Kazım Koca
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ABD’NİN DÜNYA VE ORTADOĞU’YA BAKIŞI

ABD’NİN DÜNYA VE ORTADOĞU’YA BAKIŞI

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı William J. Burns, New York merkezli Foreign Affairs dergisinin Mart-Nisan 2024 tarihli nüshasındaki makalesinde, ajanlık-istihbarat mesleğinin bazı sırlarını kamuoyuyla paylaşıyor.

Amerika’da hükümet dışı tink-tank düşünce kuruluşu olarak faaliyet gösteren Dış İlişkiler Konseyi tarafından iki ayda bir yayımlanan bu dergi, ABD ve uluslararası alandaki dış politikalara ağırlıklı olarak Amerika’nın yapmak istediklerini yayınlanıyor. İngilizce başlığı altında açıklamalarda bulunuyor. İstihbaratçılık ve Devlet Yönetme Sanatı: CIA Teşkilatını Rekabet Çağı İçin Dönüştürmek olan makalenin CIA başkanının imzasını taşıması, bu açıdan önemli. Çünkü ABD’nin dünyadaki hemen her olaya müdahale eden veya müdahil olan ve yeryüzündeki tüm gelişmelerle ilgilenen istihbarat teşkilatının baş sorumlusu sıfatıyla gerektiğinde kritik aşamalarda devreye girebilen, istihbarat eksenli görüşmelerde bulunup mekik diplomasisi yürütebilen bir şahsiyettir. Mesela kendisi, Gazze’de ölümüne çatışan taraflar arasında ateşkes sağlanıp bir anlaşmaya varılması için İsrailli, Katarlı ve Mısırlı güvenlik ve siyaset yetkilileriyle görüşmeler yapabilir ve yapıyor. CIA’nın bir numaralı yetkilisine göre; Her yüzyılda bir Soğuk Savaş veya 11 Eylül 2001 faciası gibi sayılan dramatik dönüşüm anları yaşanabilir; her zaman ortaya çıkan mevcut durumları Yenidünya ölçeğindeki şiddetli stratejik rekabet ortamında yönetme kabiliyetini göstermektir.

Örneğin Çin’in yükselişi ve Rusya intikamcılığının yol açtığı ürkütücü jeopolitik tehditler söz konusu isse. Ayrıca iklim değişikliklerinin yol açtığı tehlikeler de giderek artması. ABD, bahsi geçen tehdit ve tehlikelerle karşı kendini koruma söz konusu olduğunda. CIA’nın istihbaratçılık faaliyetinin tarihi tehlikelerle yüzleşeceği bir dönüm noktası meydana geldiğinde Amerikan çıkarları doğrultusunda müdahil olacağım demektir.

Bu ve benzeri gelişmeler daha çetrefilli ve karmaşık hale getiren şudur: Sanayi Devrimi veya Nükleer Çağ’ın başlangıcından bu yana çok daha büyük ve kapsayıcı bir teknolojik devrim dönemine sahip olmaları ve yapabildiklerini kolaylaştıran ileri seviyede teknolojiyi kullanmaları öz güvenleri artırmaktadır.  Örneğin yapay zekâ ile mekanik olgulardan yararlanan kuantum bilgisayarları, atom ve atom altı seviyede fiziksel madde parçacıkları ve dalga özelliklerini sergileyerek, kuantum hesaplama yoluyla, bilinen süper bilgisayarlardan çok daha hızlı ve etkin biçimde problemleri çözebilme yeteneğine sahip olmasıdır. Aynı zaman böyle bir durumda şaşkına çeviren ve takibinden kaçıp kurtulmayı ve aleyhinde casusluk yapma hususu, hasımlara yepyeni alet ve cihazlar elde etme yolluna yöneltiyor. Çünkü bu cihazları ABD ya da bilgisi dahilinde Üretiliyor. Böyle bir durum ABD ye avantaj sağlıyor.

Bununla birlikte dünyanın girmiş bulunduğu bu değişim sürecinde, istihbaratçılık insanoğlu ile teknoloji arasında interaktif zeminde faaliyet göstermektedir. Çünkü bir insanın edinemediği sırlar ile esrarengiz olaylar. Söz gelimi gizli operasyonlar ile teknik işlemlerden meydana gelen ve bunları insandan başkası çözemez veya başaramaz duruma geldiğinde. Hal böyle olunca 21. yüzyılda casusluk ve istihbaratçılık hizmetlerinin aktif olabilmesi için Devletler gelişmekte olan yeni nesil teknolojileri, kitlesel yetenekleri ve bireysel cesaretleri harmanlayarak bir sentez haline getirmesi gerekmektedir ki, zaten istihbaratçılık mesleğinin özü de budur.

Dünyada hızlı gelişen modern teknolojinin yeni aygıtlarıyla eskilerini birlikte kullanma yolunu benimsemektedir. Yapay zeka ile bilinen insan kaynaklarını sentezleyerek istihbarat toplamaktır.

Mevcut veriler ışığında yapay zekayı istihbarat alanında çok daha verimli kullanabilmek için, imkanlar elverdiğince işlevsel yöntemleri geliştirmek üzere çalışmaktadır. Bu dönüşümler ışığında casusluk faaliyetleri değişip gelişmekte olup. Söz gelimi stratejinin gizliliği ortadan kalkmakta; bunun yerine rakipleri yıkabilecek sırların maksatlı biçimde alenileştirme yoluna gidilmekte ve müttefiklerin bir araya getirilip seferber edilmesi ön plana çıkarmaktadır.  Siyasi karar alıcıların elindeki en önemli koz bu yöntemle kullanmak ve hareket etmektir.

Dolayısıyla istihbarat yapıları (oluşumları, kümeleri, toplulukları), istihbarat diplomasisinin artan değerini giderek daha fazla anlayıp buna uygun hareket ettikleri bilinmekte.

Şubat 2021 tarihinde CIA şefi, ABD senatosu huzurunda onay için sunum yapıyor, sonraki yılarda dikkat çekiyor, Putin, Şubat 2022’de Ukrayna’yı istila etme talimatı vererek vahşi ve trajik savaşı başlatıyor. Ancak bu savaş Rusya’nın zayıf noktalarını da ortaya çıkarmıştır; tek boyutlu ekonomisi, abartılı devasa askeri gücü ve yozlaşmış siyasi sisteminin hantallığını göz önüne sergilemiş oluyor.

Aynı savaş, Ukrayna halkının ise işgalden kurtulma çabasındaki şaşırtıcı azmi ve kararlılığını göstermekle kalmamış; Rusya’nın ekonomik bakımdan Çin’e bağımlılığını da ortaya koymuş, NATO’nun eskisinden çok daha iri ve diri olmasına yol açmıştır. Şu anda Ukrayna’nın karşılaştığı en büyük denklem ‘Putin’in kibirli’ haline son verip, Rusya’nın bu savaşı sürdürmesinin ağır maliyetini gözleriyle görmesi için fırsat yaratmıştır. Görür’ mü beli değil.

Ek olarak savaş cephesinin Rusya tarafındaki Ukrayna’nın derinliklerini vurup vuramayacağı ve Karadeniz’de ne kadar kazanım elde edip etmeyeceği de belirleyeceği. Böyle bir durumda Putin, balistik nükleer silahına yeniden sarılması. Ukrayna’daki başarının anahtarı ise batılı ülkelerin yardımlarının devamlılığını sağlaması ve bu arada ABD’nin Askeri yardım maliyeti daha büyük jeopolitik getirilerle doğru orantılıdır. Aynı zamanda Amerikan askeri sanayisindeki imalatı artırması demektir. Görüne odur’ ki Yine kazanan ABD olacaktır. Mevcut durumda ABD’nin Ukrayna eksenli mücadeleden geri adım atıp Ukrayna’ya    (lojistik ve askeri) desteği kesmesinin tarihsel olumsuz sonuçları olacaktır.

Çin’in konumunun değerlendirilmesi de makalede önemli bir yer tutuyor:

Çin ile ABD rekabeti konusunda şu söylenebilir: Yeni bir dünya düzeni kurmaya niyetlenen Pekin yönetiminin elinde yeterli ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik güç bulunmaktadır.

Çinliler istihbaratçılık ve ajanlık hususunda da yöneticilerinin dediklerini titizlikle araştırıp incelemekte; yurtiçi ve yurtdışında yapıp ettiklerine daha çok özen göstermektedirler. Mesele Çin’in salt yükselmesinde değildir; asıl mesele onun artmakta olan tehditleridir.

Ülkenin kurucu önderi Mao’dan daha uzun süre başkanlık yapan Şi Cinping, üçüncü iktidar döneminde ülkesinin gelişmesine yoğunlaşmak ve Çin’in devasa gücünü mevcut dünya düzenini sağlamlaştırmak eskisinin yerine yeni bir dünya düzeni kurmaya harcamaktadır. Amerika’nın giderek gerileyip çöken bir süper güç olduğu kanaatini taşıyan Çin Başkanı, ABD’nin Ukrayna’ya aktif-güçlü desteğini sürpriz olarak karşılamıştır.

Ayrıca ABD’nin (ambargo ve yaptırımlar yoluyla) Putin’e dayattığı kapsamlı ekonomik sıkıntı, Pekin yöneticilerinin ‘nihai çöküşe giden Amerika’ tespitiyle çelişmektedir. Dolayısıyla Çin yönetimi açısından garanti sayılan ‘çökmekte olan Amerika’ tezi, Beyaz Saray yönetiminin Ukrayna’ya fiili desteğinin yanı sıra süreklilik kazanan Çin saldırganlığını ön plana çıkarması neticesinde geçersiz kalmıştır.

Üstelik ABD, (Çin’in kendisine ait varsaydığı) Tayvan’daki yönetime aktif destek sunmaktan ve onu himaye etmekten de geri durmamıştır. ABD ile Çin arasındaki rekabetin arka planındaki neden, iki devletin yoğun ekonomik bağlantıları ve ticari ilişkilerdir. Bu ikili bağlantılar, dünyanın geri kalan ülkelerini de etkilemiştir. Bu bağlantılarda oluşan zayıf noktalar ise Amerikalıların refah ve güvenliğine muazzam bir tehdit oluşturulmasına da yol açmıştır. ABD ile Çin arasında büyük ekonomik rekabette kim kazanacak. Henüz tam olarak belli değil..

ABD’NİN DÜNYA VE ORTADOĞU’YA BAKIŞI
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481