Milas sıradan bir Anadolu kasabası değildir.
Bu toprakların altında tarih var. Taşında iz, duvarında hafıza, sokağında medeniyet var.
Ama biz ne yapıyoruz?
Tarihi dokunun ortasında otopark arıyoruz.
Dar sokaklara 4 kat, 5 kat beton dikiyoruz.
Sonra da “trafik niye kilit?” diye soruyoruz.
Milas birinci derece deprem bölgesidir.
Bunu unutup yukarı doğru büyümek akıl mıdır?
3 bilemedin 4 kat sınırını aşmak, bu şehre ihanetten başka nedir?
Tarihi bir şehrin silueti korunur. Yüksek bina medeniyet değildir.
Planlı şehir medeniyettir.
Plansız Büyüme, Sessiz Çöküşle eşdeğerdir.
Cumhuriyet Mahallesi gibi geniş alanlara bakıyoruz…
Alan var. Nefes alma şansı var.
Ama plan yok.
Şehir büyüyor ama akıl büyümüyor.
Yeni yapılan konutların altına dükkan izni veriliyor. Sonra esnafa ruhsat veriyorsun ama önünde bir araçlık park yok. Vatandaş 500 metre, 1 kilometre ötede yer arıyor.
BU MUDUR PLANLAMA?
Bunun yerine her mahallede küçük çarşı alanları kurulamaz mı ?
Minyatür, düzenli, otoparklı, tertipli ticaret adaları.!!
Etrafında park alanı…
Hem esnaf rahat eder hem vatandaş.
YEŞİL ALAN LÜKS DEĞİL, ZORUNLULUKTUR
Tarihi merkez dışında şehri genişletiyorsan; betonarme yapı kadar yeşil alan bırakmak zorundasın.
Bu hem afet için güvenlik hem de insan için nefestir.
Her mahallede çocukların güvenle oynayabileceği, ailelerin akşam oturabileceği,
7/24 güvenliği olan parklar olmalı.
Şehir dediğin sadece bina değildir.
Şehir hayatın kendisidir.
ESTETİK DİSİPLİN ŞART
Tarihi yapılar aslına sadık kalarak restore edilmeli.
Yeni yapılar belli bir estetik düzene bağlı olmalı.
Boyasız, düzensiz, gelişi güzel cephelere izin verilmemeli.
Şehir görüntüsü karakter meselesidir.
Koordinasyonsuzluk İsraftır.
Yol yapılıyor.
Elektrikçi kazıyor.
Telefoncu kazıyor.
Doğalgazcı kazıyor.
Sonra çamur içinde kalıyoruz.
Belediye “ben yaptım” diyor.
Diğeri “ben kazdım” diyor.
Ama bedeli kim ödüyor?
Milaslı.
Unutmayın;
Hiçbir kurum Milas’tan daha değerli değildir.
Her gereksiz kazı, her plansız işlem bu halka çıkan faturadır.
Bu israftır.
Bu ihanettir.
Göç ve Yayılma Meselesi
Milas artık plansız göçü kaldıramıyor.
Plansız göç hiçbir şehri ayakta tutamaz. Tam tersine sessiz ve derinden o şehri yutar. Tamda bu sebeple ortaya bir vizyon koymak gerekiyor aksi halde bunun vebalinden başta bu vizyonu ortaya koyması gerekenler sonra buna sessiz kalanlar sorumlu olacaktır. Elbette gelişen her şehir göç alır ama bir plan dahilinde düzenli olur ise işte ozaman anlamlı olur.
Şehir artık yayılmalı.
Ama başıboş değil, bir planla. Bodrum yolu,
İzmir aksı, Muğla yolu,
Balçık tarafı, Kırcağız yönü…
Bu alanlar kontrollü ve ivedilikle imara açılmalı.
Ama masa başında değil, bilimle, zemin etüdüyle, ulaşım planıyla, yeşil alan hesabıyla şehir ferahlatılmalı.
Milas tarih kokan bir emanettir.
Biz bu emaneti ya koruyacağız ya da betonun altında kaybedeceğiz.
Şimdi soruyorum;
Milas’ı büyütmek mi istiyoruz?
Yoksa Milas’ı tüketmek mi?
Karar verelim.
Çünkü bu şehir susuyor ama hafıza susmaz.
… Zaman mı oda an itibari ile aleyhimize işliyor farklı yöntemlerle uyutuluyoruz şehir elimizden akıp gidiyor bir süre sonra istesek de düzeltemeyeceğimiz bir yola hızlı adımlarla koşuyoruz…!
Daha güzel bir Milas sabahına hep birlikte uyanabilmek ümidiyle…

