Gülçin Erşen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SAĞLIK OCAĞI VE AİLE HEKİMİ MESELESİNİ İRDELEYELİM

SAĞLIK OCAĞI VE AİLE HEKİMİ MESELESİNİ İRDELEYELİM

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Güllük’te depreme dayanıksız olduğu için yıkılacak olan sağlık ocağındaki aile hekimlerinin görevlerine nerede devam edeceği konusu, haftalardır tartışılıyor. Ben de kasım sonunda “Güllük sağlık ocaksız ve hekimsiz mi kalacak” başlığıyla bir yazı yayımladım. Ancak, açıklama yapan bazı hekimler geri adım atarak, söylediklerinin yayımlanmamasını isterken; en ilgili ve yetkili devlet kurumu İl Sağlık Müdürlüğü’nden biriyle görüşüp, bilgi ve açıklama almak olanaksız! (Santral yanıt vermiyor, istenen kişi dakikalarca bağlanmıyor, hat düşüyor vs.) Bu arada başka illerde görevli ve emekli aile hekimlerinden görüş aldım, Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) sitesinde konuya ilişkin makaleleri okudum. Anlaşılıyor ki; çözüm, meseleyi gündeme getiren ve çeşitli kurumlardan kendilerine yer gösterilmesini isteyen aile hekimlerinde. Nedenini açıklayalım:

Aile hekimleri, kendilerine kayıtlı binlerce hastaya bakarken, çalıştığı sağlık merkezinin finansal giderlerini, tıpkı bir işletme gibi yönetmek durumunda. Sağlık Bakanlığı aile hekimlerine hem nüfusa dayalı maaş ödemesi hem de merkezin idamesiyle ilgili bir cari gider ödemesi yapıyor. Hekimler bu cari gider ödeneğiyle birlikte bina kirası, tıbbi sekreter vb. personel maaşları, faturalar, malzeme giderleri, bakım ve tadilat masrafları gibi sabit giderleri karşılıyor. Devletin (Aile Sağlığı Merkezleri’ne) ASM’lere ödediği cari gider, merkezlerin teknik donanım ve personel sayısına bağlı olarak artış gösterse de hekimler artan maliyetlerle birlikte ASM’lere ayrılan ödeneğin yetmediğini belirtiyor.

Aile Hekimi’nin dile getirdikleri

Emekli bir Aile Hekimi dostum bana aynen şunları iletti:

“Aile Hekimliği (AH) sisteminde işveren – Sağlık Bakanlığı bir yer göstermez. Aile Hekimi olacak kişiler belirlenen fiziki koşulları sağlayan yer kiralar. Bakanlık kiralama bedeli olarak bir ödenek verir. Yer ucuza tutulmuşsa aradaki fark hekimin cebinde kalır, değilse cepten öder. Sorun, aile hekimlerinin kiraya olabildiğince az para ödemek istemeleri.

Açıklayayım…

AH sistemine geçildiğinde halihazırda Sağlık Ocağı olarak kullanılan ve Bakanlık bünyesinde olan binalar AH’ne kiralandı. Ama kamu kurumlarına uygulanan kira bedeli piyasanın epey altında. Dolayısıyla Güllük’ün eski binasına ödenen kira ile ‘Arkadaş, burası yıkılıp yerine yenisi yapılacak; boşaltın burayı’ denildiğinde, geçici olarak da olsa gidilecek yerin kirası arasında muhtemelen oldukça büyük fark var. Ele geçen para azalacak. O nedenle insanlar ayak sürüyor.

Örneğin; Milas 2 No’lu ASM, eski hastane binasındaydı. Hekimler, bina yıkılacağı zaman bir konteynere taşınıp, kendi paralarıyla bir AH binası yaptırıp, oraya geçtiler. Binayı da bakanlığa hibe etmek zorunda bırakıldılar üstelik.

Şimdi, binayı bakanlık yaptırıp AH olarak orada çalışanlara tahsis edecekse; ki öyle görünüyor; onların bütçelerine uygun bir yer bulup çıkmaları ve hizmeti orada sürdürmeleri gerekiyor. AH yönetmeliği gereğince bu böyle.

Büyük kentlerdeki Aile Hekimlerinin durumu

Büyük şehirlerde yeni açılan AH birimleri, özel şahıslardan kiralanan yerlere açılmak durumunda kaldı. (Bakanlığın var olan ve aile hekimlerine kiralanacak yeterli binası kalmadığı için.) Ve bir süre sonra maddi yetersizlikler nedeniyle kapandılar. Çünkü verilen maaş, özellikle büyük şehirlerde yetersiz. Özetle; hekimler, kira ödeneğinden artırdıklarının hesabını yapıyorlar, ne yazık ki…

Türk Tabipleri Birliği AH sisteminin yanlışlığını, işleyişindeki tutarsızlıkları, sorunları yıllardır haykırıp duruyor, ama o allı pullu propagandalar sayesinde kimse dönüp, “Bu adamlar ne diyor” diye bakmıyor. Zaten AH sistemi bizim onayladığımız, savunduğumuz bir sistem değil. En kötü Sağlık Ocağı sistemi, en iyi Aile Hekimliği sisteminden iyidir. Aslında, birkaç yönetsel düzenleme ile eksiklik ve aksaklıkları düzeltilebilecek harika sistem, piyasacılığa kurban edildi. Bize de Güllük’teki AH binasının yerine yenisinin yapılmasının tartışılması kaldı.”

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Önemi

Türkiye’de halk sağlığının önderi ve sosyalleştirilmiş sağlık hizmetlerinin mimarı olan Prof. Dr. Nusret Fişek’in oğlu Prof. Dr. Gürhan Fişek, benim TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda Basın Danışmanı olduğum dönemde (1996-1997), Ankara Şubesi’nde bir konferans vermişti. O zaman, “Birinci Basamak Sağlık” hizmetlerinin öneminin altını çizmiş, sağlık ocaklarını da kapsayan bu kurumların yurt genelinde yaygınlaştırılarak, iyileştirilmesinin gerekliliğini uzun uzadıya açıklamıştı. Bizler de Aile Hekimliği uygulamasının bunu sağlayacak bir sistem olduğunu düşünerek sevinmiştik. Gerçekten de 2. ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarının yükünü azaltacak, buralara ulaşımı güç hastaların, öncelikli teşhis ve tedavisinin yapılacağı, 24 saat hizmet verecek birimler olacak sanıyorduk. Yıllar geçtikçe sistem, hem hekimler, hem sağlık çalışanları hem de hastalar, yurttaşlar için kalıcı çözüm sunamadı, yeni sorunlara yol açtı.

TTB’nin sitesinden edindiğim bilgiler ışığında, Aile Hekimliği sisteminin sağlık çalışanlarına getirdiği olumsuzluklara da değineyim:

İnternette aile hekimi maaşlarına ilişkin farklı bilgiler var. Örneğin; Kariyet.net’e göre; Aile Hekimi maaşı aylık ortalama 126.800 TL seviyesindedir. Paylaşılan en düşük Aile Hekimi maaşı 101.400 TL iken, en yüksek ise 193.600 TL’dir. Gösterilen maaş verileri, aylık net maaşlardır. Başka bir siteden aldığım bilgilere göre aile hekimlerinin maaşları daha düşük: Aile Hekimi olarak çalışan kişinin maaşı deneyim süresi, firma, yapılan işin kapsamı gibi birçok kritere göre değişiklik göstermektedir. 2025 yılında Aile Hekimi en düşük 51.000 TL alırken, en yüksek 78.100 TL maaş alıyor. Aile Hekimi maaşı ortalama 54.400 TL’dir. Aile hekiminin daha önce kamuda çalışıyor olması ya da özelde çalışırken Aile Hekimliği sistemine katılması, maaşlar arasındaki farkın başlıca nedeni sanırım.

Aile Hekimleri ve hemşireleri iki ayrı statüde çalışmakta, memuriyetten geçenler 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tâbi olarak, açıktan girenler ise SGK’lı olarak çalışmaktadır. Eşit iş yapıldığı halde ele geçen ücretler farklı olmaktadır. Açıktan geçenlerin kıdem tazminatı hakları da olmadığı gibi, sözleşmeleri fesih edildiği zaman işsiz kalmaktadır.  Memuriyetten geçenler ise kadrolarına dönüş yapabilmektedir. Emekli hekimler çalışmaya devam ettikleri takdirde emekli aylıkları kesilmektedir.

Aile Hekimi, işveren sayılıyor

Diğer yandan; sözleşme ile bakanlığa hizmet sunan ayrı bir kanun kapsamında diğer kamu personeli sayılan aile hekimleri, hizmetleri kapsamındaki işler nedeniyle, birçok yasayla (Kira sözleşmesinden kaynaklı borçlar kanunu gibi..) ilişkili olmaktadırlar. Hizmet verdikleri binaların masrafları için binanın olması gereken standartları yanında çalışma düzeninin de sınıfları mevcut. Yani bu binalar 5 gruba (A-B-C-D grupsuz) ayrılır. A grubu standardı ile grupsuz standardı arasında, vatandaşları 5 sınıfa ayırarak farklı hizmet vermeleri istenir. Bu sınıf şartlarını sürdürebilmek için ise aylık giderler devlet tarafından verilir. Günümüzün ekonomik koşullarının geldiği olumsuz boyut nedeniyle, artık aile hekimliğinde bina şartları için verilen cari gider yetmemekte, hatta eksik kalanın aile hekiminin kendisi tarafından karşılanması istenmektedir.

Aile hekimliği birimi, 1 hekim ve 1 aile sağlığı çalışanından (hemşire, ebe) oluşmaktadır. Aile Hekimlerinin 5258 Sayılı Kanun gereği Aile Sağlığı Merkezi (ASM) kurma ve işletme görevleri vardır. Tüm ASM giderlerini (kira, elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon, kırtasiye vb.) kendileri karşılamaktadır. Bu şirketler ile yapılan sözleşmelerde ticarethane tarifeleri uygulanmaktadır. ASM açarken gerekli eşya, oturma ve büro malzemelerini, tıbbı cihazları, aşı dolaplarını kendi birikimleri ile almakta, Devlet tarafından maddi bir destek yapılmamaktadır. Ayrılırken de kendi paylarına düşen malzemeleri almakta veya ücreti karşılığı yerine gelen hekime bırakmaktadır.

Hekimler hakkında açılan ilk davalarda mahkemeler, Sağlık Bakanlığını üst işveren olarak tanımladığından, ASM’lerde çalışan diğer sağlık görevlilerinin işsiz kalması durumunda, tazminatların Bakanlık tarafından ödenmesi istenmişti. Sağlık Bakanlığı bu yükümlülükten kurtulmak için, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’na eklenen bir madde ile aile hekimlerini işveren yapmıştır.

TTB’nin açıklamalarına göre; 30 Haziran 2021 tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği ile aile hekimliği çalışanlarının iş güvenceleri tamamen yok edilerek, susturulmak ve köleleştirilmek istenmiştir. Sistemin eksikliklerinin, çalışanların sorunlarının, hak kayıplarının kamuoyu ile paylaşılmasını istemeyen Sağlık Bakanlığı bu ceza yönetmeliğini hazırlamıştır. Yasal düzenlemede, biz basın çalışanlarının hekimlerle empati kurabilmesini sağlayan husus şöyle: Basında veya sosyal medyada izinsiz bilgi veya demeç verme, paylaşmanın karşılığı 50 ceza puanı olarak hesaplanmış…

Sonuç olarak; Güllük’te yıkılması 3 yıldır gündemde olan sağlık ocağının yerine, İl Sağlık Müdürlüğü’nün 5 hekimin hizmet verebileceği bir bina yaptıracağı bilgisini var. Bakanlık’tan ödenek çıkmış, ihalesi sonuçlanınca, inşaat başlayacak ve 1 yılda bitirilecek. Ama, bunun için hekimlerin – geçici de olsa – bir yer bulup çıkmaları gerekiyor. Yani, sorunun çözümü onlara kalmış bulunuyor.

SAĞLIK OCAĞI VE AİLE HEKİMİ MESELESİNİ İRDELEYELİM
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481