Kendimizi kandırmayalım. İnsan ömrü uzun değil, geniş de değil bir gündür. O günde bugün. Dün bitti, yarın ise varsayım. Beş dakika sonrasına bile imza atamayan insanın “ileride yaparım” demesi, gerçeği inkar etmesidir. Erteleme, modern çağın en büyük günahıdır; çünkü insanı fark ettirmeden çürütür.
Gençlik ise bu ertelemenin en çok istismar edildiği zamandır. “Daha gencim”, “zaman var”, “sonra toparlarım” cümleleri; vicdanın değil, nefsin dilidir. Oysa hakikat şudur: Gençken yapılmayan hiçbir muhasebe, yaşlanınca kendiliğinden yapılmaz. Bugün eğilip bükülen omurga, yarın doğrulmaz.
Şu an, insanın Allah ile, kendisiyle ve hayatla imtihanının aktif olduğu tek andır. Geçmiş; ibret alınmazsa yüktür, gelecek ise bugünü yiyip bitiren bir hayaldir. Hakikat, sadece şimdidedir. Namaz şimdi kılınır, doğruluk şimdi yaşanır, adalet şimdi savunulur. “Sonra” diye bir ibadet takvimi yoktur.
Ama bu sözler dünyayı terk çağrısı değildir. Bilakis, dünya ciddiye alınacak kadar değerli; kutsallaştırılmayacak kadar geçicidir. Çalışmak zorundasın, üretmek zorundasın, güçlü olmak zorundasın. Çünkü tembel dindarlık, ahlak değil kaçıştır. Dünya için çalışmayan, ahiret için de sahici bir şey koyamaz ortaya.
Mesele; dünyayı kazanmak değil, dünyaya teslim olmamaktır. Mesele; kariyer yapmak değil, karakter kaybetmemektir. Mesele; zengin olmak değil, zenginliğin seni yönetmesine izin vermemektir. Genç adam, genç kadın! Sen bu çağın kurbanı olmak zorunda değilsin. Denge; ya hep ya hiç değildir. Denge; hak ile emek, dua ile alın teri, vicdan ile akıl arasında kurulur.
Bugün sana verilmiş bir emanettir. Gözün, zamanın, yeteneğin, öfken, merhametin… Hepsi hesaba dahildir. Hayat; “bir gün düzelirim” masalıyla geçecek kadar ucuz değildir. Hesap günü uzak değil, ama ölüm daha yakındır.
Unutma: İnsan ömrü bir gündür. O da bugündür. Bugünü ciddiye almayanların, yarına dair söyleyecek sözü olmaz.

