Dünyaya çizgilerle bakan, mizahı yalnızca güldürmek için değil; düşündürmek, uyarmak ve toplumsal hafızayı canlı tutmak için kullanan Ukraynalı karikatürist Oleg Hutsol, gazetemize çok özel açıklamalarda bulundu. Çocukluk yıllarında büyükbabasının biriktirdiği mizah dergilerinin sayfaları arasında filizlenen çizgi tutkusu, bugün 38 yıllık bir sanat yolculuğuna ve 20 bini aşkın karikatüre dönüştü. Uluslararası yarışmalar, sergiler ve ödüllerle dolu bu yolculukta Hutsol, karikatürü bir meslekten öte hayatının çağrısı olarak tanımlıyor.
Türk karikatür sanatını yakından takip eden ve Türkiye’de düzenlenen birçok uluslararası yarışmaya katılan deneyimli sanatçı, Turhan Selçuk Karikatür Yarışması’ndan Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’na uzanan süreci, Türk karikatüristlerine duyduğu saygıyı ve sanatın evrensel dilini içtenlikle anlatıyor. Savaşın gölgesinde üretmeye devam eden Hutsol, çizgilerinin ardında yalnızca mizah değil; vicdan, barış ve insanlık çağrısı olduğunu vurgularken, karikatürün toplumların ruh hâlini en doğru şekilde yansıtan güçlü bir ifade biçimi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
-Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Oleg Hutsol, Ukraynalı bir karikatürist, illüstratör ve tasarımcıdır. 1964 yılında Ukrayna’da doğmuştur. 1994 yılında Kiev Taras Şevçenko Ulusal Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi’nden mezun olmuştur. 1987 yılından beri profesyonel olarak karikatüristlik yapmaktadır.
-Karikatür sanatıyla tanışmanız ne zaman ve nasıl başladı?
Çocukken, Ukrayna mizah ve hiciv dergisi “PERETS”e abone olan büyükbabam Sava Fedorovych’i ziyaret etmeyi çok severdim. Büyükbabam derginin tüm sayılarını büyük bir kitap haline getirirdi. Ben de, 4-5 yaşlarında küçük bir çocukken, saatlerce oturup derginin sayfalarındaki karikatürlere ve çizgi romanlara bakardım. O zaman bile büyüdüğümde ben de karikatürist olacağımı ve yetişkinler ve çocuklar için komik resimler çizeceğimi fark etmiştim.
-Bu alanda çalışmaya başlamanızda size ilham veren neydi? Bir dönüm noktası veya belirli bir ilham kaynağı oldu mu?
Çocukken “Perets” dergisine bakarken, Ukrayna karikatürünün klasik isimleri Valery Zelinsky, Anatoly Vasylenko, Radny Sakhaltuyev, Vladislav Shiryayev, Volodymyr Hlyvenko, Volodymyr Kazanevsky, Yuriy Kosobukin’in çizimlerini çok beğenirdim. Okul yıllarımdan beri en iyi karikatürlerini albümlerime çizdim. Tüm okul yıllarım boyunca okul duvar gazeteleri için karikatürler ve illüstrasyonlar çizdim. Hem okuldan sonra okuduğum makine mühendisliği kolejinde hem de askerlik yaptığım sınır birliklerinde duvar gazeteleri için karikatürler çizdim. Yani, bilinçli hayatım boyunca karikatür çizdim. Karikatürün benim çağrım ve tüm hayatımın işi olduğunu fark ettim.
-Bugüne kadar yarattığınız eserlerden hangisi sizi en iyi şekilde temsil ediyor?
Bu soruyu kesin bir şekilde yanıtlamak benim için zor. Fransız klasik yazarı, “Madame Bovary” romanının yazarı Gustave Flaubert bir keresinde şöyle demişti: “Madame Bovary benim!”. Dolayısıyla her karikatürist, Gustave Flaubert’in kendisi hakkındaki sözlerini tekrarlayabilir. Her çizim, her sanatçının her eseri, sanatçının “ben”inin bir parçasını içerir, her çizimi kendisidir. 38 yıllık karikatüristlik kariyerimde yaklaşık 20.000 karikatür çizdim. Ve her karikatürümde etrafımdaki dünyayı değil, bu dünyaya karşı tutumumu çiziyorum. Nadiren hiciv çizerim, iyi mizahı tercih ederim. Bu nedenle, son zamanlarda dergiler ve çocuk kitapları için daha çok illüstrasyon çiziyorum.
-Eserlerinizde Milas’ın, Ege bölgesinin veya yerel kültürel unsurların izleri var mı? Turhan Selçuk karikatür yarışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Turhan Selçuk’un uluslararası karikatür yarışmalarına birkaç kez katıldım, ancak şimdiye kadar sonuç alamadım; yarışmanın jürisi karikatürlerimi hiçbir zaman ödüle layık görmedi. Yine de umudumu kaybetmiyorum. Olimpiyat sporunun ilkesini benimsiyorum: Önemli olan zafer değil, aktif katılımcı olmaktır. Karikatürlerim ödül almasa bile, Türk izleyiciler onları sergide görecek, uluslararası mizah severler kataloglarda bulacaklar. Ayrıca, düzenli olarak çizimlerimi Türkiye’deki diğer karikatür yarışmalarına gönderiyorum – İstanbul, Bursa, Ankara, Antalya ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde. Bu arada, bu yılın Temmuz ayında İstanbul’u ve Akşehir’i ziyaret ettim ve orada 45. Uluslararası “Nasreddin Hoca” Karikatür Yarışması’nda Türk Gazeteciler Derneği ödülünü aldım. Orada Türkiye’den birçok harika karikatüristle tanıştım. Şunu söylemeliyim ki, bugün Türk karikatüristler dünyanın en güçlü ve en çok ödül kazanan karikatüristlerinden bazıları.
-Sizce günümüzde karikatür sanatıyla uğraşmaya değer mi? Fırsatlar, ilgi alanları ve ortam açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Ne yazık ki, günümüzde karikatür türü en iyi zamanlarını yaşamıyor. Birçok ülkede, hiciv çizimleri yayınlayan basılı yayınların sayısı giderek azalıyor. Birçok karikatürist geçimini başka mesleklerde, tasarımcı, reklamcı, sayfa düzenleme sanatçısı olarak çalışarak sağlamak zorunda kalıyor. Ya da süpermarketlerde güvenlik görevlisi olarak. Bunun birçok nedeni var. Devlet sansürünün artan baskısı, zorlu siyasi durum, yetkililerin dayatmaları ve internet memleri, gifler, şakalarla bilgi alanının hakimiyeti bunlardan bazıları. Günümüzde karikatürler çoğunlukla 50 yaş üstü sanatçılar tarafından yapılıyor. Ne yazık ki, bugün karikatür türünde çok fazla genç sanatçı göremiyorum. Bu durumu nasıl düzelteceğimi henüz bilmiyorum.
-Sizce bir sanatçının toplumla ilişkisi nasıl olmalıdır?
Orta Çağ’da, eski zamanlarda, her hükümdarın veya kralın tahtının yanında bir soytarı veya palyaço bulunurdu; bu tür palyaçolar sadece soyluları komik hareketler ve danslarla eğlendirmekle kalmaz, aynı zamanda hükümdarlara, devlet yasalarına ve kaprisli soylulara karşı oldukça tatsız ama doğru şeyler söylerlerdi. Ve bu yüzden ölümle cezalandırılmazlardı. Çünkü soytarılar veya palyaçolar, toplumdaki hava durumunun gerçek ve isabetli birer göstergesiydi. Onların yardımıyla, iktidardakiler toplumun ruh halini öğrenir, dengeli devlet ve siyasi kararlar alırlardı. Bugün, karikatüristler her ülkede aynı rolü oynuyor. Sağduyulu bir hükümet, karikatüristleri hiciv yaptıkları için asla cezalandırmaz, çünkü karikatüristler toplumun ruh halini sezgisel olarak hisseder, çizimlerinde toplumda zaten olgunlaşmış veya yarın olgunlaşacak olan rahatsız edici siyasi eğilimleri doğru bir şekilde tasvir ederler. Bu nedenle, politikacılar her zaman bu barometreleri dinlemelidir.
-Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız yaratıcı projeler veya paylaşmak istediğiniz gelişmeler var mı?
1996 yılından beri ailemle Belarus’ta yaşıyor olsam da, Ukrayna vatandaşıyım ve Ukrayna pasaportum var. Anavatanım Ukrayna için can atıyorum. Hepinizin bildiği gibi, Ukrayna bugün dördüncü yıldır Putin’in Rusya’sının askeri saldırganlığına karşı cesurca ve kararlılıkla mücadele ediyor ve bağımsızlığını savunuyor. Bugün Ukrayna’da yüz binlerce sivil, masum çocuklar, kadınlar ve yaşlılar, Rus füzeleri ve bombaları altında her gün ölüyor, barışçıl şehirler ve köyler yıkılıyor. Bu savaşı durdurmak, acımasız saldırganı yenmek her Ukraynalının hayali ve görevidir. Ben de bunun için çalışıyorum. Ayrıca, Ukrayna’yı ve halkını özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde destekleyen dost Türkiye halkına da içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.
Sevgili dostum Sayın Mehmet Nergiz, çalışmalarım için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum!!! Şahsen size ve tüm Türk halkına huzurlu bir gökyüzü, refah ve bolluk diliyorum!!! Saygılarımla, Oleg Hutsol (Ukrayna)

