Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Reenkarnasyon (Geri Dönüşüm)

Reenkarnasyon (Geri Dönüşüm)

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(Bölüm 2)

Reenkarnasyonun bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçekliği yoktur. Ölümden sonra ruhun başka bir bedende tekrar dünyaya gelmesi süreci, genellikle inançlara, felsefi sistemlere veya kişisel spiritüel deneyimlere dayanır. Konuya dair farklı yaklaşımlar şu şekildedir:

Bilimsel Perspektif:

Bilim dünyası, ölümden sonra bilincin başka bir bedene aktarılabileceğine dair hiçbir deneysel kanıt veya gözlem sunmamaktadır. Modern nörobilim, bilincin beynin fiziksel ve kimyasal bir fonksiyonu olduğunu ve beyin ölümüyle birlikte bilincin tamamen sona erdiğini kabul eder.

Doğu Dinleri ve Spiritüalizm;

Hindularizm, Budizm ve Jainizm gibi Doğu kökenli inançlarda reenkarnasyon temel bir öğretidir. Bu inanışa göre ruh, dünyadaki eylemlerin (karma) karşılığı olarak daha iyi veya daha kötü bir yaşam formunda tekrar bedenlenir. Batı’daki spiritüalist yaklaşımlar da bu inancı destekler.

Tek tanrılı büyük dinlerin genel öğretilerinde reenkarnasyon reddedilir. Bu dinlerde temel mantık, her insanın tek bir dünya hayatı yaşayıp vefat ettikten sonra ahiret veya kıyamet gününde yargılanmasıdır.

İslam alimlerine göre ruh göçü inancı inanç sistemine aykırıdır.

Özellikle Ian Stevenson gibi araştırmacıların yaptığı vakalarda, geçmiş yaşamlarını hatırladığını iddia eden çocukların hikayeleri (isimler, yerler, geçmiş olaylar) incelenmiştir. Quora’daki tartışmalarda bazı kullanıcılar bu tarz vakaları reenkarnasyon lehine delil olarak sunsa da, bilimsel çevreler bu anlatıları genellikle tesadüf veya yanlış yönlendirme olarak kabul eder.

Özetle, reenkarnasyonun varlığı kanıtlanabilir bir gerçek değil, tamamen kişisel inançlara ve kültürel öğretilere dayanan bir metafizik konudur.

Reenkarnasyon, ölen bir kişinin ruhunun başka bir bedende (insan, hayvan veya bitki) tekrar dünyaya gelmesi inancıdır. İslam inancında reenkarnasyon veya ruh göçü (tenasüh) bulunmamaktadır; bu kavram Kur’an-ı Kerim’de geçmez.

Reenkarnasyon, daha çok doğu öğretilerinde görülen ruhun başka bir varlığın bedenine geçmesini ifade eden tenasüh ve ruh göçünden, başka bir ifadeyle métempsychose ve transmigration’dan3 tamamen farklıdır.

Yeni tenasühçüler olarak da isimlendirebileceğimiz bu kişilere göre, reenkarnasyonun Hint felsefe ve dinlerindeki tenasüh ile esas ve amaç bakımından hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü, tenasühte tekâmül fikri yoktur. Cezâ ve mükâfat esasına göre bir geliş-gidiş vardır. Reenkarnasyonda ise, dünyevî bağlardan kurtulamamış rûhların tekâmül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Varlık, dünyaya her bağlanışında geçmiş hayatlarının toplu ürünü olan bir durumla karşılaşır. Tekâmülde hiç bir zaman aşağı seviyelere dönülmeyeceği (tedennî olmayacağı) kabul edilmiştir.

Günümüzde daha çok ruhçu akımlar tarafından desteklenen bu batıl iddiaya göre, ruhen tekâmül etmemiş ve olgunluğa ulaşamamış ruhlar, tekâmül edinceye kadar tekrar tekrar dünyaya geleceklerdir. Halbuki yakînen incelendiğinde günümüzdeki reenkarnasyon anlayışlarının da, daha çok Hint dinlerinde görülen ve eski bir hurâfe olan tenasüh inancının çağdaş kılıflar içinde sunulmuş yeni bir şekli olduğu görülecektir.

Türkiye’de reenkarnasyonu savunan bazı kimseler, Batı’da aynı fikrin temsilcileri olan insanların Tevrat ve İncil’in bir takım âyetlerini reenkarnasyon teorisine uygun düşecek bir tarzda yorumlamalarından etkilenerek, Kur’ân’dan bu konuya uygun bir şekilde tevil edebilecekleri âyetler arayarak, bu ayetleri gerçek manalarıyla hiç ilgisi olmayan tuhaf tevillerle kendi görüşleri istikametinde yorumlamaya çalışmışlardır. Geçmişte, tenâsüh için yapılan benzer çabalar da onlar için ayrı bir dayanak noktası olmuştur. Halbuki Kur’an, reenkarnasyonu açık bir şekilde reddetmekte ve hiçbir açık kapı bırakmamaktadır.

Bu konuda apaçık âyetler ortada varken, onları görmezlikten gelerek başka âyetlerden zorlamalı yorumlarla bu teoriye destek aranmasının ne derece yanlış bir yaklaşım olduğu açıktır.

Doğru olan yaklaşım ise, bir konuda manası açık (muhkem) ve bunun yanında bazı kapalı (müteşabih) âyetler olduğu takdirde, manası açık olanları esas alarak diğer âyetleri onların ışığında yorumlamaya çalışmaktır.

Reenkarnasyon (Geri Dönüşüm)
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter