Gülçin Erşen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. GAZETECİYİM, GAZETECİSİN, GAZETECİLER (Mİ?)

GAZETECİYİM, GAZETECİSİN, GAZETECİLER (Mİ?)

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Çay ve simit gazeteci kahvaltısı.. Gerçi ıstakoz yiyen de var..
Çay ve simit gazeteci kahvaltısı.. Gerçi ıstakoz yiyen de var…

Meslekte alaylı mektepli ayrımı yapmayı çoktan bıraktım… Ama, gazetecilik mesleği konusunda doğru düzgün bilgisi, deneyimi, eğitimi olmayanların, yaptığım haberlere, yazdığım yazılara müdahale etmesine – bilgi vererek, yanlışı düzelterek katkı koymak amacı dışında – izin vermem!

Geçenlerde birkaç kişiye birden aynı şeyden şikayet ettim: Ankara’da ve İzmir’de gazetecilik yaparken, bakanların ve milletvekillerinin bile yazdığım habere müdahale etmelerine izin vermezdim. (‘Ben öyle bir şey demedim ya da off the record, yani kayıt dışı söylemiştim’ diyenlere önlem olarak röportaj teyplerinin mini kasetlerini de bir süre saklardım.) Günümüzde özellikle son yıllarda ve Milas özelinde; önlem olarak özel yazışmalarımı bile arşivleme gereksinimi duyar oldum. Hem sosyal medyada ya da doğrudan benimle iletişime geçip; “Gülçin Hanım şunu da haber yapsanıza, bunu da yazsanıza” deyip bana bilgi aktarıyorlar ya da öncesinde bir etkinliği, konuşmayı ya da yazışmayı haber yapacağımı dile getirdiğim halde; haber / yazı yayımlandıktan sonra, en hafif haliyle sitem edenler, tehdit ve hakaret edenler olabiliyor. Hatta tamamen gerçek bir durumu ve olayı, ortaya koymak, çözümünü talep etmek amacıyla sosyal medyada paylaşıp haber yaptığım için, çalıştığım gazetenin sahibini arayıp beni şikayet edenler bile oldu. O zaman bazı “güçlü/tepedeki”  siyasilerin basın kuruluşu patronlarını arayarak, gazetecileri işten attırmasına bahane bulmasınlar… Ayrıntısını vermeyeyim kim olduğu anlaşılmasın diye; yaşını başını almış aydın biri, yazımda o kişiyi kaynak gösterip teşekkür ettiğim halde, “Söylediklerimin neredeyse birebir aynını yazmışsınız. Bu fikir hırsızlığıdır..” diye saçmalayınca, “Kusura bakmayın da söylediklerinizi çarpıtıp, değiştirip yazsaydım; ya da sizin söylediklerinizi benimmiş gibi yazsaydım daha mı doğru bulacaktınız?” diye sordum. Konuşmalarını emir verme, parmak sallama, hatta hakaret etme düzeyine getiren kişiler, toplum içinde saygın, okumuş, olgun sayılanlar olunca, insanı daha çok hayrete öfkeye ve üzüntüye sevk ediyor.

Az sayıda da olsa; yaptığım haberlerden, paylaşımlardan ötürü teşekkür eden, övgü dolu sözler iletenler de var. Örneğin; ‘Siz neyi haber yapıyorsanız mutlaka o konuda sorun çözümleniyor bir şekilde,  çok güçlü bir kaleminiz var, yazılarınızı keyifle okuyoruz, çok önemli sorunları gündeme getiriyorsunuz, sağ olun…’ diyenler, sağ olsun.

Gazeteci, haberi yazarken tamamen nesnel, tarafsız, yalnızca gerçekten yana olmalıdır. Köşe yazısına kendi yorumunu görüşlerini katabilir.  Ben gazetecilik mesleğini insanlara yararlı olmak; bilgi ve haber vermek için yapıyorum. Üniversite yıllarımdan bu yana bu değişmedi. Zaten demokrasinin Güçler Ayrılığı ilkesinde 4. güç sayılan basının işlevi de yöneticileri yönetilenler adına denetlemektir.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi radyo televizyon bölümü mezunu ve yaklaşık 30 yıl gazetecilik yapmış birine mesleği öğretmeye çalışanlardan illallah geldi! Zaten günümüzde mesleğimizi hakkıyla yapabilmek iyice zorlaştı…

GAZETECİYİM, GAZETECİSİN, GAZETECİLER (Mİ?)
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481