Bayramlar, her zaman içimizde tatlı bir heyecan bırakır. Arefe günü çarşıya inmenin, mendil almanın, kolonya seçmenin ve çocukların harçlık umuduyla göz kırpmasının bir başka tadı olur. Bu yıl Milas’ta yine protokol gelenek yerini bulsun diyerek arefe günü bayramlaştı. Fakat her ne kadar samimiyet eksik olmasa da, o neşeli kalabalıkların arasında bir eksiklik hissedildi.
Recep Panay… Ağabeyimiz, muhtarımız, bayramlarda yüzümüzü güldüren dostumuz artık yoktu. Yokluğu öyle hissedildi ki Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke dahi onu anmadan geçemedi. Bazen birinin eksikliği, kalabalığın içindeki sessizliği daha da derinleştirir. Bu bayram da öyle oldu.
Bayramın ilk günü alışıldık telaşlarla başladı: kurban kesimleri, et paylaşımları, çocukların sabırsızlığı… Ama sonra bir duraksama yaşandı. Her yıl Türk Hava Kurumu’na (THK) bağışlanan deriler bu kez toplanamadı. Sebebi tam bilinmese de THK genel merkezine kayyum atanmasının bu kararda etkili olduğu söyleniyor. Deri toplama organizasyonu bu yıl Milas’ta yapılamadı. Hatta Muğla genelinde sadece Menteşe’de deriler toplandı. Diğer ilçelerde vatandaş da, kamu yöneticileri de adeta ne yapacağını bilemedi.
Son gün, muhtarlar aracılığıyla gelen “deriler imha edilecek” bilgisi, vicdanları daha da sızlattı. Çünkü her yıl büyük bir milli servet olan bu deriler ya LÖSEV’e ya da THK’ya umut olurken, bu yıl çöpe gitti. THK Milas Şube Başkanı Faik Baklan’ın “çok uğraştım ama hiçbir firmayı ikna edemedik” sözleri, bir bürokratik çaresizliğin de ifadesi gibiydi. Yıllar sonra ilk defa Milas’ta bu gelenek sekteye uğradı.
Sokaklar sakindi. Hayvan satışları geçen seneye göre düşüktü. Fiyatlar artmamıştı ama alım gücü azalmıştı. Hayvan pazarı bile eski canlılığından uzaktı; satış alanlarının yarısı boştu. Belki de bu yıl, kalpler başka bir yere yönelmişti.
Birçok Milaslı, bu bayram kurban bağışlarını ya LÖSEV’e, ya da Göktuğ Bebeğe umut olmak için yaptı. Henüz tedavi masraflarının %6’sı karşılanmış olsa da, umut büyüyor. Siyasi partilerden özel eğitim kurumlarına, sivil toplum örgütlerinden kermesler düzenleyen gönüllülere kadar herkes bu yavru için tek yürek olmuş durumda. Sosyal medya yayınları, yardım kampanyaları, destek konserleri… Tüm bunlar, eski bayramların yerini dolduramasa da, yeni bir dayanışma hikâyesi yazıyor Milas’ta.
Bayramlar hep özlemle anılır. Ama bu yıl bir başka türlüsü yaşandı. Geleneklerle, eksiklerle, umutlarla ve içimizde buruk da olsa büyüyen iyilikle…
Ve bizler, belki de bu bayram bir kez daha anladık: Bayram sadece kesilen kurban, yapılan ikram değildir. Bayram, birlikte umut olmaktır.
Göktuğ için, geleceğimiz için, kaybettiklerimizi anarak ve kalanlara daha sıkı sarılarak…
Milas’tan selamla…ke

