak tanımlamıştı. Sanatım için bir pusula değerinde olan bu ifade benim için çok kıymetlidir. Eserlerim beni değil, hepimizi yansıtan evrensel duygu karmaşalarına; içinden çıkamadığımız ya da baş edemediklerimize mizahi bir dille, hafif bir kıkırdama katmaktan ibaret.

– Eserlerinizde Milas’tan, Ege’den, yöresel unsurlardan izler bulunuyor mu? ve Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Yazlarımın bir kısmını Fethiye’de geçirdiğim için benim için tanıdık bir yöre. Milas’ın benim için yeri ayrı, 2022 yılında 12. Turhan Selçuk Uluslararası Karikatür Yarışması’nda büyük bir gururla jüri üyesi olarak görev aldım. Turhan Selçuk’un adının, doğduğu yer olan Milas’ta nesillerce anılmasını ve adına düzenlenecek etkinliklerin önünün hep açık olmasını diliyorum.
– Bugün sanatla uğraşmak sizce nasıl bir deneyim? İmkânlar, ilgi ve çevre açısından değerlendirir misiniz?
Sanatla uğraşma isteği bunları düşünerek deneyimleyecek kadar zihinsel bir hâl değil. Siz hakikatli bir eser ortaya çıkardığınızda şanslıysanız yaptığınız siz hayattayken değer bulur, efsaneyseniz siz öldükten sonra.
Sanatla uğraşmak kolay değil ama ben ne yapıyorsam çok keyif alarak yapıyorum. Sanatla ilgili her dönemin kendine has zorlukları olmuştur. Tüm imkansızlıklara rağmen hakkını vererek herhangi bir alanda ilerlemek ne zaman kolay oldu ki?

– Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalı?
Bu ilişki o sanata göre değişkenlik gösterir sanırım. Ama bir karikatür sanatçısıysanız, gözlem yeteneğinizi iyi kullanacak kadar uzak, dalga geçebilecek kadar da samimi olmalısınız diye düşünüyorum.
– Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya paylaşmak istediğiniz bir gelişme var mı?
5. kişisel sergim ilk defa İstanbul dışında, Ankara’da Karikatür Atölyesi’nde açılıyor. Bu defa karikatürlerimi akrilik boyalarla tuvale aktardım. Yaklaşık 25 eserimi birebir yeniden çizdim, dijital ekranda kullandığım renkleri bu defa boya tüplerini sıkarak elde ettim. Yorucu ama çok zevkliydi. Sergi 31 Mart’a kadar açık olacak. Ayrıca hem yazarlığını hem de illüstrasyonlarını üstlendiğim bir çocuk kitabı da yolda!


