Ahmet Şenol

MEDENİYET

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

2. Bölüm

(Geçen makalemizden devam)

Kültür için öncelikli olarak düşünülen şey zihnin, bu zihnin ortaya koyduğu düşüncelerin ve yargıların, duyguların niteliğidir. Buna göre bilgi, okuyup anlama, kavrama, ders alma, öğretme, öğrenme, okul ve çevre eğitimi, hürriyet, ahlak, biyolojik ve sosyal miras, hukuk ve daha nice kavram yüksek kültürü oluşturan kavramlar olup, bunların geliştirilmesi, insanlara yararlı bir duruma getirilmesi, ancak aklın nitelikleriyle verimli kılınmasına bağlıdır. Bu verimli kılınma sayesinde bilim ve teknoloji geliştirilmiş, bu gelişmeye paralel olarak da araç-gereç zenginliğiyle karşılaşılmıştır.

Bu değişik, gelişmiş araç-gerecin kullanılmasının bir zararı yoktur ama, bu teknoloji kendi kültür dünyasıyla birlikte alınırsa, o zaman kişinin veya milletin kültürü önemli bir sarsıntıya uğrayabilir. Hatta etki alanı şiddetli veya geniş ise, kullanan insanın kültürü birçok şey kaybedip epeyi zayıflayabilir ve belki de tamamen ortadan kalkabilir. Bunu milletin geleceği için önlemek gerekir, sadece teknolojiyi yalın ve çıplak bir halde almak yeterli olabilir. Böylece kültürün özgün durumu korunacak, kuşaktan kuşağa aktarılarak sürdürülebilecektir. Medeniyet araçları herhangi bir dış kültür etkisinde kalmaksızın kullanılabilmeli, başkalarından öylesine alınan araç-gereç kendi toplumunun kültür yapısı içinde yerini almalıdır.

Medeniyetin, insanlığın en eski dönemlerinden başlayarak göreceli bir gelişme için de olduğunu ileri süren araştırmacılar, ilk dönemleri avcılık ve toplayıcılık ile ilkel tarım ve hayvancılık çağları olarak ayırırlar. Yazının veya yazı yerine geçen, geçtiği bili nen birtakım işaretlerin bulunup kullanılmasından sonraki dönem ise asıl medeniyetin başladığı çağ olarak kabul edilir.

Ancak kültür olgularının ve ürünlerinin belirli bazı coğrafyalarda daha köklü, belirgin ve verimli bir biçimde ortaya çık tığını düşünen bilim adamlarının, kültürü ve buna bağlı olarak da medeniyeti çerçevelediklerini, sınırlarını çizdiklerini ve bir coğrafi alan olarak, “kültür alanı” kavramını ileri sürdüklerini görüyoruz. Afrika’daki topluluklar, Okyanus adalarında yaşayanlar, orta ve güney Amerika yerlilerinin kültür ve medeniyetleri bu tür kültür ve medeniyet alanları olarak ayrıca araştırılıp incelenmeye değer bulunmuştur. Aynı şekilde eski Mısır, Mezopotamya ile Anadolu toprakları binlerce yıllık bir kültürle yoğrulmuş, medeniyetin çeşitli ürünlerini üretmiş ve kullanarak geliştirmiştir.

Sözgelimi, toprağın veriminin arttırılabilmesi için gerekli olan iş, onun zaman zaman alt-üst edilmesi ve atılan tohumların yüzeyde kalmayıp daha derinlerde çimlenmesinin sağlanmasıdır. Bunu sağlayacak olan, yani böyle bir kültürel düşünceyi uygulamaya koyduğunda, insanın bir araca ihtiyacı vardır. En basitinden bir ağaç dalı ile bu işe soyunan insan, giderek bu ağacı geliştirmiş, önce ona bir çatal eklemiş, sonra toprağı kolaylıkla yarması için çatalın bir ucunu sivriltmiş, daha – sonra alt-üst etmeyi kolaylaştırmak için daha geniş ve enli bir parçanın gerekli olduğunu görmüş… ve nihayet “saban” adını verdiği ara cı geliştire geliştire günümüzde kullanılan en son aşamaya getirmiştir. Tek tek bir şey ifade etmeyen parçalar veya malzemeler belli bir mantık çerçevesinde ve ihtiyaca göre bir araya getirilince, o araç asıl anlamına kavuşmakta ve bir kültür ögesi olarak medeniyet aracı olarak, insanlık tarihinde yerini almaktadır.

(Devamı gelecek makalemizdedir.)

MEDENİYET
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481