Ahmet Şenol

MEDENİYET

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1. BÖLÜM

Üzerinde sık sık tartışılan ve kesin bir tanımı herkes tarafın dan kolaylıkla kabul edilmeyen başka bir kavram da medeniyet kavramıdır. Günümüze kadar gelen değişik tanımlar arasında, medeniyeti kültür kavramıyla birlikte ele alanlar olduğu gibi, onu sadece bir yüksek kültür biçimi olarak niteleyenler de bulun maktadır.

Günümüzde bu kavram birden çok ve farklı kültürleri de içine alacak biçimde anlaşılmaktadır. Sözgelimi, Batı medeniyeti veya İslam medeniyeti dendiği zaman, toplumların gelişmiş du rumları birbirinden farklı dönemleri akla getirmektedir. Batıdaki sosyal gelişme birdenbire olmamış, dönemler içindeki gelişme bir sonraki döneme aktarılmıştır. Günümüze gelen görüntüler veya uygulamalar artık son dönemdir, son safhadır. İslftm’ın ortaya çıkışındaki ilk durum, giderek gelişen kültür birikimi sayesinde toplumsal yapıyı sürekli olarak geliştirmiş, buna bağlı medeniyet verilen ve eserleri kendi çağlarının en üstün varlıkları arasında nitelendirilmiştir.

Kültür, her toplumun kendi yaşadığı çevreyle ele alındığında, kendine özgü, kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan bir kav ram olup, bütün fikri ve manevi etkinliklerden oluşurken; mede niyet bu fikirlerden yararlanarak ortaya çıkarılan ve teknik geliş menin eserlerinden meydana gelmektedir. Teknik gelişmeyi sağ layan ögeler arasında en önemli rolü ise bilim oynamaktadır. Akla, mantığa ve kendisinden önceki gelişmelere dayanarak mey dana getirilen, doğanın bir biçimde denetlenmesine yaşayan araç-gereçler uygarlık (=medeniyet) içinde değerlendirilirler.

Bu konularda söz sahibi olan araştırmacılardan A.Weber, kültür ve medeniyeti, tarihi meydana getiren ve birbirinden farklı iç yapı özelliklerine sahip iki ayrı kavram olarak ele almaktadır. Başka bir araştırmacı, in doğayı denetlerken ortaya koyduğu teknik ve bilimsel araçları, temel teknolojiyi ve insanlar arasındaki iletişimin, ilişkilerin denetlenmesi için toplumsal teknolojiyi medeniyetin yarattığı görüşünü ileri sürüp, ortaya çıkan bütün maddi kültür ürünlerini medeniyetin araç-gereci olarak kabul eder. İnsanlığın sahip olduğu ve bunlardan geriye kalan mitoloji, din, inanç, edebiyat, hukuk, felsefe ile bunlara ait uygulanmalar da kültür kavramlarıyla damgalanır.

Türk düşünce hayatı içinde önemli bir yeri olan Ziya Gökalp her iki kavram hakkında çeşitli yazılar yazıp, eserler vermiştir. Onun yaşadığı dönemde bir yandan Batı kültürünün çeşitli ögeleri ve bunların uygulamaları Osmanlı toplumunu etki altına alırken, diğer yandan Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan ve hemen her milleti etkileyen milliyetçilik hareketleri de giderek güçlenmekte ve yoğunlaşmaktadır. Ziya Gökalp Batıdaki modern düşünceyi, bu düşüncenin eserlerini Türk kültürünün özelliklerini bozmadan, birlikte ele almak ister. Türk kültürünün özellikleri korunmalı, ama Batı dünyası içindeki gelişme izlenerek bu gelişmiş dünyaya ayak uydurulmalıdır. Yüzlerce yıldan beri önemli bir birikimle elde edilen ahlftk, töre, hukuk ve din gibi ana kültür varlıkları milli kimliğin oluşmasını sağlarlar. Bunların Batıdaki uygulamaları veya başka özelliklere sahip ögeleri Türk kültürü içinde yer almamaktadırlar. Ancak uluslararası bir kimlik taşıyan teknolojik gel işmen in ürünleri, araç-gereçler Türk kültürüne zarar vermeden, alınıp kullanılabilmelidir.

(Devamı gelecek makalemizdedir.)

MEDENİYET
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Notice: ob_end_flush(): Failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/milasciz/public_html/wp-includes/functions.php on line 5481