Volkan İlgüz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 10 OCAK: ÇALIŞAN DEĞİL, TUTUKLU GAZETECİLER GÜNÜ

10 OCAK: ÇALIŞAN DEĞİL, TUTUKLU GAZETECİLER GÜNÜ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de 10 Ocak uzun yıllardır “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanır. Fakat bugün gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında ya da dijital mecralarda çalışan, üreten, yazan kim kaldı? Yazmak suç sayıldığında, gerçeği konuşmak tehlike görüldüğünde, kaleminin namusunu koruyanlar susturulduğunda o gün artık bayram değil, utanç günüdür.

Bugün Türkiye’de gerçekleri yazdığı için cezalandırılan, ifadesi, haberi, yorumu için yargılanan, ya mahkeme kapılarında ya da cezaevi duvarları arasında ömrünü tüketen onlarca gazeteci var. Merdan Yanardağ hâlâ haksız bir tutukluluğun simgesi. Bir düşünceyi tartışmak, bir sözü analiz etmek, bir konuşmayı yorumlamak “suç” diye dosyalara giriyor. Haberciyi susturarak gerçeği de susturacaklarını sanıyorlar.

Bir de özgürlüğü elinden alınmamış ama baskının tadını defalarca tatmış gazeteciler var.

Fatih Altaylı gibi…

Bir gün ekranlara yasak, bir gün programlara engel, bir gün hedef gösterilme…

Türkiye’de gazeteciysen, ya hapistesindir ya da bir gün hapiste olman için sırasını bekleyen bir dosyan vardır.

Bir ülkenin gazetecisi özgür değilse, halkı hiç değildir. Gazetecinin sustuğu yerde gerçek karanlığa gömülür. Soru soran susturulursa, yolsuzluk derinleşir; adalet konuşamazsa, zulüm büyür; eleştiri yok edilirse, iktidar çürür.

Bugün Türkiye’de yazmak suç.

Doğruyu savunmak suç.

Adaletten yana olmak suç.

Haksızlığı dile getirmek suç.

Demokrasi istemek suç.

Atatürk’ü sevmek suç.

“Türküm” demek bile bazı çevrelerde neredeyse suç.

Düşüncenin suç olmadığı bir ülkede yaşamamız gerekirken, biz hâlâ düşüncenin delil sayıldığı bir ülkede nefes almaya çalışıyoruz. Haber yapmak, bir insanın evrensel hakkı ve toplumun en kutsal ihtiyacıdır. Basın özgürlüğü anayasanın güvencesindedir ama fiiliyatta, iktidarın hoşuna gitmeyen her cümle, her kelime, her başlık bir anda yargı kararına dönüşebiliyor.

Bu yüzden 10 Ocak’a “Çalışan Gazeteciler Günü” demek artık gerçeği inkâr etmektir.

Bugün Türkiye’de “çalışan” gazeteci sayısı kadar tutuklu, yargılanan, sürgünde yaşamak zorunda kalan, yayınları kapatılan, programları sansürlenen gazeteci sayısı var.

Daha doğrusu:

Bugün 10 Ocak, Tutuklu Gazeteciler Günüdür.

Gerçekleri savunduğu için cezalandırılan her gazeteci, aslında halk adına elini taşın altına koymuş insandır. Çünkü gazetecilik makam değil, bir sorumluluktur. Gazetecilik maaş bordrosu değil, vicdanın sesidir. Gazetecilik patronların değil, halkın hakkıdır.

Ve kim ne derse desin, mahkeme duvarları gerçeğin üstünü örtemez.

Bir gazeteciyi susturabilirsiniz; ama gerçeği susturamazsınız.

Bir ekrana kilit vurabilirsiniz; ama toplumsal hafızayı yok edemezsiniz.

Bir programı bitirebilirsiniz; ama halkın vicdanını bitiremezsiniz.

Bugün bu ülkede gazetecilik onurunu ayakta tutan herkese selam olsun…

Hapistekine, yargılanana, sansüre direnenine, tehdit edilene, hedef gösterilene, gecenin bir yarısı gözaltına alınanına…

Kalemi kırılmayan, sesi susturulmayan, dirençle ve inatla değil, ilkeyle ve vicdanla gerçekleri savunan tüm basın emekçilerine…

10 Ocak Tutuklu Gazeteciler Günü kutlu olsun.

10 OCAK: ÇALIŞAN DEĞİL, TUTUKLU GAZETECİLER GÜNÜ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter