Arkadaşım Hülya Scobie’nin köşe yazarlığı ve gazetecilik konusundaki beğendiğim yazısına yorum yazarken, bu yazım ortaya çıktı. “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nde “Mektepli” ve 20 yılı aşkın gazetecilik yapmış biri olarak, yazılacak şey, söylenecek söz pek çok… Ben görüşlerimi basitçe özetledim.
Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (Puanı çok yüksek olan 4 yıllık okulumuz, daha sonra İletişim Fakültesi oldu.) Radyo Televizyon Bölümü 1990 mezunuyum. Yaklaşık 30 yıl, Ankara, İzmir, Çin Halk Cumhuriyeti ve Milas’ta gazetecilik mesleğinin her aşamasında görev yaptım. Bu süreçte eskiden eleştirdiğim “alaylı” meslektaşlarımın bazılarının bilgi ve deneyimle kendilerini yetiştirdiğini, geliştirdiğini ve başarılı olduklarını gözlemledim. Mesleğin gerektirdiği bilgi ve donanıma, etik değerlere sahip olması beklenen “Mektepli” meslektaşlarımın, yozlaştığına da tanıklık ettim. Ayrıca, uluslararası ilişkiler bölümünden mezun yabancı dili kuvvetli kişilerin uluslararası politika muhabirliği yapmasını, kalemi kuvvetli iktisatçıların ekonomi muhabirliğine soyunmasını olumlu karşılarken; lise mezunu, özenti, hırslı, sosyetik ya da ünlü bazı tiplerin de, kurduğu ilişkiler, yakınlarının konumu, aşırı hırsları sayesinde “Gazeteci, köşe yazarı, program sunucusu…” ünvanlarıyla boy gösterdiklerini yıllardır görüyoruz.
Onların çoğu; halkın sesi ve gözü, “Yönetenleri yönetilenler adına denetleyen; 4 Güç sayılan basın”ın emekçileri değil; patronlarının maşası, siyasi partilerin sözcüsü, etki ajanı, ihale takipçisi, sponsorun reklam yüzü, meslekten çıkar ve avanta sağlama çabası içindeki zavallılar. Son haftalarda kamuoyunu meşgul eden “skandal” da anlıyoruz ki; gazeteci sıfatıyla, yalnızca basın kuruluşlarının değil, bazı kamu kurumlarının üst mevkilerine getirilenler; canlı cansız bir takım nesnelerin pazarlamacılığını yürütüyorlarmış aslında.
Üniversiteyi bitirdiğim yıllarda; Basın – Yayın sektöründe, meslekten yetişenlerin dışındakilerin gazete patronu olması ile başlayan yozlaşma, ülkedeki birçok kurum gibi hat safhaya ulaştı.
Eğri zamanda doğru duran, mesleğini etik değerlere bağlı kalarak yapan, baskılara direnen gerçek gazeteciler, para almasalar bile bu işi ölünce yedek yaparlar. Dolayısıyla kalemlerini satmazlar, satınalınamazlar. Tek dertleri; kamuoyunu bilgilendirmek, haberdar etmek; dolayısıyla, yararlı olmaktır… Tıpkı benim gibi.

