Müfit Demirkol
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SU POLİTİKAMIZ

SU POLİTİKAMIZ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yarı kurak iklim kuşağında bulunan Türkiye, sanılanın aksine su zengini olmayıp, su stresi yaşayan ülkeler arasındadır. Bu durum, kısıtlı su kaynaklarımızın verimli kullanımını ve entegre yönetimini gerekli kılmaktadır.

Son yıllarda Türkiye, evsel kullanım, arıtma, sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi için su altyapısının geliştirilmesinde büyük ilerleme kaydetmiştir. Türkiye’de çok amaçlı olarak yapılan baraj ve hidroelektrik santralleri komşularımızın da düzenli su almalarına imkân tanımaktadır. Bu kapsamda Türkiye, doğal su kaynaklarının yönetiminde entegre su havza yönetim programları uygulamaktadır.

Hızlı şehirleşme ve sanayileşme nedeniyle Türkiye’nin enerji tüketimi giderek artmaktadır. Kayda değer petrol ve doğalgaz kaynakları bulunmayan Türkiye, artan enerji ihtiyacının karşılanmasında yerel kaynakların kullanımına öncelik vermekte, bu bağlamda yenilenebilir hidro-enerji potansiyelinden istifade edilmesine yönelik projeleri hayata geçirmektedir. Türkiye’de halihazırda yenilenebilir enerjinin toplam elektrik enerji kurulu gücündeki payı %54 olup, bu oranın yaklaşık %31’i hidroenerjidir.

Uluslararası platformlardaki algının tersine, Türkiye sınıraşan havzalarında sadece yukarı kıyıdaş ülke olmayıp, aynı zamanda aşağı kıyıdaş ülke konumundadır.

Sınır aşan nehirler Türkiye’nin su kaynaklarının yaklaşık % 35’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’nin sınır aşan sular politikası aşağıdaki ana ilkeler üzerine kurulmuştur:

1) Türkiye su konusuna öncelikle insani açıdan yaklaşmaktadır. Ülkemiz, suyun bütüncül ve verimli kullanımına dair sahip olduğu bilgi ve deneyimleri paylaşmaya hazır olduğunu her fırsatta vurgulamaktadır.

2) Türkiye sınır aşan suları, kıyıdaş ülkeler arasında bir işbirliği unsuru olarak görmektedir.

3) Her bir sınır aşan nehir havzası kendine özgü ekonomik, sosyal, çevresel, kültürel, hidrolojik ve meteorolojik dinamiklere sahiptir. Bu nedenle bu meselelerin kıyıdaş ülkeler arasında ele alınmasının daha doğru bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir.

4) Sınır aşan sular kıyıdaş ülkeler arasında “hakça”, “akılcı” ve “etkin” biçimde kullanılmalıdır.

Türkiye, artan kuraklık tehlikesi ve yükselen su stresi nedeniyle 2026 yılında su yönetiminde köklü bir dönüşüme hazırlanıyor.

Yeni kanunlar, dijital izleme sistemleri ve verimlilik odaklı uygulamalarla hem su kayıplarının azaltılması hem de tarım ve sanayide tasarrufun artırılması hedefleniyor. Yetkililer, 2030 yılına kadar 12,4 milyar metreküp su tasarrufu sağlayarak “suda sıfır kayıp” hedefine yaklaşılacağını açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Su Kanunu ve Taşkın Kanunu taslakları tamamlandı. Yeni düzenlemelerle:

1) Belediyeler, içme suyu şebekelerini dijital sistemlerle izleyecek, ölçüm altyapısını güçlendirecek.

2) Tarım sektöründe basınçlı sulama sistemleri zorunlu hale gelecek.

3) Sanayi tesislerinde atık su geri kazanımı teşvik edilecek.

4) Yeni binalarda gri su ve yağmur suyu kullanımına yönelik uygulamalar mecburi olacak.

Bu değişikliklerle, suyun kaynağından kullanıcıya kadar olan tüm süreçte daha sıkı bir kontrol mekanizması kurulacak. Türkiye’de içme suyu şebekelerinde ortalama %31,6 olan kayıp-kaçak oranı, yeni düzenlemelerle önce %25’e, ardından %10 seviyesine indirilecek. Bu kapsamda:

1) Havza yönetim planları güncellenecek,

2) Kuraklık riski taşıyan göller için özel eylem planları hazırlanacak,

3) Su kullanımının kayıt altına alınacağı Su Verimliliği Bilgi Sistemi devreye alınacak.

Kuraklık dünya genelinde acil önlem gerektiren bir sorun olmaya devam ediyor.

Farklı ülkeler, su kıtlığına karşı çeşitli yöntemler uyguluyor:

Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Bahreyn: Deniz suyu arıtma (desalinasyon) tesislerini artırıyor.

İran: Bulut tohumlama çalışmaları için insansız hava araçları geliştiriyor.

ABD, Fransa, İspanya: Bahçe sulaması, havuz doldurma, araç yıkama gibi alanlarda su kısıtlamaları uyguluyor.

Türkiye ise kuraklıkla mücadelede kanuni düzenlemeler, dijital altyapı, tarımsal verimlilik ve geri dönüşüm odaklı bir strateji izleyerek 2026’dan itibaren su yönetiminde yeni bir döneme girmeye hazırlanıyor.

Ankara’da son aylarda yaşanan su sıkıntısı ülke genelinde gündemin ilk sıralarında yer alırken, su arzına ilişkin tartışmalar devam ediyor. ASKİ ve DSİ’den konuya dair farklı açıklamalar yapılmasına rağmen, sürdürülebilir ve kalıcı bir çözüm henüz netleşmiş değil. Öte yandan, yaklaşık 6 ay önce Su Politikaları Derneği tarafından hazırlanan raporda, “Ankara’nın sürdürülebilir su temini çözümü için Gerede Su Temini Sistemi’nin daha verimli çalışmasına ihtiyaç vardır” tespitine yer verilmişti.

Cumhuriyet tarihinin en kurak dönemlerinden birini yaşayan İstanbul’da ise,baraj doluluk oranları son günlerde bir miktar artsa da, yaz dönemi için tehlike çanları şimdiden çalmaya başladı. İstanbul’da baraj doluluk oranı, 2026’nın ikinci haftasında yağışların etkisiyle yeniden yukarı yönlü hareket gösterse de; İSKİ’nin yayımladığı güncel verilere göre kente su sağlayan barajlarda ortalama doluluk yüzde 23,5 seviyesinde ölçüldü.

En yüksek doluluk yüzde 70 bandıyla Elmalı Barajı’nda görülürken, Kazandere ve Pabuçdere barajları yüzde 8 seviyesinde kaldı.

İçme suyu yatırımlarda iki yol vardır. Birinci yol şu; Belediye içme suyu yatırım yapmak için DSİ’den su kullanım izni alır. Suyu kullanmak isteyen DSİ’den tahsis ister. DSİ de onay verir. İzin aldıktan belediye barajı sale hattını yapar. Sonra da depo ve şebeke hattı yapımını yerel yönetimler su idareleri yapar.

İkinci yol ise şu; Eğer iş belediyenin boyunu aşıyorsa; belediye, DSİ’den yatırım talebinde bulunur. DSİ değerlendiririr ve protokol aşamasına geçilir. Sonra DSİ ve yerel yönetimler arasında geri ödeme protokolü yapılır. DSİ baraj ve isale hattının devrini yapar. Depo ve şebeke hattı yapımını,yerel yönetimler ve su idareleri yapar.

SU POLİTİKAMIZ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481