Milas denince artık sadece zeytin, tarih ve Yörük obaları konuşulmuyor.
Milas’ın adı, ne yazık ki uzun süredir madenlerle birlikte anılıyor.
Ama mesele madenin varlığı değil, madenle kurulan yanlış ilişkidir.
Toprak kazıldıkça sadece yerin altı değil, üstündeki hayat da sarsılıyor.
Milas’ta Maden Gerçeği
Milas ve çevresi; linyit kömür, feldspat, mermer ve taş ocakları açısından zengin bir bölge.
Bu zenginlik kağıt üzerinde “kalkınma” olarak sunuluyor.
Oysa sahada tablo başka..
Tarım alanları daralıyor, zeytinlikler tehdit altında, ormanlar parçalanıyor, yeraltı suları zarar görüyor, köyler gürültü, toz ve kamyon trafiğiyle yaşanmaz hâle geliyor.
Milas’ın derdi, yerin altındaki madenden çok, yerin üstündeki hayatın korunamamasıdır.
Zeytinle Maden Arasında Sıkışan Bir Şehir
Bu coğrafyada zeytin ağacı sıradan bir bitki değildir.
Binlerce yıllık bir yaşam biçimidir.
Ancak maden sahalarıyla zeytinlikler arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor.
“Geçici”, “zorunlu”, “kamu yararı” gibi ifadelerle yapılan her müdahale, Milas’ta kalıcı yaralar açıyor.
Bir zeytin ağacının yerine başka bir ağaç dikilebilir belki, ama toprakla kurulan bağ taşınamaz.
İstihdam Söylemi, Gerçekler ve Bedel Maden savunulurken en sık kullanılan gerekçe istihdamdır.
Evet, madenler iş sağlar.
Ama şu soruyu sormadan geçemeyiz değil mi?
Kaç kişiye, ne kadar süreyle, hangi bedel karşılığında?
Tarım bittiğinde, zeytinlik yok olduğunda, su kirlendiğinde; maden kapandığında geriye kalan şey çoğu zaman işsizlik ve tahribat oluyor.
Yani kısa vadeli kazanç, uzun vadeli kayba dönüşüyor.
Milas Ne İstiyor?
Yasak Değil, Adalet
Milas’ın talebi “her şeye hayır” değil; Planlama, denetim, şeffaflık ve yerel halkın söz hakkıdır.
Çözüm Yolları Var mı? Var.
1- Tarım ve zeytinlikler mutlak koruma altına alınmalı
Zeytinlik alanlar maden faaliyetlerine kapatılmalı, istisna değil kural işletilmeli.
2- ÇED süreçleri gerçek anlamda işletilmeli
Kâğıt üzerindeki raporlar değil, sahadaki etkiler dikkate alınmalı. Yerel halkın itirazı göstermelik olmamalı.
3- Maden sahaları için net sınırlar çizilmeli
Her uygun görülen alan “maden sahası” ilan edilmemeli. Milas’ın taşıma kapasitesi gözetilmeli.
4- Rehabilitasyon zorunlu ve denetlenebilir olmalı
Kazılan her alan için gerçek, uygulanabilir ve takip edilen iyileştirme planları şart koşulmalı.
5- Alternatif kalkınma modelleri desteklenmeli
Tarım, kooperatifçilik, zeytinyağı markalaşması, ekoturizm ve kültürel üretim Milas için daha sürdürülebilir alanlardır.
Milas’ın derdi maden değil,
maden uğruna vazgeçilen hayattır.
Toprağın altı elbette kıymetlidir,
ama toprağın üstünde yaşayan insanlar, ağaçlar ve gelecek
daha kıymetlidir.
Bir şehir, toprağını koruyabildiği kadar şehirdir.
Milas hala bunu başarabilir.
Kıymetli milaslılar topraklarımıza hep birlikte amasız fakatsız sahip çıkalım. Gelecek nesillere borcumuzdur. Onlara doğası korunmuş bir Milas bırakmak…

