2/3
(Geçen makalenin devamı)
Temel işlevi “utandırma” yoluyla toplumsal düzene destek olmak olan ayıplama kurumu, “ar damarı çatlayanlar” olarak nitelenen kişiler açısından törel hukukun yaptırımı en zayıf alanı olarak görülürken; “yüzü kızaranlar” için “el içine çıkamama” gibi ağır sonuçlar doğurabilir.
Karısını döven ve uyarılara rağmen bunu alışkanlık hâline getirene bir ayıplama yöntemi olarak yolda selam vermeme, kahvehane, meclis, oda gibi ortak sohbet alanlarına almama Türk kültürünün geçmişte güçlü bir şekilde uyguladığı tutumlardandır. Yaren sohbetleri, Barana meclisleri, Sıra geceleri gibi sohbet toplantıları veya Alevi cemleri; sohbete çağırmama, meclise almama veya “düşkünlük” gibi sonuçları olan “ayıplama” kurumları olarak etkin oldukları dönemlerde toplum düzenine önemli katkılar sağlamışlardır.
Ayıplama, tekrarlanan suçlarda yaptırımı olan bir sosyal kurum olarak da karşımıza çıkabilir. Hatalı mal üreten veya satan esnafın pabucunun dama atılması, eşeğe ters bindirilen, üstü başı yırtılan suçlunun alnına kara çalınıp çarşı pazar dolaştırılması, bu esnada “tü sana” denilerek yüzüne tükürülmesi ayıplamanın geçmişteki hukuk uygulamalarına yansımalarıdır. Böyle bir duruma düşen kişi utançtan yerin dibine girmiyorsa “tükürükte boğulması” ihtimal dâhilindedir.
Şurası da unutulmamalıdır ki yazılı hukukun cezayı derecelendirirken kullandığı “uyarma”, “kınama”, “yüz kızartıcı suç” veya “ayıplı mal” düzenlemelerinin ilham ve ihtiyaç kaynakları arasında törel hukukun ihtar ve ikaz anlamı taşıyan “sorması ayıp olmasın” diye başlayan uyarılarına muhatabın güven telkin etmek için kullandığı “ayıpsın” şeklinde verdiği kaçamak cevaplar üzerinden kazanılmış deneyimlerin de etkisi vardır.
Türk töresi öteden beri aile üzerinden kurduğu toplum düzeninin korunması açısından ayıplama kurumunu “tabu” ve “cinsel yasak” alanlarında güçlü tutmuştur. Mesela birine uygunsuz herhangi bir söz ve davranışı için “ayıp ettin” denildiğinde yaptığını savunan kişinin cevap olarak “ayıp yorganın altında” demesi, toplumun cinsellik konusundaki utanma duygusunu ve ayıplama kurumunun bu alandaki gücünü gösterir. Nitekim gusül abdesti alındığı çağrışımı nedeniyle geleneksel toplumda genç evlilerin banyo yaptıklarını ailenin diğer fertlerinden ve çevrelerinden gizlemeleri bu utangaçlığın biraz da abartılı sonuçlarından biridir.
(Devamı var)

