4/4
(Geçen makaleden devam)
Türkçede çaresizlik belki de en iyi “yolları bağlanmak” veya “eli kolu bağlanmak” deyimleriyle anlatılabilirdi. Karacaoğlan’ın “bağlandı yollarım kaldım çaresiz” veya Ferdi Tayfur’un “elim kolum bağlı oturamam böyle” diye seslenişi, insanın “dizinin bağını çözen” çaresizliğin ve isyanın hikâyesidir.
İnternet dünyasında “bağlanmak”, sanal ortama girmek anlamına geliyor. Komutu “bağlan”; tanımı “ağ bağlantısı”; durumu “bağlantı var”, “bağlantı yok” veya “bağlantı zayıf” olan bu âlemde ne yazık ki karşılıklı sevgi ve güvenin ifadesi olan “bağlılık” yerini tek taraflı “bağımlılığa” bırakabiliyor.
Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan “madde bağımlılığı” ve epeydir var olan “uyuşturucu bağımlılığı” veya “alkol bağımlılığı” yanında insanın keşke her “bağımlılık” internetteki gibi bağlantı kesilince ötelenebilen “alışkanlık” düzeyinde olsa diyesi geliyor. Bir de birinin, bir toplumun veya bir ülkenin diğerine bir ihtiyaca, mecburiyete dayalı “bağımlılığı” var ki insana Allah bağlayana merhamet; bağlanana sabır versin dedirtiyor.
“Bağımlı” ve bağımlılık” böyle olumsuz anlamlar içerirken onlarla aynı kökten türeyen “bağımsızlık”; “özgürlük, bağlantısızlık ve istiklâl kelimelerine yakın anlamıyla hem birey hem de toplum olarak kararlarını serbestçe verebilmek olarak karşımıza çıkıyor. Atatürk’ün “karakterimdir” dediği “bağımsızlık”, halk arasında “kurda sormuşlar ensen niye kalın diye o da kendi işimi kendim görürüm de ondan demiş” şeklinde ifade ediliyor.
Adi düğümden ilmeğe bütün düğümleri bağlama ve çözme iradesi elinizde olsun; düğümleriniz kördüğüm olmasın diyerek sözü bağlayalım.
(Not: Prof.Dr.Öcal Oğuz çalışmalarından derlenmiştir.)

