Ahmet Şenol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Halk Kültürümüzde ÇERÇİ

Halk Kültürümüzde ÇERÇİ

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

3/3

(Geçen makalenin devamı)

Bu şekilde köyle kentin bağını kuran çerçinin dışında, günümüzün zincir marketleri ortaya çıkmadan şehirlerde geleneksel seyyar satıcılar da vardı: Bozacı, şerbetçi, sucu, balıkçı, üzümcü, soğancı, karpuzcu… Kent sokaklarında sanırım en son tüpçülerin ve overlokçuların mekanik sesleri işitilmişti. Bir de köyden kente göçün sembol tiplerinden birine dönüşen Züğürt Ağa’nın mahcup ve cılız sesi duyulmuştu.

Sanayileşe çağında “taşı toprağı altın” sanılarak köyden şehre göçenlerden “altın bilezik” denilen bir sanatı, becerisi veya düzenli işi olmayanlar, meydan, cadde ve sokaklarda belli köşeleri tutar ve her sabah dükkân açar gibi tezgâhlarının başına geçerdi. Bir de meydanda, caddede veya sokakta sabit bir yer tutamayıp kaçak göçek, kıyıda köşede gezenleri vardı ki onlara daha çok “işportacı” denirdi.

Sokağa çıkmanın yasak veya tehlikeli olduğu koronavirüs günlerinde işportacılar, seyyar satıcılar, gezici marketler ve bakkal çırakları yeni şartlara uyum sağlayarak bir süreliğine geri dönseler de saltanatları pek uzun sürmedi. O günlerde zincir marketler, kendilerine gelen telefonlara cevap vererek “sipariş usulü” seyyar satıcılığı başlattılar. Ancak internet, akıllı telefon, uygulama ve yapay zekâ çağında kredi kartlı yeni bir alışveriş sektörü ortaya çıktı ve neredeyse hayatın her alanını, satılan her şeyi içine aldı. Böylece hayatımıza, sanat ve edebiyatımıza esin kaynağı olan “postacı” tipinin rol ve görevlerini de devralan “kargocu” ve nihayet “kurye” diye yeni bir seyyar satıcı türü ortaya çıktı.

Bakalım balkonunu terasını, bahçesini bağını veya arsasını tarlasını tarımsal üretim için değerlendirmeyenlerin ve tabii çerçiler çağındaki gibi takas yapacak bir malı olmayanların gıda ve zaruri ihtiyaçlarını “kuryeler” üzerinden sipariş merkezleri hangi vakte kadar karşılayacak ve kredi kartları ne zaman “yetersiz bakiye” verecek onu da zaman gösterecek?

Değişen üretim-tüketim ilişkileri, kültürel tutumlar ve alışkanlıklar üzerine yapılagelen “bakkal” ve “market” karşılaştırmalarına dayalı çalışmaların benzerlerini çerçiden işportacıya uzanan çizgide seyyar satıcılar üzerine de yapmak gerekir.

Ancak bu yapılırken mağazaların vitrine, bakkalların rafa veya manavların tezgâha koymadığı defolu, ucuz veya çürük çarık malları -tabir yerindeyse- “uyuttukları” fakir fukara halka sattıkları için bir şeyin ucuzlamasını veya değersizleşmesini anlatan “işportaya düşmek” deyimine kaynaklık eden işportacı ile kenti ve medeniyeti, yeniyi ve bilinmeyeni köye, köyün üretimini şehre taşıyan çerçiyi “seyyar satıcı” başlığı altında bir araya getirirken kültüre ve tarihe haksızlık edilmemelidir.

(Not: Prof.Dr. Öcal Oğuz çalışmalarından yararlanılmıştır.).

Halk Kültürümüzde ÇERÇİ