Gülçin Erşen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ŞİDDET VE NARSİZM

ŞİDDET VE NARSİZM

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yıllar önce İletişim Yayınları’ndan “Zor Kişilikler”le Yaşamak adlı kitabı (Yazarları: François Lelord, Christophe André) okuduğumda, “Narsist – Oyuncu Kişilik” kavramıyla tanıştım. O zamana kadarki yaşamımda ve devamında, benimle birlikte başka arkadaşlarımın da, özel ve iş yaşamında bu tiplerden muzdarip olduğunu öğrendim. Günümüzde bu tiplerin sayısının, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddetin hızla artığını gözlemliyoruz. Dolayısıyla, Psikolog Nalan Özçelebi’nin Tazelenme Üniversitesi Milas kampüsünde, “Şiddet ve Narsistlik” konularındaki konferansına katılmak istedim. Çok başarılı bir sunum olduğunu belirtmeliyim.

Muğla Tazelenme Üniversitesi Milas Kampüsü’ne bu yıl 60 yaş üzeri 150 öğrenci kaydolmuş. Devamlı öğrenci sayısı ise yüze yakınmış. Cuma öğleden sonraki derse katılan benim gibi birkaç konuk öğrenci de vardı. (Nalan Özçelebi’nin özenle hazırladığı sunum için bilgisayar başında yardımcı olan Takı Tasarım Bölümü akademisyenlerinden Canan Kork Çiftçi’yle yıllar sonra karşılaşmak hoş bir sürpriz oldu.)

Özçelebi, üniversitede Tarih eğitimi sonrası, Psikoloji bölümünü bitirip, tarih öğretmenliğinden Psikologluğa geçiş yapmış. 27 yıldır Psikolog. Başkent Üniversitesi’nden aldığı ek eğitimlerle Aile ve Boşanma Danışmanlığı gibi özel alanlarda da çalışıyor. Konferans konularını; genel anlamıyla şiddet nedir? Niye şiddet uyguluyorlar? Narsistlik nasıl oluşur? Narsist nasıl anlaşılır? (Herkeste biraz narsistlik vardır. Fazlası ciddi sorunlara yol açar.) diyerek açıkladı.

Şiddet ve Narsistlik ilişkisi

Ders sırasında tuttuğum notları, zaman zaman kendi yorumlarımı da ekleyerek aktarmak isterim:

“Şiddet, güçlünün güçsüz üzerinde zorla hakimiyet kurmasıdır. Psikolojik şiddet en yıkıcı şiddet türlerinden biridir. Fiziksel şiddetin kanıtı vardır. Psikolojik şiddetin şiddet olduğunu çoğu kişi farkında değildir. Uzun vadede etkisi ortaya çıkar.

Psikolojik şiddetin içinde Narsizm diye bir durum var. Özellikle sosyal medyada çok görüyoruz. Başkalarını aşağılarken, kendini yüceltme; abartılı özgüven; empati yoksunluğu; çıkarları uğruna başkalarını kullanma; eleştirmeye karşı aşırı duyarlılık; doymak bilmeyen ilgi ve hayranlık ihtiyacı.

Çocuk şiddeti nasıl öğrenir? Psikolog Albert Bandura 1961’de yaptığı deneysel çalışmayla bu sorunun yanıtını bulmuş. 3-6 yaş arası çocuklar 3 gruba ayrılıyor. Birinci gruptaki çocuklara izletilen videoda bir yetişkinin odadaki oyuncaklara kaba şiddet uyguladığı gösteriliyor. Bu gruptaki erkekler daha çok fiziksel, kızlarsa sözel saldırganlık gösteriyor. İkinci gruba izlettirilen videoda, yetişkin oyuncaklarla oynuyor ve normal bir çocuk gibi davranıyor. Çocuklar, genelde onun oynadığı oyuncaklara ilgi gösteriyor. Kendilerine herhangi bir video izlettirilmeyen üçüncü grup (Kontrol grubu), doğrudan oyuncaklarla oynuyor. Çocuklar (genetik aktarımların yanı sıra) her türlü şiddeti, ailelerinden ve içinde yaşadıkları toplumdan öğrenirler.

Biyolojik işleyiş

Empati: Karşıdaki insanın duygu ve düşüncelerini algılayabilmek. (Beynin “İnsula: Saklı Ada” bölgesiyle ilgili.)

Ayna nöronlar: Empati yeteneğinin temelini oluşturur. Hoşgörülü ve empati yeteneği gelişkin kişilerin bu tür nöronlarının bağlantısı daha güçlüdür. Beyinde yaşlanma daha geç / zor görülür.

Testestoron: Erkeklerde 10 kat daha fazla salgılanır. Amigdala etkinliğini ve saldırganlık eğilimini artırır.

Serotonin: Dürtü kontrolünü güçlendirir.

Kortizol: Stres hormonu diye de bilinir. Aşırı yükseldiğinde öfke kontrol eşiğini düşürür.

Dopamin: Şiddet sonrası “Ödül hissi” yaratır. Narsist, psikopat, sosyopatlarda yukarı fırlar. O hissi tekrar yaşamak için aynı şeyi yapar (Örneğin; seri katiller.)

Sağlıklı insanda, aşık olmak, doğa yürüyüşü, hayvan sevmek, müzik dinlemek, bir iş başarmak gibi davranışlar, oksitosin, serotonin, dopamin salgılanmasına neden olur.

Amigdala; korku, kaygı, endişe anlarında “Savaş ya da kaç” taktiğiyle bireyi korumak ister. Hipofiz salgılarını artırır. Kan dolaşımı hızlanır. Böbrek üstü bezleri, adrenalin ve kortizol salgılar. Tükürük salgısı azalır. Sindirim sisteminin çalışması azalır (Mide ağrısı, hissedilir).

Psikolojik çaresizlik

Şiddet gören, şiddet uygular. Şiddet gören çocuk, kendisini çaresiz, korumasız hisseder. Bazıları da kendilerine şiddet uygulamaya başlar. (Müslüm Gürses konserlerinde kollarını kesen gençler gibi…) Acıyı acıyla yok etmeye çalışırken, ölüme kadar gidebilirler.

Narsist birey, çocukken istismar ve travmaya maruz kalmıştır. Kontrolü elinde tutmaya çalışır. Başkasını manipüle eder, özgüvenini kaybettirir. Tutarsız, mantık dışı davranışlar sergiler. Usta taklitçidir.

Birinin boyun eğmesi, diğerinin üstünlüğünü ve saldırganlığını besler. Gerçekteki “ezik” kimliğiyle değil; olması gereken (olmak istediği) kişi maskesiyle dolaşmaya başlar. Aslında herkesin bir “gölge” (karanlık) yanı vardır; gölgelerimizi bilelim, barışalım, onlarla yüzleşelim…

Narsistin baskı türleri:

“Gaslighting” (Işığı farkettirmeden gittikçe kısıp, kapatmak ve karşı tarafa kendi doğrusunu kabullendirmek) denilen yöntemle, o kişiyi haksız, hatta “deli” olduğuna inandırır.

“Love bombing”: Harika sevgili olur. Aşırı sevgi ve ilgi gösterir. Sonra tepetaklak eder, yerlerde süründürür.

Sessizlik cezası yöntemiyle de size küser, hiç konuşmaz (Sizi kendisinden mahrum bırakır. Ama, bir süre sonra gene sizi arar, aynı döngüyü başlatır.)

Gizli narsiste dikkat!

Bilgi ve deneyimlerle narsist kişileri anlayabiliriz. Ama, gizli narsisti bulmak zordur. (Böyle birinin toplum içinde normal biriymiş gibi yaşayıp gittiğini, arkadaş bile edinebildiğini görürüz.)

Özellikleri:

  • Dışarıya karşı alçak gönüllü, hassas görünür.
  • Aşırı önemsenme ve onay ihtiyacı duyar.
  • Eleştiriye tahammülsüzdür.
  • Kıskançtır.
  • Sessiz manipülasyon ustasıdır. Kurban rolüne bürünüp, duygu sömürüsü yapar.
  • Yardımsever numarası yapar.
  • Sürekli kendisini merkeze koyma eğilimi gösterir.
  • Yalnızdır, yalnızlaştırır.
  • Kendi istediği gibi davranmaya, öyle olmaya zorlar.

Eğitimli ve eğitimsiz kişilerde şiddete eğilim vardır. Eğitimsiz kişi bilgisizlik ve çaresizlikten; eğitimli kişilerse, sosyal statü ve evlilik başarısızlığından duyduğu utançla uğradığı şiddeti gizleme eğilimindedir. (“Kocamdır, hem döver hem sever” ya da “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı.)

Narsist şiddetine maruz kalan; düşük özsaygı, kararsızlık, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, kaygı, panik atak, yalnızlık, sosyal geri çekilme, suçluluk ve utanç duygusu ile baş etmek zorunda kalır.

Neler yapmalı?

  • İlk şiddet deneyimine asla izin verme, karşı dur, sesini duyur.
  • Duygularını paylaş.
  • Rahatsızlık, üzüntü, kızgınlık hissettiğinde görmezden gelme.
  • “Bu bana iyi gelmiyor” diyebil.
  • Karşı tarafa, kendi duygu ve gereksinimlerini önceleyerek, “Hayır” diyebilmelisin.
  • İletişimi netleştir. Net konuş.
  • Kendi değerini anlayıp, sınırlarını koru.
  • Destek al.
  • Şiddeti kabullenme.
  • Demokratik kitle örgütleri ve devletin ilgili kurumlarıyla işbirliği yap. (KADES uygulamasını indir. ALO 183, 112,155,156 hatlarını arayarak yardım iste.)

Narsistle yaşamak kadar, ondan ayrılmak da zordur. Sorunu, seçenekleri görüp, bilgi alarak, karar verin ve uygulayın.

Bir aydın sorumluluğuyla başkalarını da yararlandırmak, bilgilendirmek amacıyla yazıma konu aldığım yararlı ve bilgilendirici sunum için Psikolog Nalan Özçelebi’ye teşekkür ederim.

ŞİDDET VE NARSİZM
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481